Röportajlar

İlk solo teklisi “Uyan”ı dinleyicilerle buluşturan Sezen Erol ile bir röportaj…

Sezen Erol… Müzikten farklı bir alandan; Fransız Dili ve Edebiyatı eğitiminden gelse de, içindeki müzik tutkusuyla kendini sahnelerde bulan, sahne performansları ve yer aldığı gruplarla ismini duyuran Erol, daha sonra Yoga eğitmenliğine giden süreçte yine müziğe yönelerek Furkan Karadeniz ile yaptığı çalışmalar sonrasında kendi eseri ilk solo teklisi “Uyan”ı kendi prodüksiyonu olarak dinleyicilerle buluşturdu. Erol ile Bi’Kuble için, müzik yolculuğunu, teklisini, aldığı geri dönüşleri ve gelecek çalışmalarını konuştuk.

Öncelikle “Highly Infected”a kadar olan müzik yolculuğunuzda neler yaptınız?  

 -Highly Infected’a kadar olan müzik yolculuğum hep sahnede geçti. Sahne hayatım, üniversite gençlerinden oluşan bir grupla bahar şenliklerinde başladı. Otellerde şarkı söyleyerek devam etti, kafeler, canlı müzik mekanları ve çeşitli organizasyonlar derken sonra müziğe 5 yıllık ara verdim. Bedensel ve zihinsel sağlığım açısından artık “Bu benim istediğim bir yaşam tarzı ve aradığım meslek değil!” dedim kendime; alkol alımı, gece yarılarına kadar süren sahneler, düzensiz yaşam ve uyku! Böylece 5 yıllık bir ara verdim. Daha sonra Monday In Neptune kurucusu Furkan Karadeniz ile karşılaşınca tüm hikaye farklı biçimde ilerledi ve bir kaç etkenle beraber müziğe devam etme kararı aldım. 

Monday In Neptune ile kaydettiğiniz çalışmalarınız “Highly Infected” ve ”Love is not an Illusion” teklilerinizin oluşum süreci nasıl gelişti? Monday In Neptune (Furkan Karadeniz) ile yollarınız nasıl kesişti? Love is not an Illusion ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?

-Eğer müziğe devam edeceksem yaşam tarzımı bozmadan, yogik yaşama uyumlu (savdik), müzikte üretim aşamasında olmak istiyordum. Yani daha düzenli bir yaşam istiyordum, hostesliği de bu yüzden bırakmıştım. O sene ablamla Kadıköy’e bir şeyler içmek için çıkmıştık, bir pub’da ablamın arkadaşı Furkan Karadeniz (Monday In Neptune kurucusu) ile uzunca sohbet ettik, Instagram’da paylaşımlarımı gördüğünü, sesimi çok beğendiğini söyledi. Biraz aklındaki projelerden, yaptığı aranjelerden ve bana dinletmek istediği şeylerden bahsetti, eğer her şey yolunda giderse beraber çalışabilirdik. Yaptıklarını dinledim, çok beğendim sonrasında telefon görüşmeleri yaptık, buluştuk ve içimden yükselen sözleri yazdım. Heyecanlandık ve birden bu işin içinde bulduk kendimizi. İlk teklimiz Highly Infected’ı yaptık. Furkan, Love is not an Illusion müziğini bana gönderdiğinde  sözler ve tonlamalar zihnimden alt yazı gibi akıp geçiyordu. Çok fazla bir şey yapmama gerek kalmadan bu sözcükleri telefon notlarıma yazdım ve Furkan’a gönderdim. O yaptığım çoğu şeyi beğenirdi ya da değerlendirilebilir diye bir köşede tutmayı severdi. Vokal kaydını aldık, aranjesini bitirdiğinde ortaya çıkan şeye ben de inanamadım çok güzel duyuluyordu. Sosyal medyada çok güzel tepkiler aldım, herkes trafikte veya yoga pratiği yaparken bu şarkıyı dinleyip beni etiketliyordu. Yayınlandıktan sonra arkadaşlarımın beni arayıp mutlulukla çok beğendiklerini söylemesi onaylanma duygumu tamamlıyordu resmen. 

Bir solo tekli yayınlamaya nasıl karar verdiniz ve “Uyan”ın oluşum süreci nasıl gelişti? Düzenlemenizi üstlenen Volkan Konuk ile yollarınız nasıl kesişti?

