Röportajlar

Bağımsız Sahne #163: İlk teklisi “Sor Bana”yı dinleyicilerle buluşturan Gülça ile bir röportaj…

Bağımsız Sahne köşesinin yüz altmış üçüncü konuğu, müziğin eğitiminden gelen zaman içinde çoksesli koro tecrübeleri doğrultusunda devam ettiği müzik yolculuğunda kendi şarkılarını yapmaya başlayan, bu doğrultuda 2025 sonbaharında kendi eseri ilk teklisi “Sor Bana”yı dinleyicilerle buluşturan Gülça oldu. Gülça (Gülça Özcer Aşçıoğlu) ile Bi’Kuble için, müzik yolculuğunu, teklisini, aldığı geri dönüşleri ve gelecek çalışmalarını konuştuk.

Öncelikle “Sor Bana”ya kadar olan müzik yolculuğunuzda neler yaptınız? Bu bağlamda konservatuvar eğitiminiz, koro deneyimleriniz ve size müziksel anlamda neler kattı?

-Aslında kendimi bildim bileli müzikle çok kalpten gelen bir bağım vardı. Okul yıllarımda Sabiha Yılmaz şefliğinde koro tecrübem başladı. Daha sonra hem hocalarımın hem de ailemin desteğiyle üniversite eğitimimle eş zamanlı olarak İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı ‘nda klasik batı müziği eğitimi aldım. Daha sonra da Bahçeşehir Üniversitesi Konservatuvarı’nda müzikal tiyatro eğitimimi tamamladım. Konservatuvar eğitimi benim için sadece teknik bir kazanım değil, müziğe bakışımı derinleştiren bir süreç oldu. Sesimi tanımayı, sınırlarımı bilmeyi ve duygularımı teknikle dengeleyerek daha bilinçli ve güçlü bir şekilde ifade etmeyi öğrenmem, bugün yaptığım müziğin temelini oluşturuyor. Ayrıca müzik yolculuğumun en önemli kısmı sizin de bahsettiğiniz gibi koro deneyimimdir, 18 yıldır Çelik Kasapoğlu şefliğindeki Ladies & Gentlemen korosunda hem korist hem de solist olarak görev alıyorum. Bu sayede birçok önemli sanatçıyla da aynı sahnede ve vokal kayıtlarında yer alma fırsatını yakaladım. Koro kültürünün getirdiği çok sesliliği ve bir topluluğun aynı duyguyu paylaşarak bir şeyler üretmesi duygusunu çok seviyorum.

Aynı zamanda Hera Gift Songs isimli kendi oluşumunuz ile dev üretimler yapıyorsunuz. Bu üretimlere başlama süreciniz nasıl gelişti?

-Üniversite sonrası 16 yıl kurumsal hayat tecrübem oldu. 2021 yılında da Hera Gift Box adıyla kendi şirketimi kurarak kurumsal firmalara özel hediye setleri üretmeye başladım. Sevdiklerim için özel ve düşünülmüş hediyeler hazırlamayı hep çok sevdim ve bu sayede kurumsal tecrübemle bu ilgimi birleştirmeyi başarmış oldum. Markamın adı da 2020 yılında barınaktan sahiplendiğimiz alman çoban köpeğimiz Hera’dan geliyor! Daha sonra birine verilebilecek en özel hediyenin onun için yazılmış bir şarkı olacağı fikriyle Hera Gift Songs markasını oluşturarak Çelik Kasapoğlu’yla birlikte kişiye özel şarkılar yazmaya başladık. 

Bir tekli yayınlamaya nasıl karar verdiniz? Bu bağlamda “Sor Bana”nın oluşum süreci nasıl gelişti?

-Aslında uzun yıllardır kendi şarkılarımı yazmak hayalim vardı ama doğru zaman olduğunu hissetmemiştim. Cesaretimi toplamam gerekiyordu sanırım çünkü yaşadığınız en derin duyguları sizi dinleyecek bir sürü insanla en dürüst haliyle paylaşmanız, tabiri uygunsa maskelerinizden arınmanızı gerektiriyor. “Sor Bana” tam anlamıyla içsel bir yüzleşme döneminin ürünü. Bir kırılmanın, bir kabullenişin ve bir güçlenmenin hikâyesi… Yazma süreci içimden çok doğal aktı; hiç zorlamadım. Melodisi de, sözleri de yaşadığım duyguların direkt bir yansıması oldu. Bir noktada artık saklamamam gerektiğini düşündüm ve bu kez gerçekten “hazırım” dedim. “Sor Bana” benim için bir başlangıç sembolü. Kendi şarkılarımı üretmeye başlamak konusunda da başta koro şefim Çelik Kasapoğlu olmak üzere çok sevgili müzisyen dostlarımın büyük desteğini gördüm. 

