Müzik

Geçmişten günümüze uzanan bir köprü : Dilek Türkan – An…

Başarılı sanatçı Dilek Türkan’ı en son 3 yıl önce ’Suya Söyledim’ albümü ile dinlemiştik. Türkan’ı şimdi ise bir önceki albümünde olduğu gibi Sony Müzik Türkiye / Columbia etiketiyle; yeni eserlerin olduğu 2018ve bir dönemi niteleyen eserlerin olduğu 1918 olmak üzere iki kısımdan oluşan; ve iki CD olarak piyasaya çıkan üçüncü albümünde dinliyoruz : ‘An‘…

Albümün ilk kısmı 2018’in düzenlemesi usta müzisyen Baki Duyarlar’a ait. Ayrıca Duyarlar, albümde besteleriyle de yer alarak, kendisinin tıpkı 2003’de kaybettiğimiz ve aynı ismi taşıdığı babası gibi Türk Sanat Müziği’ne yenilikler katan bir bestecilik anlayışına sahip olduğu da gözlemlenebiliyor.

2018 başlıklı ilk kısmın ilk eserinin sözleri Dilek Türkan ve İlker Karadağlı’ya, müziği Selim Doğru’ya ait olan ‘Ah İstanbul’ prolog kısmıyla başlıyor, Duyarlar’ın piyanosu, Derya Türkan’ın kemençesi ve Mehmet Akatay’ın perküsyonu, Dilek Türkan’ın vokaline karışıyor ve ana eser başlıyor;  Enver Mete Aslan’ın udu ve Özcan Yılmaz’ın mandolininin ön planda olduğu eserde Erdem Sökmen’in gitarı ve Duyarlar’ın piyanosu altyapıyı tamamlıyor. Albüme güzel bir açılış eseri oluyor, ardından sözleri Karadağlı’ya, müziği Dilek Türkan’a ait olan ‘Aşkın Külleri’ Aslan’ın uduna Duyarlar’ın piyanosu ve Sökmen’in gitarı eşlik ederken, arka kısımda Derya Türkan’ın kemençesinin yanı sıra Cem Aksel’in davulu esere caz tınılar katıyor.

Üçüncü eserin sözleri Yiğit Sertdemir ve Dilek Türkan’a, müziği Tuluğ Tırpan’a ait ‘Nihayet Karşımdasın’, Deniz Yücel’in viyola solosuyla başlayan, Derya Türkan’ın kemençesi ile de güzel bir uyum sağladığı ve Aksel’in davulunun ve Akatay’ın perküsyonunun uyumuyla bir tango havası kattığı esere Sökmen’in gitarı da güzel bir renk katıyor. ardından Dilek Türkan’ın 27 Temmuz 1993’te sonsuzluğa uğurladığı babasına ithaf ettiği ve sözlerini yazdığı, Baki Duyarlar’ın bestelediği ‘İki Kalp Atışı Arasında’ Duyarlar’ın melodikasının yanında alt kısımda Öykü Karadağ’ın klarnetiyle başlıyor ve Sökmen’in gitarı ve Cavit Karakoç’un fagotu da altyapıyı tamamlıyor. Duygulu yapısıyla dinleyiciyi yakalayan ve albümden ilgi göreceğini düşündüğüm başarılı bir eser.

Sıradaki eser, anonim bir besteye Türkan ve Karadağlının sözleriyle oluşmuş ‘Yangın’, Derya Türkan’ın kemençesine Aslan’ın udu ve Akatay’ın perküsyonunun uyumlu birlikteliğiyle başlıyor ve arka planda Duyarlar’ın piyanosu ve Sökmen’in gitarı da eseri tamamlıyor, orta kısımda Derya Türkan’ın kemençe solosu başarılı, albümden öne çıkan duygulu bir eser. Ardından bir Türkan Duyarlar çalışması ve albümün ikinci klip şarkısı ’Neyleyim’ Karakoç’un fagotu ve Sökmen’in gitarına Duyarlar’ın piyanosu ve Aslan’ın udunun da eklenmesiyle ve sözlerdeki anlamlılık ile aynı duygu yüklü havayı devam ettiriyor, perküsyonda Akatay da eserin altyapısını güçlendiriyor.

