Bağımsız Sahne köşesinin yüz altmış ikinci konuğu, almış olduğu müzik eğitimleri doğrultusunda zaman içinde kendi şarkılarını yapmaya başlayan, bu doğrultuda 2025 sonbaharında kendi eseri ilk teklisi “Defter”i dinleyicilerle buluşturan Dilan Mira oldu. Dilan Mira ile Bi’Kuble için, müzik yolculuğunu, teklisini, aldığı geri dönüşleri ve gelecek çalışmalarını konuştuk.
Öncelikle “Defter”e kadar olan müzik yolculuğunuzda neler yaptınız?
-Müzikle iç içe bir evde büyümemiş olmama rağmen bir şekilde müziği hep içinde büyüten bir çocuktum. Küçük yaşlardan özellikle klasik ve caz müzik dinleyerek başlayan müzik algım, ülkemizdeki ve dünyadaki rock başta olmak üzere farklı dünyaları keşfetmekle devam etti. Ayrıca, yazma ve okumaya merakımın da etkisiyle ilk şarkımı 14 yaşında gitarımla yazdım. O yıllarda genelde konserlere yaşım yetmese de sevdiğim müzisyenlere ulaşıp, ailem yanımdayken sektörü tanıma şansım oldu. Dönem dönem, şan başta olmak üzere, solfej, müzik teorisi, müzik prodüksiyonu, klasik gitar ve hatta bas gitar dersleri aldım. Farklı mekanlarda sahne alma ve amatör müzik gruplarına dahil olma fırsatı buldum. Kısa bir dönem radyoda müzik koordinatörü olarak çalıştım. Geçtiğimiz aylarda da yıllardır en büyük hayalim olan kendi şarkılarımı paylaşmaya söz ve müziğini yazdığım “Defter”i yayınlamakla başladım.

Bir tekli yayınlamaya nasıl karar verdiniz? Bu bağlamda “Defter”in oluşum süreci nasıl gelişti? Düzenlemeyi üstlenen Orçun Ayata ile yollarınız nasıl kesişti?
-Hayat birçok insanı olduğu gibi beni de farklı yerlere sürüklese de çocukluktan beri içten içe en büyük isteğim, hikayesini yazdığı şarkılarla anlatan bir şarkıcı-şarkı yazarı olmaktı. Bunun için de şarkılarımı odamdan çıkarıp dünyayla paylaşmam gerektiğinin farkındaydım. Fakat, hep “doğru zaman”ı bekliyordum. Bir gün, ne “tesadüf” ki bu korkularla müzikten en çok uzaklaşmaya çalıştığım dönemde bir sakatlık yaşadım ve bir süre yürüyemedim. O sıra okuduğum Julia Cameron’ın Sanatçının Yolu kitabı (hala bitirmemiş olsam da) bana kendimi müzik yoluyla açma cesaretini verdi. Sonraki süreçte şarkılarımı daha profesyonel duyulacak hale getirmek için arayışa girdiğimde Orçun Ayata’yı buldum. Defter için hayal ettiklerimin çalıştığı tarzlar arasında görece yeni olduğunu söylemesine rağmen bunları hayata geçirmek için değerli bir çaba sarf etti. Hem müzik ve iletişim yeteneğiyle, hem sayesinde tanıştığım dünyanın dört bir yanından müzisyenlerle müzikal olarak dolu bir şarkı ortaya çıkardığımızı düşünüyorum.
-Defter, yayınladığım ilk şarkı olmasının etkisiyle dağıtımla alakalı teknik bazı sebeplerle tanıtım açısından pek şanslı olamadı. Fakat buna rağmen, tanıdığım ve tanımadığım insanlardan genelde olumlu dönütler aldı. Bu gibi zorluklara rağmen, hiç beklemediğimiz bir günde algoritmanın onu başka insanların önüne de çıkarmaya başladığını fark ettik. Yani seneler önce ODTÜ’deki yurt odamda hiçbir şey düşünmeden yazdığım bu şarkı bir şekilde kendi dinleyicisini buldu.