-Volkan Konuk ile beni Furkan tanıştırdı, çoğu çalışmalarımızı onun stüdyosunda yaptık. Highly Infected’ın vokal kaydını yine Volkan’ın stüdyosunda aldık. Furkan’ın tarzı çok güzel, modern, bir tarzda ilerliyor ama benim gönlümde hep indie-country- blues gibi rock müziğin bu dallarında üretim yapmak vardı, sadece harekete geçmiyordum. Bunlar da çoğunlukla enstrüman kayıtları alınabilecek ortam gerektiren ve bu tarzı benimseyen biriyle yapılması gerekiyordu. Volkan bu yüzden benim aradığım kan diyebilirim. Ama ben yine bu sürece ara vermek istedim, evlilik teklifi almıştım uzunca bir süre müziğin içinde olamayacaktım. Akıl hocam Çetin Çetintaş’ın beni müziğe tekrar yönlendirmesiyle geri dönmeye karar verdim. Müziğe devam etmek istediğimde kendi söz ve bestelerimi icra etmek istediğimi biliyordum. Bu süreçte pandemi ortaya çıktı ve dezavantajı avantaja çevirdim. Uyan şarkısıyla bu zamana kadar olan ruhsal yolculuğumu anlattım.

Uyan ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?

-Uyan aslında tam da tahmin ettiğim gibi ilerliyor, buna ihtiyacı olan insanlar olduğunu hissettiğimden mesajı doğru zamanda yayınladığımı düşünüyorum. Pandemi gibi kolektif bir travma sürecinden geçtik ve bu bize ölümün varlığını hatırlattı. Uyan teklisi; hayat yolculuğumuza daha huzurlu devam etmemiz gerektiği mesajını verdiği için, buna ihtiyacı olan kitlelere ulaştığımda mutlulukla dönüş sağladılar. Hep duyduğum cümle şu oldu, “Ruhum dinlendi, buna ihtiyacım varmış, bize böyle bir şey sunduğun için teşekkür ederiz!” Bunları duymak, insanların yoga pratiği yaparken Uyan’ı dinlediklerini görmek beni çok mutlu ediyor.

Ayrıca prodüksiyonunuzu kendiniz üstleniyorsunuz. Kendi prodüksiyonunuzu yapıyor olmak size yapmak istedikleriniz anlamında daha özgür bir alan sağlıyor mu?

-Kesinlikle; benim tek sponsorum eşim, o benim yeteneklerimle her zaman gurur duydu ve hep destekledi, bu yüzden bunlar aslında ikimizin hayaliydi dolaysıyla evet, hayallerimizi gerçekleştiriyor olmak bizi özgür hissettiriyor. 

Aynı zamanda Yoga alanında başarılı bir kariyere sahipsiniz. Bu bağlamda Müzik ve Yoga alanları size yaşam bağlamında nasıl bir bakış açısı kattı? 

-Yoganın kişinin kendine doğru aldığı bir yol olduğunu söylemiştim. Yoga müzikte olduğu gibi hayatın her alanında var. Yaptığımız her işte aslında özümüze olan tatmini ararız. Yoga bana bunları hatırlatırken müzik ise; ruhumdan yükselen coşkuların sözcükler ve sese dönüşmesiyle ortaya çıkan “eşliğin” kendime doğru olan yolculuğumda bana keyif katıyor.  Bu yolu, güle oynaya şarkılar üreterek ve söyleyerek keyifle yürümek bana huzur veriyor.

Kendi müziğinizi nasıl tanımlarsınız?

-Aslında herhangi bir tarzım yok, her tarzda bir şeyler yapmayı seviyorum ama sanki rock müziğinin indie, country ve blues tarzı bana daha çok keyif verdiği için bu tarzı benimsemiş olabilirim.

Uyan’dan sonra yapmayı düşündüğünüz çalışmalar var mı? 

-Tabii, hali hazırda düzenlemesi yapılmamış sözü ve bestesi bitmiş 6 eser daha var. Bunlar için tam tarih vermem şimdilik mümkün değil fakat üretime uzunca bir süre gücüm yettikçe devam edeceğim.

Sezen Erol’a bu güzel röportaj için teşekkür ediyorum. “Uyan”ı tüm dijital platformlarda bulabilirsiniz.