Müzik • Röportajlar

Yeni teklisi “RÜZGAR”ı dinleyicilerle buluşturan Derin Lüleci ile bir röportaj…

2026 ile birlikte sahne performanslarıyla dikkat çeken pek çok başarılı sanatçıyı teklileri ile de görmeye başladık. O isimlerden birisi ise Derin Lüleci. Mart ayındaki ilk teklisi “Keşke” ile dinleyicilerin beğenisin kazanan Lüleci, şimdi ise yine kendi eseri olan “RÜZGAR”ı ATS Production etiketi ile dinleyicilerle buluşturdu. Lüleci ile Bi’Kuble için; müzik yolculuğunu, yeni teklisini, aldığı geri dönüşleri ve gelecek çalışmalarını konuştuk. 

Öncelikle “Keşke”ye kadar olan müzik yolculuğunuzda neler yaptınız?

-Aslında müzik yolculuğum ortaokul yıllarında, katıldığım bir müzik yarışmasıyla başladı. O dönemde müzik öğretmenim, müziğe olan ilgimi fark ederek beni bu alana yönlendirmek istedi. Lisede müzik kulübüne katılmamla birlikte okulun gösterilerinde ve etkinliklerinde sahne alan, şarkı söyleyen öğrenci konumuna geldim. Lise hayatım boyunca üç yıl üst üste Vodafone FreeZone Liselerarası Müzik Yarışması’nda okulumu temsil ettim. Bunun yanı sıra farklı solist yarışmalarına katılarak çeşitli dereceler elde ettim. Bu deneyimler, müziğe olan tutkumu daha da güçlendirdi ve kendimi bu alanda geliştirmem için önemli bir temel oluşturdu. Üniversiteye geçtikten sonra bir arkadaşımın beni bir mekâna önermesiyle profesyonel sahne hayatım başladı. İlk etapta DJ ve vokal olarak sahne alırken, zamanla kendimi geliştirerek orkestralı sahnelere geçiş yaptım. Yaklaşık 3-4 yıl boyunca farklı mekânlarda, otellerde, özel etkinliklerde ve kurumsal organizasyonlarda profesyonel olarak sahne aldım.Bu süreçte kendime sürekli yeni şeyler katmak ve müzikal anlamda ilerlemek için şan ve solfej dersleri aldım. Aynı zamanda boş zamanlarımda, yaşadığım olaylardan ve hissettiklerimden ilham alarak şarkılar ve besteler üretmeye başladım. Ancak kendi şarkılarımı yayımlamak konusunda uzun süre bekledim. Çünkü ortaya koyduğum işten emin olmak ve doğru zamanı yakalamak benim için önemliydi. Sonunda, bu yılın benim için doğru zaman olduğuna karar verdim ve hayatımda çok özel bir yere sahip olan, benim için ayrı bir anlam taşıyan “Keşke” adlı şarkımla müzik kariyerimde yeni bir sayfa açtım.

Bir tekli yayınlamaya nasıl karar verdiniz? Bu bağlamda ilk tekliniz kendi eseriniz “Keşke”nin oluşum süreci nasıl gelişti? Düzenlemenizi üstlenen Emre Kantaşlı ve ATS Production ile yollarınız nasıl kesişti? Keşke ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?

-“Keşke”nin bende yeri gerçekten çok farklı. Hem müzik yolculuğumun ilk göz bebeği hem de hayatımda çok önemli bir hikâyeyi anlatan, benim için son derece özel bir şarkı.“Keşke”yi yazdığım dönemde sevgili menajerim Özge (Şenocak), beni Emre’yle tanıştırdı. Aslında bu şarkı, Emre’yle tanışmamda da büyük bir rol oynadı. Parçanın hikâyesini Emre’ye anlattığımda, kendi zihninde canlandırdığı aranjeyle benim hislerimi bir araya getirdi ve ortaya bambaşka bir duygu çıktı. Her dinleyicide farklı bir hikâye ve anlam uyandırıyor olabilir ama bendeki anlamı elbette çok daha farklı. Belki şu an değil, ilerleyen yıllarda kime ve neye ithafen yazdığımı anlatırım. Şimdilik bana saklı kalmasını istediğim, çok özel bir hikâye. Bu nedenle şarkının taşıdığı anlamı kendime ait bir sır olarak saklamayı tercih ediyorum. “Keşke”, kış döneminde yayımlanan ve yoğun duygular barındıran bir şarkı. Dinleyiciler tarafından da çok güzel karşılandı. Kulağa hızlıca yerleşen, dile dolanan bir yapısı var. Ancak benim için en özel taraflarından biri, şarkıyı sahnede her söylediğimde hâlâ gözlerimin dolması. Belli ki bazı duygular, zaman geçse de müzikle birlikte yaşamaya devam ediyor. Bu noktada Emre’ye, parçayı bu kadar anlamlı bir hâle getirdiği ve bana bu duyguları yeniden yaşattığı için buradan bir kez daha teşekkür etmek istiyorum. Sevgili ve canım menajerim Özge’ye de “Keşke”nin sosyal medya ve basın süreçlerinde bana verdiği inanılmaz destek için ayrıca teşekkür ederim. Onların katkısı bu şarkının hikâyesinde çok değerli bir yere sahip.İleride daha fazla dinleyiciye ulaştığımda, “Keşke”yi dinleyen insanların kendi favori parçaları arasında göreceğime inanıyorum. Çünkü bu şarkının yalnızca benim hikâyemi değil, dinleyen herkesin kendinden bir şey bulabileceği duyguları da taşıdığına inanıyorum.

