Röportajlar

Bağımsız Sahne #161: İlk teklisi “Bir Sızı”yı dinleyicilerle buluşturan Ekinben ile bir röportaj…

Bağımsız Sahne köşesinin yüz altmış birinci konuğu, müziğin eğitiminden gelen ve zaman içinde kendi şarkılarını yapmaya başlayan, bu doğrultuda geçtiğimiz haftalarda kendi eseri ilk teklisi “Bir Sızı”yı dinleyicilerle buluşturan Ekinben oldu. Ekinben (Ekin Yalçınkaya) ile Bi’Kuble için, müzik yolculuğunu, teklisini, aldığı geri dönüşleri ve gelecek çalışmalarını konuştuk.

Öncelikle “Bir Sızı”ya kadar olan müzik yolculuğunuzda neler yaptınız? Bu bağlamda konservatuvar eğitiminiz size müziksel anlamda neler kattı?

-Müziğe ilk defa Ankara Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi’nde başladım. Öncesinde yalnızca kendi kendime şarkı söylüyordum ve ortaokuldaki müzik öğretmenimin yönlendirmesiyle müzik okumaya başladım. Orada viyolonsel ve piyano ile tanıştım. Viyolonseli çok sevmeme rağmen sonrasında şarkı söyleme aşkım daha ağır basınca üniversitede ses eğitimi okumak istedim. Konservatuvar eğitimi ve süreci çok keyifli olmakla birlikte mezun olacağım sıralarda kendimi bir opera şarkıcısı olarak göremiyordum, o dünyaya ait hissedemiyordum. Müzikal anlamda bana çok katkısı olsa da şarkı söyleme konusunda üzülerek aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Bu karışık duygularla mezun oldum ve 2013 yılından beri bir kurumda piyano eğitmenliği yapıyorum. Yıllar geçip giderken şarkı söylemeyi zamanla bıraktım ve belki biraz küstüm diyebilirim. Aralarda ufak tefek söz yazma ve besteleme çalışmalarım oluyordu fakat yoğun çalıştığım için gerisi gelmiyordu. Bu küskün olduğum yılların birinde Barışa Ezgiler grubuyla tanışıp orada çello çalarak ve farklı dillerde şarkılar söyleyerek müzikle de yavaş yavaş tekrar barışmaya başladım. Çok sesli batı müziği eğitimi almış birisi olarak bu grupla çaldığımız farklı dillerdeki halk şarkıları, türküleri gönlümü de repertuarımı da oldukça genişletti. Bu arada çalıştığım kurumda çocuklarla farklı projeler de yürütüyordum. Çocukların sözlerinden besteler yapıyordum ve zamanla bu işi ne kadar sevdiğimi hatırlayıp kendi şarkılarımı yazmaya ve bestelemeye doğru evrildi yolum.

Bir tekli yayınlamaya nasıl karar verdiniz? Bu bağlamda kendi eseriniz olan ilk tekliniz “Bir Sızı”nın oluşum süreci nasıl gelişti? Ayrıca düzenlemenizi eşiniz Erkan Yalçınkaya üstlendi. Bu bağlamda ilk teklinizde eşinizle çalışmak size müziksel anlamda yapmak istedikleriniz anlamında özgür bir alan sağlıyor mu?

