Röportajlar

İlk teklisi “ALACALI”yı dinleyicilerle buluşturan Ece Ata ile bir röportaj…

Edited in Tezza with: Luxe, Crop, Contrast, Brightness, Fade, Highlights, Temperature, Focus, & HSL

Ece Ata… Müzisyen bir aileden gelerek çocuk yaştan beri müziğin içinde olup müziğin eğitiminden gelen bir isim olarak zaman içinde ismini duyurdu ve bu bağlamda özellikle Serkan Çağrı Sahnesi programındaki performansları ile dinleyicilerin beğenisini kazanmaya devam etti. Şimdi ise Ata, Notist Yapım etiketiyle ilk teklisi “ALACALI”yı dinleyicilerle buluşturdu. Ece Ata ile Bi’Kuble için, müzik yolculuğunu, teklisini, aldığı geri dönüşleri ve gelecek çalışmalarını konuştuk.

Öncelikle Alacalı’ya kadar olan müzik yolculuğunuzda neler yaptınız? Bu bağlamda hem müzisyen bir aileden gelmek, koro deneyimleri ve konservatuvar eğitimleriniz size müziksel anlamda neler kattı?

-Müzisyen bir ailede doğdum. Kendimi bildim bileli müzikle iç içeyim. Aile üyelerimin her birinin farklı müzikte olan ustalıkları da en büyük şanslarımdan biri oldu. Babam Salih Ata ile annem Mücella Ata İTÜ Devlet Konservatuarı Türk Müziği mezunu, sonrasında babam latin müzikle yakınlık kurup Ata ismiyle 2 tane Türkçe pop-latin albüm yaptı, değişik sanatçılara verdiği besteleri ve tabii uzun yıllar süren sahne hayatı oldu. Annem ise TRT THM korosunda devlet sanatçısı görevi sonrası emekli oldu. Ağabeyim Hazal Ata şu anda İstanbul Devlet Opera Ve Balesi’nde Tenor sanatçı olarak görev almakta. Böyle bir ev ortamında yetişmenin müziğime katkıları elbette yadsınamaz. Bu doğduğum şanslı ortamı aynı zamanda iyi bir eğitimle pekiştirmek bugünkü müzikal tecrübeme sahip olmamı sağladı. Koro deneyimim Gökçen Koray yönetiminde olan DOB Çocuk Korosu’ndan TRT İstanbul Radyosu Çoksesli Gençlik Korosu’na kadar devam etti. Her zaman söylemekten gurur duyuyorum ki Gökçen Hocam bugünkü profesyonel yaşamımda benim duruşumun temellerini atmış kişidir. Müziğin ciddiyetini ve disiplinin önemini kendisinden öğrendim. Sonraki dönemimde Pera Güzel Sanatlar Lisesi’nin Flüt bölümünden Aylin Özer Tepe’nin öğrencisi olarak mezun oldum. Haliç Üniversitesi Konservatuarı Opera bölümünden Onur ödülü ile mezun oldum. Orada da DOB bünyesinde bulunan çok değerli hocalarla çalışma fırsatı buldum. Ailemin ve eğitimim sayesinde müzikal anlamda şu anki duruşum şekillendi diyebilirim.

Sizi çoğu dinleyici Serkan Çağrı Sahnesi programı ile tanımaya devam ediyor. Bu bağlamda Serkan Çağrı ile yollarınız nasıl kesişti ve kendisiyle aynı sahneyi paylaşıyor olmak sizin için nasıl bir duygu oldu? 

-Hayatta yaşanan her şeyin bir sebebi olduğuna inanırım. Korona günlerinde konservatuvardaki Opera eğitimimden sonra hocalarımın da biraz ısrarıyla sadece opera kariyerime yönelmek gibi bir sürece girdim. Hayatın neredeyse durduğu bu süreçte opera repertuvarı yapmam için verimli bir süreç oldu. Fakat sektörde büyük tecrübeye sahip babamın bu kararımı çok tasvip ettiğini söyleyemem. Benim popüler müzikten kopmamı asla istememişti. Daha sonra ani bir beyin kanaması sonucu maalesef babamı kaybettik. O süreç ben ve ailem için büyük bir yıkım oldu. Babamı fark etmeden son gördüğüm gün yaptığımız konuşma içime oturdu. Babamın kaybından 3 ay sonra bir müzisyen arkadaşımın daveti üzerine Serkan Çağrı’nın da yer aldığı TRT’de yayınlanan “Müziğin Ustaları” programında yolumuz kesişti. Sonra kendisinin yapacağı solo programda yer almak için davet aldım.

