Röportajlar

İlk teklisi “Dem”i dinleyicilerle buluşturan Mert Aker ile bir röportaj…

Mert Aker… Müziğin eğitiminden gelen ve çok yönlü bir müzisyen olarak farklı alanlarla ilgilenen Aker, kendi solo çalışmalarına yönelmeye karar vererek ilk olarak Alternatif tınılı kendi eseri “Dem”i ilk teklisi olarak People Make Music etiketiyle dinleyicilerle buluşturdu. Aker ile Bi’Kuble için, müzik yolculuğunu, teklisini, aldığı geri dönüşleri ve yeni çalışmalarını konuştuk.

Öncelikle Dem’e kadar olan müzik yolculuğunuzda neler yaptınız? Bu bağlamda müzik üzerine lisans eğitiminiz size müziksel anlamda neler kattı?

-“Dem” öncesi profesyonel alandaki çalışmalarım yaklaşık 4 yıl önce özel kurumlarda enstrüman dersleri vererek başladı diyebilirim. Ders vermeye devam ederken aynı zamanda sınırlarımı genişletmeye çalıştım ve dijital oyunlara, kısa filmlere müzikler yapmaya başladım. Bunlara paralel olarak da müzik grubum için bir albüm hazırlamaya çalışıyordum. Albümü tamamlamamla birlikte, kayıt çalışmalarına başladık. 2020 yılının Nisan aylarında grubumla birlikte bir tekli yayınladık ancak aynı yılın sonlarına doğru grubumuzun dağılması ile birlikte, solo kariyerim başlamış oldu. Kendi albümüm için sıfırdan bir yolculuğa başladım ve yeni baştan bir albüm hazırlama çalışmasına girdim. “Dem” de aslında bu albümün bir parçası ve insanlara müziğimi duyurma yolculuğumun ilk adımı. Müzik üzerine lisans eğitimimin öncesinde de yaklaşık 8 yıllık bir akademik müzik eğitimi geçmişim olduğunu söyleyebilirim. Bu eğitimin bana kattığı en önemli şey sanırım geniş bir müzik perspektifi oldu. Dünya müziğini, müziğin temellerini görmem, müziğin sınırlarının ne kadar geniş olduğunu gösterdi bana. Öğrendikçe, neler yapabileceğim konusunda içimde yarattığı heyecan bile “Dem”e kadar uzanan yolculuğumda büyük rol oynuyor.

Bir tekli yayınlamaya nasıl karar verdiniz ve bu bağlamda Dem’in oluşum süreci nasıl gelişti? Ayrıca düzenlemenizi de kendiniz üstlendiniz. Bu durum size yapmak istedikleriniz anlamında özgü bir alan sağlıyor mu?

-Aslında müziğimi insanlara duyurabilmek çocukluğumdan beri içimde taşıdığım bir hayal. Karar vermem ise az önce de bahsettiğim gibi, grubumun dağılmasıyla gerçekleşti. Yolun ne kadar zorlayıcı olabileceğine dair kaygılarımı bir kenara bırakabilmem ile, kendime ve hayallerime gerçekten zaman ayırmaya başlayabildim. “Dem”in oluşum süreci için ise bahsedebileceğim somut hiçbir şey yok diyebilirim. Beste yapma süreci herkeste değişiklik gösterebilir ve benim için her zaman aniden oluyor. Çocukluğumdan beri, içimden gelen bir melodiyi bulduğum ilk fırsatta piyanoda düzenlemeye, bir yandan da söz yazmaya çalışıyorum ve bu her bestemde böyle gerçekleşiyor. “Dem” de beni bu şekilde aniden yakaladı. Stüdyo kaydından önce her zaman evde kendi imkânlarımla bir demo hazırlarım. Bu bana parçamın bitmiş hali için önemli düzenleme fikirleri verir ve düzenlemeyi kendiniz üstlendiğinizde, kesinlikle içinizden geleni yapmanız daha da kolaylaşıyor. Çünkü düzenleme de besteleme kadar önemli bir süreç ve bir eserin bütünüyle kendinizden bir parça olabilmesinde önemli rol oynuyor.

People Make Music ile yollarınız nasıl kesişti?