Yeni tekliniz Kantaşlı düzenlemesi Rüzgar’ın oluşum süreci nasıl gelişti? Rüzgar ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?

-“Rüzgar” aslında bu yıl yaşadığım bir olayın üzerine yazdığım bir şarkı. Kendi değerimi anlatmak, dinleyenlere motivasyon vermek ve güçlü bir kadın enerjisi yansıtmak istiyordum. Tam anlamıyla bir aşk şarkısı olmasa da, içinde biraz kız gücü, özgüven ve “Kazanan her zaman biziz” duygusu barındırıyor. Şarkıyı yazdığım dönemde Manifest grubunu çok dinliyordum. Onların enerjisinden de ilham alarak benzer bir his uyandıran, dinleyeni harekete geçiren bir iş ortaya koymak istedim. Bu fikrimi Emre’yle paylaştığımda, yakalamak istediğim enerjiyi çok iyi anladı ve bu doğrultuda bir aranje hazırladı. Şarkı tamamlandığında Emre’yle stüdyoda inanılmaz bir enerji yakalamıştık. Şarkıyı dinlerken dans ediyo ve ortaya çıkan işten büyük keyif alıyorduk. Gerçekten çok içimize sinen bir çalışma oldu. “Rüzgar”ı ilk olarak kendi çevreme dinlettiğimde aldığım tepkiler de beni çok mutlu etti. Herkes şarkıyı çok beğendi ve özellikle yaz mevsiminde dinlemek istedikleri enerjinin tam olarak bu olduğunu söylediler. Hatta bazı arkadaşlarım, yeni biten ilişkilerinin ardından “Rüzgar”ı dinlediklerinde kendilerini daha motive hissettiklerini paylaştılar. Bu geri dönüşler benim için çok değerliydi. Çünkü şarkıyı yazarken ben de tam olarak bu duyguları yansıtmak istemiştim. Dinleyenlerin kendilerini güçlü, özgüvenli ve motive hissetmesi, şarkının onlara bir şey katması benim için tarifsiz bir mutluluk. Bu nedenle “Rüzgar”ın hem hikâyesi hem de taşıdığı anlam, müzikal yolculuğumda benim için çok özel bir yere sahip.

Rüzgar’ın Ömer Namoğlu & Bedirhan Arda Turfanda yönetmenliğindeki klibinin oluşum süreci nasıl gelişti? Klip ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?

-Ömer ve Arda, üniversite yıllarımdan beri hayatımın ve müzik yolculuğumun her aşamasında yanımda olan, çok yakın iki arkadaşım. Ben Endüstriyel Tasarım okurken onlar Radyo-Televizyon ve Sinema bölümünde eğitim alıyordu. Aynı fakültede olduğumuz için derslerimiz olmasa bile neredeyse tüm zamanımızı birlikte geçiriyorduk. Birbirimizi çok iyi tanıdığımız, birlikte büyüdüğümüz ve pek çok şey paylaştığımız bir arkadaşlığımız var.Beni ve hikâyemi bu kadar iyi bildikleri için “Rüzgar”ın  klibinde de onlarla çalışmak istedim. Görsel tasarımlarına ve vizyonlarına gerçekten çok güveniyorum. Hatta kendilerini geleceğin önemli yönetmen adayları olarak görüyorum.Şarkıyı onlara ilk dinlettiğimde, hikâyesine ve anlatmak istediğim duyguya hâkim oldukları için kafalarında tam olarak hayal ettiğim tarzda bir klip canlandı. Deniz kenarında, kız kıza, renkli ve enerjisi yüksek bir klip fikri üzerine çalışmaya başladık.Kendi imkânlarımızla ortaya bence çok güzel bir iş çıkardık. Klip tamamlandığında ilk kez birlikte izlerken oldukça duygulandık ve kendimizle gurur duyduğumuz bir an yaşadık. Elbette daha profesyonel imkânlarla farklı bir çekim de yapılabilirdi. Ancak bu projede benim için asıl önemli olan, birlikte bir şeyler başarmak ve inandığımız yolda birbirimizden öğrenerek ilerlemekti. Her şeyi en iyi şekilde yapmaya çalışırken beraber gelişmek, üretmek ve hayallerimizin peşinden gitmek benim için bu işin en değerli tarafı.