Bir tekli yayınlamaya nasıl karar verdiniz? Bu bağlamda Alacalı şarkısını seçmeniz nasıl gelişti? Eserin sahibi Okan Akı ve düzenlemeyi üstlenen Serhan Güneysu ile yollarınız nasıl kesişti?

-“Serkan Çağrı Sahnesi” çekimleri hazırlık ve çekim süresince kendisiyle gerçekten güzel bir uyum ve enerji yakaladık. Serkan Çağrı’nın da aynı zamanda menajeri olan Nazım Tuncer’le çalışma kararı aldım. Daha sonra devamlı orkestramızda bulunan Serhan Güneysu ile arkadaşlığımız başladı. Ekip olarak bir şeyler yapacağımız kesindi ve aklımızdaydı. Okan Akı arkadaşımızın “Alacalı” bestesi bize ulaşınca şarkının hem 90’lar esintisi ve hem gizli arabesk esintileri çok hoşumuza gitti, bizim için güzel bir başlangıç olacağını düşündük.

Alacalı’nın ayrıca Çağrı’nın firması Notist Yapım’dan yayınlanması nasıl gelişti? Bu bağlamda aynı sahneyi paylaştığınız bir müzisyenin aynı zamanda yapımcınız da olması sizin için nasıl bir duygu oldu?

-Tabii ki harika bir duygu, müzik yaptığımız süreçte de harika bir uyum sağladık. Ne şanslıyız ki bu işin mutfağında dediğimiz perde arkasında da çok iyi gelişti. Serkan Çağrı ve ekibiyle birbirimizin dilinden anlayan bir aile gibi olduk. İki taraf da buna çok değer verdiği için halimizden memnunuz diyebilirim. Daha nice güzel çalışmalarımızın başlangıcıydı bu diyebilirim.

Alacalı ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?

-Daha çok yeni, bu kısa süreçte bile aldığım geri dönüşlerden çok memnunum. Başka bir deyimle en önemlisi üstüme uymayan bir kıyafet giymedim. Kimse “Bu sen değilsin!” demedi. Bu da mutluluk verici.

Okan Akı’nın yapay zeka teknolojisi ile üreterek hazırladığı bir video ile yayınlanan Alacalı’nın klibi ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?

-Ne şanslıyım ki; AI teknolojisi kullanılarak, yapay zeka ile hazırlanan klibin yaratımını yine şarkımızın bestecisi Okan Akı yaptı. Şarkının ruhunu bilen birine bu görevi bırakmak çok rahatlatıcı oldu. Görsel ve moda zevkimiz de uyum sağlayınca ortaya böyle içimize sinen bir iş çıktı. Her tarzda şarkı söylemem ve sanırım fiziğimin de yatkınlığı sebebiyle sosyal medyada birçok kez “Bu kız gerçek değil, yapay zeka ile yapılmış!” veya “Robota benziyorsunuz!” gibi yüzümüzü güldüren yorumlara da güzel bir eşleşme oldu diye düşünüyorum. Yani izlerken ben de hiç yabancılık hissetmiyorum diyebilirim. İnsanlar da izlerken hiç rahatsız ve yabancı hissetmedi. O yüzden çok memnunum.

Alacalı bağlamında bundan sonra yapmak istediğiniz çalışmaları da göz önünde bulundurarak yapmak istediğiniz müziği nasıl tanımlarsınız?

-Her an değişik sürprizler olabilir. Dinleyicim buna hep hazırlıklı olmalı çünkü çok yönlü bir yorumcu olduğum için en sevdiğim şey farklı müzik türlerinde gezinmek. Ama bence Türk dinleyicisi buna çok yatkın, çünkü konum olarak da çok şanslı bir coğrafyayız ve her türe vakıf bir dinleyici kitlesi en çok Türkiye’de diye düşünüyorum.

Alacalı’dan sonra yapmayı düşündüğünüz çalışmalar var mı?

-Elbette, sıradakinin ne olduğunu bilmek için beni takipte olmalarını rica edeceğim…

Ece Ata’ya bu güzel röportaj için teşekkür ediyorum. “Alacalı”yı tüm dijital platformlarda bulabilirsiniz.