-People Make Music, saygı duyduğum ve birlikte çalışmak istediğim önemli müzisyenler tarafından kurulmuş, uzun süredir çalışmalarını takip ettiğim bir firmaydı. Albümün küçük bir parçası tam anlamıyla oluştuktan sonra, bir yandan albüm üzerinde çalışırken bir yandan da albüm öncesi tekli çalışmalarımı yayınlayabilmek için birçok yapımcıyla görüştüm ve bunların arasında ilk iletişime geçtiğim firmalardan biri de doğal olarak People Make Music oldu. Yapımcı firmalar genel olarak tutucu tavırlar sergilerler ve işinize müdahale ederler. Bu sebeple biz müzisyenler, bağımsız çalışmayı daha çok tercih ederiz ancak People Make Music’in bana sağladığı özgür çalışma süreci, kendi içimden geleni yapmam konusunda teşvik ediciydi. Bu sebeple de bu yolculuğa onlarla birlikte başlamış olduk.

Dem ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?

-Dinleyen herkesten aldığım yorumlar beklediğimden çok daha güzeldi. Fikirlerine çok değer verdiğim önemli müzisyenlerden çok güzel dönüşler aldım. Aldığım bu güzel dönüşler, bu yolculuğumdaki adımlarımı hızlandırmam konusunda da aşırı teşvik edici oldu. Şarkının yayınlanma sürecinin çok öncesinde ise henüz stüdyo kaydı bile alınmamışken demoyu dinleyen yakın arkadaşlarımdan aldığım çok olumlu yorumlar, bu yola çıkmamda etkili rol oynadı. İşin aslı, yaptığım müzikten keyif alıyorum, üretmekten, kaydetmekten, söylemekten ve hatta kendi şarkımı dinlemekten dahi çok keyif alıyorum. Çünkü içimden gelen, sevdiğim müziği yapıyorum ve bu beni çok mutlu ediyor. İnsanların da buna verdiği güzel tepkiler doğal olarak içimdeki tutkuyu besliyor. 

Kendi müziğinizi nasıl tanımlarsınız?

-Sürekliliği olan progresif eserler yazmaktan keyif alsam da sabit bir temada veya türde ilerlemek istemiyorum. Kendi özgün tarzımı oluşturabilmek ve yansıtabilmek istiyorum. İşin hissi kısmını düşündüğümde ise, bir sanat eserinin, tüketicide çoğalması gerektiğine inanmışımdır her zaman. Eserlerimde hep içinde bulunduğum, hissettiğim bir hikâyeyi anlatsam da benim için önemli olan ürettiğim eserde anlatılanların, sözcüklerin benim için neyi temsil ettiği değil, dinleyicide neyi harekete geçirdiği, neyi uyandırdığıdır. Bu yüzden de kendi müziğimi net sözcüklerle tanımlamam epey zor. Herkes kendinden bulduğu bir parça ile tanımlayabilir “Dem”i. Öyle de olmalı sanırım. Çünkü müzik benim için mutluluğumuzu da, acılarımızı da paylaştığımız bir yol arkadaşı. Dinlediğim eserlerin bende bıraktığı izlenim ve tanım kesinlikle kişisel ve kendi iç dünyamla ilgili oluyor hep. Umuyorum ki “Dem” dinleyenlere de bana olduğu kadar iyi bir yol arkadaşı olacaktır.  

Dem’den sonra yapmayı düşündüğünüz çalışmalar var mı?

-Albüm çalışmam tüm hızıyla devam ediyor. Albümü elimden geldiğince birbirinden tam bağımsız olmayan ama bir o kadar da birbirine benzemeyen, özgün eserler ile oluşturmaya çalışıyorum. Az önce de dediğim gibi, tek bir tarza bağımlı kalmadan, kendime özgü bir stil oluşturmak çok istiyorum. Bu yüzden aklım tamamen albüm üzerine yoğunlaşmış durumda. Ama yine de albüm öncesi bir veya iki tekli daha yayınlamak istiyorum çünkü insanlara müziğimi emin adımlarla, yavaş yavaş sunmak daha mantıklı geliyor bana. Bunun dışında film ve dijital oyunlara müzikler yapmaya devam ediyorum. Müziğimi üretebileceğim her alanda çalışmak bana keyif veriyor ve gelecek çalışmalarımda da hep bunun ön planda olacağını rahatlıkla söyleyebilirim.

Mert Aker’e bu güzel röportaj için teşekkür ediyorum. “Dem”i tüm dijital platformlarda bulabilirsiniz.