Klibi yöneten Elif Abaylı ile yollarınız nasıl kesişti? Klibin oluşum süreci nasıl gelişti ve klip ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?
-Daha çok “lorenipsum” adıyla bilinen Elif Abaylı aslında çok üretken ve başarılı bir multimedia artist. Kendisi ayrıca çok sevdiğim ve doğum günümüzün bile ortak olduğu yakın bir arkadaşım. Ona ilk şarkımı çıkaracağım zaman klip ve kapak fotoğrafı/tasarımı konusunda bana yardımcı olabilir mi diye sordum, sağ olsun düşünmeden kabul etti. Klibi minimal ve biraz vintage hayal ediyordum. Bu yüzden, klibi Elif’le yıllar önce arkadaş olduğumuz aynı yazlık mekanda iPhone 15 ile çektik. Sonra ben kurgu ve editini bitirince paylaştık. Onun estetik zevkinin büyük etkisiyle, klip hakkında da aldığımız yorumlar genel olarak güzel oldu.
Bununla birlikte müziğinizi bağımsız olarak yayınlıyorsunuz. Bağımsız bir müzisyen olmak size müziğiniz adına yapmak istedikleriniz anlamında özgür bir alan sağlıyor mu?
-Kesinlikle sağlıyor. Fakat, her özgürlüğün olduğu gibi bunun da getirdiği sorumluluklar var. Yıllardan beri, hem bir plak şirketiyle çalışan hem bağımsız olarak var olan müzisyenleri dinlemiş ve bir kısmıyla da fikir alışverişi yapmış biri olarak, doğal akışında bağımsız olmaya yöneldim. Ama bu özellikle benim gibi henüz tam bir ekibi olmayan müzisyenler için çoğu şeyi kendi başına halletmeyi öğrenmek demek. Mesela Defter’i yazmak ve söylemek işin sadece bir kısmıydı. Defter’in öncesi ve sonrasında öğrenmek mecburiyetinde kaldığım şeylerden bazıları: Sosyal medya hesaplarını yönetmek, düzenli içerik üretmek, kendi websiteni oluşturmak, hukuki işleri yürütmek, tanıtım yapmak, video editlemek ve hatta gerekince kendi kendinin prodüktörü olmak… Şu an bağımsız bir yol izliyorum ama ilerde ne olacağı belli olmaz elbette. Özetle, herkesin şartlarına ve beklentilerine göre karar vermesi en doğrusu olacaktır.
Kendi müziğinizi nasıl tanımlarsınız?
-Müziğimi, eksenine kendi yaşadığım kadar gözlemleyip hissettiğim hikayeleri de alan, farklı tarzlardan beslenen ama onlarla sınırlı kalmayan bir varlık olarak tanımlıyorum. Bu varlık bazen çok akışkan bazen kaya gibi sert olsa da benden ve bir şekilde şahit olduklarımdan izler taşıyor. Ayrıca, müziğimin çevresinde şekillenen kapak tasarımı, klip, styling vb. gibi görsel dünyayı da müziğimle bir bütün olarak gördüğüm için çok önemsiyorum ve hikayelerim adına bu bütünlüğü yakalamaya gayret ediyorum.
Defter’den sonra yapmayı düşündüğünüz çalışmalar var mı?
-Evet, bir süredir hem yeni bir şarkı hem Defter’in farklı bir versiyonu için çalışıyoruz. Yakında yayınlayacağım yeni şarkı “Kalbim Dolu” isimli sürprizli bir alternatif rock şarkı. İlk kez prodüktörlüğünü kendim üstlendiğim bir şarkı olması beni ayrıca heyecanlandırıyor. Bu yolculuğu müziğimle beraber çok uzun yıllar sürdürmeyi diliyorum.
Dilan Mira’ya bu güzel röportaj için teşekkür ediyorum. “Defter”i tüm dijital platformlarda bulabilirsiniz.












Yorum Ekle