Ardından sözleri Karadağlı’ya, müziği Derya Türkan’a ait olan bir eser ‘Pandomim Suare’,  Ortaç Aydınoğlu’nun akordeonu Duyarlar’ın melodikası ve piyanosuyla tam bir pandomim gösterisine götürüyor dinleyicileri, o naif hava yakalanabilmiş.. Ardından sırada bu sefer sözü müziği İlker Karadağlı’ya ait bir eser ‘Bir Rüzgar Gibi Geçtin’ var, Indra Mas’ın viyolonseli ve Aydınoğlu’nun akordeonunun uyumuna Sökmen’in gitarı da eşlik ediyor, Akatay’ın perküsyonu da eserin altyapısını tamamlıyor. Bir önceki eserle aynı neşeli havayı devam ettiriyor.

Şimdi ise sözleri Türkan’a, müziği Vasilis Tsitsanis’e ait ‘Gülbahar’ var sırada, Sökmen’in gitarının ön planda olduğu, Aslan’ın udu ve Akatay’ın perküsyonunun Duyarlar’ın melodikasıyla dengelendiği, orta kısımda Derya Türkan’ın kemençe solosuyla dahil olduğu bir eser. Ardından İlker Karadağlı ve Dilek Türkan’ın sözlerine Derya Türkan’ın bir bestesi ‘AdakAksel’in davulu ve Duyarlar’ın melodikasının ön planda olduğu (arka planda piyanosunun da altyapıyı güçlendirdiği), Mas’ın viyolonselinin arka planı tamamladığı ve tam bir tango havasında olan başarılı bir başka eser.

Ardından bir başka Türkan Duyarlar eseri ‘Bahaneler’, Gürtuğ Gök’ün alto saksafonu ve Aslan’ın uduna, Duyarlar’ın piyanosu ve Akatay’ın perküsyonunun eşlik ettiği, hareketli bir eser; Duyarlar’ın piyanosu esere caz tınılar katıyor. 2018 kısmının son eserinin ise sözleri Adil Münseyid’e, müziği Ülker Mammadli’ye ait ‘Bu Dünyanın Neredesindeyim’ sözlerini Dilek Türkan’ın çevirdiği eser, Türkan’ın kemençesi ve Duyarlar’ın piyanosuyla, akustik bir çalışma oluyor ve ilk kısma güzel bir kapanış oluyor. Albümde ayrıca Erdal Aksoy bas gitar ve kontrabasıyla, Özer Özel de yaylı tanburuyla yer alıyor.

1918 başlıklı ikinci kısmın 12 eseri Sirkeci Garı Tarihi Bekleme Salonu’nda, 1 eseri de Babajim Stüdyo’da canlı kaydedilmiş ve bu kısım da bir dönemin sevilen çalışmalarından oluşuyor.

İlk eser, Nihavend makamında bir Behçet Kemal Çağlar dizelerine Zeki Duyguluer eseri ‘Sabah Yıllardan Beri İlk Defa Oldu’ Türkan’ın enstrümansız başladığı eserde, salonun akustiğinin başka bir boyut kattığı duyulabiliyor, Derya Türkan’ın kemençesi ve Yurdal Tokcan’ın udunun ara kısımlarda yer aldığı eserin ardından Nihavend makamında bir anonim eser ‘Bülbül Kantosu’ Derya Türkan’ın kemençesinin, kanunun ve Tokcan’ın udunun yer aldığı eser, Fahrettin Yarkın’ın ritimlerinin de eklenmesiyle başarılı bir yorum oluyor, tıpkı eski taş plaklardaki gibi bir naiflik bu eserde de hakim.

Üçüncü eser, Derya Türkan’ın kemençe ve Baktagir’in kanunu ile açılan Mustafa Sunar’ın Kürdilihicazkar eseri ‘Ne Derin Kudreti Var’, Tokcan’ın udunun da eklenmesiyle, ritm eşliksiz, akustik bir havaya sahip. Ardından Buselik makamında Hikmet Münir Ebcioğlu Yavuz Özüstün eseri ‘Son Şarkı Bu Ağlatır’ var…  Baktagir’in kanunu ile açılan, Derya Türkan’ın kemençesinin ve Tokcan’ın udunun da uyumlu birlikteliği ile devam eden eser, yine ritm eşliği olmadan aynı akustik havayı devam ettiriyor.