Kendi yaptığınız müziği nasıl tanımlarsınız?

-Yazdığım şarkılar genellikle kendi hikâyelerimden ve yaşadığım deneyimlerden ilham alıyor. Pop müzik dinlediğim ve sahnelerimde de ağırlıklı olarak pop söylediğim için ürettiğim müzikler de pop ve slow pop çizgisinde şekilleniyor.Müzikal anlamda biraz daha eski kafa bir dinleyici olduğumu söyleyebilirim. Bu nedenle yalnızca günümüzün sound’larını takip etmek yerine, eski ve yeni müziğin bir araya geldiği, ikisinin de izlerini taşıyan bir tarz oluşturmak istiyorum. Hem geçmişten gelen melodik anlayışı hem de günümüzün modern sound’larını harmanlayarak kendime özgü bir müzik dili yaratmaya çalışıyorum.Şarkılarımın sözlerinde mutlaka bir hikâye ve duygu olmasına önem veriyorum. Dinleyicinin yalnızca müziği dinlemesini değil, aynı zamanda o hikâyenin içinde kendinden bir parça bulmasını ve farklı duygular yaşayabilmesini istiyorum.Müziğimde anlatmak istediğim en önemli şeylerden biri ise hiçbirimizin yaşadığı zorluklarda yalnız olmadığı. Hepimizin hayatında zor dönemler, dile getiremediğimiz ve içimize attığımız anlar olabiliyor. Ben de kendi hikâyelerimi müziğe dökerek, dinleyicilerime bu duygularda yalnız olmadıklarını hissettirmeyi hedefliyorum. Benim için müzik, yalnızca bir şarkı söylemekten ya da bir melodi üretmekten çok daha fazlası. Yaşanmışlıkları, duyguları ve bazen kelimelere dökülemeyen hisleri paylaşabilmenin bir yolu. Eğer bir şarkım birinin kendini daha iyi anlamasına, güçlenmesine veya yalnız hissetmemesine vesile olabiliyorsa, bu benim için müziğin en anlamlı tarafı.

Rüzgar’dan sonra yapmayı düşündüğünüz çalışmalar var mı?

-Evet, şu anda yeni müzikler ürettiğim ve bunları hayata geçirme aşamasında olduğum oldukça heyecanlı bir süreçteyim. Üzerinde çalıştığımız yeni şarkımın adı “Söz Verdim”. Yine söz ve müziği bana ait olan bu şarkı, kendime verdiğim sözleri ve yaşadığım olaylarla birlikte hissettiğim duyguları unutmamak için yazdığım özel bir şarkı. “Söz Verdim”i biraz sonbahar ruhuna uygun bir aranjeyle dinleyiciyle buluşturmak istiyorum. Şarkıyı yazarken daha depresif bir duygu hâkimdi, ancak şu anda bu hissi daha akustik, sıcak ve tatlı bir atmosfere nasıl taşıyabileceğimiz üzerine çalışıyoruz. Bu nedenle aranje sürecinde hâlâ geliştirmeler yaptığımız bir dönemdeyiz. Her şey planladığımız gibi ilerlerse, şarkıyı Ekim ayının sonlarına doğru yayımlamayı düşünüyorum. Hem şarkının hikâyesi hem de taşımasını istediğim duygu açısından benim için oldukça özel bir çalışma.“ Söz Verdim”in dinleyicilerde sıcak ve güzel duygular uyandırmasını, aynı zamanda kendi hayatlarında motivasyon bulabilecekleri bir şarkıya dönüşmesini istiyorum. Bazen insanın kendine verdiği bir söz, yeniden ayağa kalkması için ihtiyaç duyduğu en önemli şey olabiliyor. Ben de bu şarkıyla dinleyicilerime böyle bir his geçirebilmeyi umuyorum. Benim için çok keyifli bir röportajdı. Umarım beni dinleyenler ve tanımak isteyen, tanımayan dinleyicilerim içinde güzel bir fırsat olmuştur.

Derin Lüleci’ye bu güzel röportaj için teşekkür ediyorum. RÜZGAR’ı tüm dijital platformlarda bulabilirsiniz.