-Benim şarkı yazmadaki en büyük motivasyonlarımdan biri de kendi sesimi ve kendi sözümü yeniden bulmaktı. Uzun yıllar kendi içimde süren bir mücadelenin artık dışarı çıkması gerekiyordu. Kendimi tanımak ve yaşadığımız dünyada konumlandırmaya çalışmak yıllarımı aldı… Ruhumu iyileştirmek için yaptığım yatırımlar ses ve söz olarak hayat bulmak istedi, ben de buna izin verdim. Sevgili Simge Pınar’ın Şarkı Yazarlığı atölyesi de tam böyle bir zamanda karşıma çıktı ve yaratıcılık sürecim bu şekilde olgunlaşmaya başladı. Uzun bir süre yazmaya ve bestelemeye devam ettim. Elimde şarkılar biriktikçe birikti ama bunları nasıl dönüştüreceğimi bilemiyordum. Bu süreci de sevgili Sevcan Karadağ’ın yürüttüğü Sanatçının Yolu atölyesine katılarak adım adım planladım. Öncelikle ilk olarak hangi şarkımın duyulur olmasını istediğime karar vermem gerekiyordu. Adından da anlaşıldığı üzere uzun zamandır içimde sızlayan bir yer vardı ve sanıyorum ülke ve hatta dünya olarak üst üste yaşadığımız acı olaylar, cezasızlık, sosyal medyada her gün aşırı bir şekilde maruz kaldığımız korkunç haberler, bu haberlerin çoğumuzda yarattığına inandığım tükenmişlik ve bunun sonucunda oluşan hissizleşme ve duyarsızlaşma önceliğim oldu. Evimizde uzun zamandır bir stüdyomuz var. Eşim de anlaşıldığı üzere müzisyen. Benim varoluşçuluk hezeyanları geçirdiğim bütün bu yıllarda (gülüyor), eşim hiç durmadan kendini kayıt teknolojileri, aranje, armoni alanlarında geliştirdi ve sonunda ikimizin birikimlerinin kesiştiği bir noktada bulduk kendimizi. Benim elimde söz, müzik ve bolca duygu, onun elinde de bir şarkının tam anlamıyla oluşması ve kaydedilmesi için ne gerekiyorsa onlar vardı. Tabii ki bundan da öte bu süreçte en çok onun zamanına ihtiyacım vardı. Çok şanslıyım ki bu zamanı yarattı ve bütün titizliği ile şarkı üzerinde çalıştı. Eşimle çalışıyor olmanın en özgürleştirici tarafı beni ve dünyamı çok iyi anlıyor olması ve benimle her anında aynı heyecanı paylaşıyor olmasıdır. Ama tabii ki onun da bir hayatı, yetiştirmesi gereken başka işleri, tamamlaması gereken başka projeleri vardı ve benim her istediğim an onun uygun olamaması gibi gerçekler de oldu. Örneğin ilk şarkıyı çok daha önce çıkarmak istedik aslında ama uzun bir süre onun uygun olmasını beklememiz gerekti. Ama zamanlarımız uyup da çalışabildiğimiz her fırsatta müzikal anlamda hep benzer noktalardaydık, bu da işimizi hızlandırmış oldu.

Bir Sızı ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?

-Şarkı ile ilgili geri dönüşler beklediğimden güzel oldu açıkçası. Tarz itibariyle yakın hissetme anlamında zorlayıcı olur mu diye endişelerim olmuştu ama düşündüğüm gibi olmadı.

Kendi müziğinizi nasıl tanımlarsınız?

-İnsan ruhunun derinliklerine ve dış dünyada olan bitene eşit derecede merak duyuyorum, söz ve müziğimle de bu merakımı anlatabilmeyi hedefliyorum.

Bununla birlikte müziğinizi bağımsız olarak yayınlıyorsunuz. Bu bağlamda bağımsız bir müzisyen olmak size müziğinizde yapmak istedikleriniz anlamında özgür bir alan sağlıyor mu?

-Eğer maddi anlamda bu işe bağımlı değilseniz yani yaptığınız müzikten para kazanmak gibi bir mecburiyetiniz yoksa, takipçi ve tıklanma sayılarının yani pazarlama ve networkün çok da önemi kalmıyor bu durumda.  Elbette daha fazla insana ulaşabilmeyi çok isterim, sonuçta paylaşım yapmanın bütün amacı bu ama bunun olması için kendimden başka kimseye karşı bir sorumluluğum olmaması çok özgür hissettiriyor ve kreatif anlamda özgürlüğe gelecek olursak daha önce de bahsettiğim gibi benim motivasyonum tamamen kendilik sürecimle ilgili. Ekinben diye altını çizmemin de sebebi bu. Bu kadar düşünsel ve sözel anlamlarda da bağımsızlığımı ilan ettiğim bir süreçte sanıyorum bu alanda kısıtlanmak ya da engellenmek hiç istemeyeceğim bir şey olurdu. Tabii hayatın neler getireceği bilinmez, o yüzden şimdilik aksine ihtiyaç duyana kadar bağımsız olma fikri çok iyi geliyor…

Bir Sızı’dan sonra yapmayı düşündüğünüz çalışmalar var mı?

-Halihazırda birikmiş çok fazla şarkı var elimde. Sanıyorum bir ya da iki tekli daha çıkardıktan sonra artık bir albüm yapmak istiyorum. Konsept de şarkılar da hazır ama zamanı nasıl yöneteceğiz ben de bilmiyorum! (gülüyor) ve son olarak buradan ilk şarkıma hayat veren üç insana da tekrar teşekkür etmek istiyorum. Mix-Mastering için uzak mesafede olmamızarağmen dostça iletişimi ile süreci keyifli hale getiren sevgili Gökhan Kimverdi’ye, yine çok uzaklarda yaşayan, şarkımaruhunu katan müzisyen, sevgili Márton Adámi’ye ve tabii ki canla başla çalışıp sözüme müziğime can veren sevgili eşime çok teşekkür ediyorum. 

Ekinben’e bu güzel röportaj için teşekkür ediyorum. “Bir Sızı”yı tüm dijital platformlarda bulabilirsiniz.