Sırada Hicaz makamında anonim eser ‘Gemi Kalkar Sulara Akar’ var; esere Yarkın’ın ritmleri de ekleniyor ve eser Türkan’ın yorumuyla devleşiyor. Ardından Dügah makamında bir eser ‘Aksaray’dan Geçer İken’ (‘Balat Uğramaz‘ ismiyle de biliniyor) yine ud-kanun ve kemençenin uyum içindeki birlikteliğine Yarkın’ın ritmlerinin de eklenmesiyle aynı hareketli havayı devam ettiriyor.

Ardından, Neveser Kökdeş’in Rast eseri ‘Bir Derin Uykuda Şimdi Gönlüm’ var… Baktagir’in kanunu ve Türkan’ın kemençesi ile başlayan eserde Tokcan’ın udu arka planı tamamlıyor; orta kısımda Türkan’ın kemençe solosu güzel bir renk katıyor.  Ardından yine sevilen bir eser, Hüseyni makamındaki Nureddin Şükrü Bingöl’ün dizelerine Yorgo Bacanos’un bestesiyle ‘Bir Yaz Gecesi’ Derya Türkan’ın kemençe taksimiyle açılıyor, ardından kanun ve udun da girişiyle eski dönemlerdeki icra kalitesinde bir yeniden yorumlama oluyor.

Şimdi ise Nazif Girgin’in Muhayyerkürdi eseri ‘Akşam Olunca Yarelerim Sızlar’ kanun ve ud ile başlayan, kemençenin ardından ritmin de eklediği eser, albümün öne çıkan başarılı yorumlarından biri oluyor. Ardından Osman Nihat Akın’ın Nihavend eseri ‘Şu Seven Kalbin Feryadını Duy’ geliyor… Kanun ve kemençenin ön planda olduğu eserde ud da arka planı tamamlıyor.

Sırada Hicaz makamındaki anonim eser ‘Kadifeden Kesesi’ var… Tokcan’ın ud taksimiyle başlayan eser, ardından kemençe ve kanun ile birlikte ritmin de girmesiyle güçleniyor, orta kısımda Derya Türkan’ın kemençesi ön plana çıkıyor. Ardından Nihavend makamında bir eser; sözleri Fikri Akurgal’a, müziği Avni Anıl’a ait olan ‘Kadir Mevlam Sen Verirsin’ yine başarılı bir icra ve yoruma sahip bir yeniden yorumlama. Son eser, Bimen Şen’in Hüseyni eseri ‘Bir Gün Gelecek’… Babajim Stüdyo’da canlı kaydedilen eserde Ara Dinkjian’ın udu ve Derya Türkan’ın kemençesi yer alıyor.

Albümün 2018 kısmının ilk 12 eseri Ada Stüdyo‘da, İhsan Apça ve Özgür Özkan Mete‘nin mix-mastering çalışmasıyla, 13. eseri ise Babajim Stüdyo‘da Burak Serter tarafından kaydedilmiş. 1918 kısmında ise Sirkeci Garı Tarihi Bekleme Salonu‘ndaki eserler (13.eser hariç) ApçaMete ve Yazgülü Gürer tarafından kayıt ve mastering edilmiş. Her iki kısım da bu anlamdaki yüksek kayıt-mix-mastering kalitesiyle dinleyicilere unutulmaz bir müzik deneyimi yaşatıyor.

Bazı ‘an’lar vardır, hem geçmiştedir, hem de bugünde… Bu albüm de yaşatılası anları bir araya getirerek başlıkta da belirttiğim gibi geçmişten günümüze uzanan bir köprü olarak her iki zamanın hem eskimeyen ve hem de yıllar geçtikçe repertuvarlara yerleşecek yeni örneklerini toplayarak, arşivlerde yer almayı hak eden, yılın kendi alanında en başarılı albümlerinden biri.

Emre Siyahoğlu

Her şey müzikle başladıysa da bir yandan sinema meraklısıydı, bir ara edebiyata yöneldi, sonra yine müziğe döndü ve şimdi her üç alanda da yazılarını Bi'Kuble'de paylaşıyor.

Yorum Ekle

Yorum Yap