Düzenlemeyi üstlenen Eser Taşkıran ile yollarınız nasıl kesişti? 

-Eser Taşkıran bu ülkedeki çok önemli sanatçılarla beraber çalışmış ve yeteneğine çok güvendiğim bir aranjördür. Benim de yine yıllar öncesinde koro projelerinde çalışırken tanıştığım eski bir dostumdur. Şarkı tamamlanınca ona götürdüm, o da çok içten bir şekilde sahiplendi. Düzenlemeyi yaparken hem şarkının ruhuna sadık kaldı hem de ona başka bir boyut kattı. Çok kolay iletişim kurabildiğimiz, ortak duyguda buluşabildiğimiz bir süreçti. Onun dokunuşu “Sor Bana”nın dünyasını komple genişletti diyebilirim.

Sor Bana ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?

-Beklediğimden çok daha güçlü geri dönüşler aldım. İnsanların şarkıda kendi hikâyelerini bulması beni en çok etkileyen kısım oldu. Dinleyenlerin şarkıyı sadece dinlemeyip, onunla bir bağ kurduğunu hissettim. Duygu yoğun ve samimi bir şarkı olmasını arzu etmiştim ve dinleyicilerde bu etkiyi yarattığımızla ilgili geri dönüşler beni çok mutlu etti. Dinleyicilerden bazısı yeterince anlaşılmadığını düşündüğü bir noktada “Sor Bana” dedi, bazısı içinde tuttuğu acılarla yüzleşti, bazısı da kırıldığı yerden sürgün verecek cesareti buldu bu sözlerde ve melodide. Sonuç olarak şarkının kendi yolunu sessiz ama derin bir şekilde bulduğunu düşünüyorum. 

Ayrıca müziğinizin dağıtımını bağımsız olarak yaptınız. Bu durum size müziğinizi sunmak adına özgür bir alan sağlıyor mu?

-Kesinlikle. Bağımsız olmak bazı açılardan daha çok sorumluluk gerektiriyor ama yaratıcılık anlamında olağanüstü bir özgürlük sağlıyor. Şarkının çıkış tarihinden kapak görseline kadar her şey tamamen benim kontrolümdeydi. Kendi hikâyemi birine onaylatmadan anlatabilmek, kendimi ifade etme biçimimi sınırlamamak benim için çok değerli. Ancak maalesef Türkiye şartlarında bağımsız olarak şarkınızı sunduğunuzda istediğiniz büyüklükte kitlelere kendinizi duyurabilmeniz çok daha zor oluyor. 

Sor Bana bağlamında bundan sonra yapmak istediğiniz çalışmaları da göz önünde bulundurarak yapmak istediğiniz müziği nasıl tanımlarsınız?

-90’lar Türkçe müziğini ve oradaki samimiyeti çok sevdiğim için sanırım ürettiğim şarkılarda dinleyiciler de o dönemlerin izlerini buldular. Bundan sonra da insanların üzüntülerine, heyecanlarına, mutluluklarına eşlik edecek ve uzun yıllar dinlenmeye devam edilecek şarkılar yapmak isterim. Hem melodik hem sözel olarak derinliği olan işler beni cezbediyor. Pop çizgisinde ilerlesem de duygusal yoğunluk ve hikâye anlatıcılığı hep merkezde olsun istiyorum. 

Sor Bana’dan sonra yapmayı düşündüğünüz çalışmalar var mı?

-Evet! Yeni şarkımın hazırlık süreçleri bitmek üzere, eğlenceli bir dans şarkısı var sırada. 2026 ilkbahar-yaz aylarında çıkarmayı planlıyorum. Düzenleme için yine Eser Taşkıran’la çalıştım ve çok değerli müzisyen arkadaşlarım vokalleriyle renk kattılar. Bunun haricinde de yeni şarkılarımın üretim süreci devam ediyor. “Sor Bana” benim için çok değerli bir başlangıç oldu ve bu yolda emin adımlarla uzun yıllar ilerlemek istiyorum. 

Gülça’ya bu güzel röportaj için teşekkür ediyorum. “Sor Bana”yı tüm dijital platformlarda bulabilirsiniz.