Röportajlar

Yeni teklisi “Yasak Elma”yı dinleyicilerle buluşturan AYE ile bir röportaj…

Yıl içinde dikkat çeken yeni teklilerden birisi de, biri ortak çalışma ikisi solo üç tekliyi geride bırakan AYE’nin GROW etiketli R&B tınılı yeni teklisi “Yasak Elma” oldu. AYE (Ayçanur Bilir) ile Bi’Kuble için, müzik yolculuğunu, teklisini, aldığı geri dönüşleri ve gelecek çalışmalarını konuştuk.

Öncelikle “Biçilmiş Kaftan”a kadar olan müzik yolculuğunuzda neler yaptınız?

-Yıllar geçtikçe, şarkı yazmak benim için bir kurtuluş haline geldi. Kendi sesimi ve sözümü bulmak için derin bir iç yolculuğa çıktım. “Biçilmiş Kaftan”a kadar olan süreçte aslında ben, kırık dökük yanlarımı onarmaya çalıştım. Her şarkı bir parçamı iyileştirdi, her melodi biraz daha ben yaptı beni. Bu süreç boyunca müzik, sadece bir ifade aracı değil, aynı zamanda kendime en dürüst aynayı tuttuğum yer haline geldi.

Biçilmiş Kaftan’ı birlikte yaptığınız İmpala ile yollarınız nasıl kesişti? Şarkının oluşum süreci nasıl gelişti? Biçilmiş Kaftan ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?

-Aslında “Biçilmiş Kaftan” ilk olarak bir solo şarkıydı. Sözlerini yazarken yalnızdım ama hiç yalnız hissetmiyordum. Sonra İmpala’yla yollarımız kesişti; çok doğal bir etkileşim oldu. Şarkıyı duyduğunda “Ben burada bir şey hissediyorum” dedi ve ben de onun müzikal dokunuşuyla şarkının daha da derinleşeceğini biliyordum. Aramızda gerçekten güzel bir uyum oluştu. Biçilmiş Kaftan’ın insanlara dokunduğunu görmek, hele ki “Ben de böyle hissediyorum” diyen mesajlar almak… Sanırım müziğin en gerçek hali bu.

İlk solo tekliniz “Meftun”un oluşum süreci nasıl gelişti? Aganta Production ve düzenlemeyi üstlenen Aarro ile yollarınız nasıl kesişti? Meftun ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?

-“Meftun”, tutkuyla yazılmış bir şarkı. Aşkı iliklerime kadar hissettiğim bir anda doğdu. Şarkıyı eşime yazdım; her kelimesi içgüdüsel bir şekilde, sadece on dakikada döküldü. O an hiçbir şeyi tasarlamadım, sadece hissettim. Agarta ile yollarımız kesiştiğinde, müziğe dair kurduğumuz bağ güçlüydü. Arron da bu duyguyu çok zarif bir düzenlemeyle besledi. Gelen yorumlarda şarkının samimiyeti ve hissi çokça dile getirildi, bu da beni çok mutlu etti.

İkinci tekliniz “Reenkarnasyon”un oluşum süreci nasıl gelişti? GROW ve düzenlemeyi üstlenen İsmail Bilir ile yollarınız nasıl kesişti? Reenkarnasyon ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?

-“Reenkarnasyon”u hamilelik sürecimden önce yazdım ama o dönemle duygusal olarak çok bağlantılı. O süreci içselleştirdiğimde, kadının hem yaratıcı hem de dönüştürücü gücüyle tanıştım. Şarkının sözleri de, içsel bir yeniden doğuşun izlerini taşıyor. İsmail Bilir’le yollarımız kesişmesi tesadüf oldu, iyi ki de oldu. Beni eşimle tanıştıran da oydu. GROW’un dokunuşuyla birlikte, şarkı hem duygusal hem de sound olarak kendi dengesini buldu. Dinleyenlerden gelen “Bana da yeniden başlama cesareti verdi” gibi geri dönüşler, Reenkarnasyon’un taşıdığı gücü doğruluyor.

Yeni tekliniz “Yasak Elma”nın oluşum süreci nasıl gelişti? Sözleri birlikte yazdığınız Erdem Fırat ve beat-düzenlemeyi üstlenen Fuego ile yollarınız nasıl kesişti? Yasak Elma ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?

-Erdem Fırat’la tanışmamı Agarta sağladı. Stüdyoda bir araya geldik, sohbet ederken fikirler kendiliğinden akmaya başladı. “Yasak” denilen şeylerin aslında bize öğretilmiş sınırlar olduğunu fark ettik. Yasak Elma, arzunun, günahın değil; seçimin şarkısı. Fuego’yla da o süreçte tanıştık, birlikte iki-üç şarkı ürettik, sadece biri şu ana kadar yayımlandı. Onun sound dünyası bu şarkıya tam oturdu. Aldığımız geri dönüşler çok etkileyici. Özellikle kadınlar, queer bireyler ve gençler kendilerini çok gördüler bu şarkıda. Bu benim için büyük bir onur.

Yasak Elma’nın klibini eşiniz Yaman Umut Bilir yönetti. Klibin oluşum süreci nasıl gelişti ve klip ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?

-Yaman ile bir barda tesadüfen tanıştık. Tanışmamız, müzik ve sinema sevgisiyle başlayan bir bağa dönüştü. Şimdi hem hayat arkadaşıyız hem de üretim ortağıyız. Gerçekten bir aile olduk. “Yasak Elma”nın klibi bizim için çok özel ama aynı zamanda çok zorluydu. Çekim süresince kızımıza birlikte baktık. Bir yandan klip sahnelerini kuruyor, diğer yandan bebek altı değiştiriyor, emzirme molaları veriyordum. Sabahlara kadar uyumadan çalıştık. Ama sanırım o yorgunluk, görüntülere de ruh olarak yansıdı. Klibe gelen yorumlarda bu içtenlik hissedildi. O yüzden her zorluğa değdi.

Kendi müziğinizi nasıl tanımlarsınız?

-Müziğim ruhumun izdüşümü gibi. Kategorilerle sınırlanmak istemem ama genel olarak alternatif R&B ve soul katmanlarına sahip. Sözlerde duygu yoğunluğu ve içsel hesaplaşmalar var; vokalde ise hem kırılganlık hem güç bir arada. Benim için müzik, süslü değil, gerçek olmalı. Gündelik hayatın içinden ama aynı zamanda ruhun derinliklerinden bir şey söylemeli. Bazen bir başkaldırı, bazen bir teslimiyet… Ama her zaman bir samimiyet taşımalı. Ben kendi içime baktığımda ne görüyorsam, onu melodilere dönüştürüyorum.

Yasak Elma’dan sonra yapmayı düşündüğünüz çalışmalar var mı?

-Evet, kesinlikle var. “Yasak Elma” aslında yeni bir dönemin kapısını araladı benim için. Bu dönem daha cesur, daha deneysel ve daha açık.

Sırada hem bireysel hem kolektif temaları işleyen projeler var. Ruhsal dönüşüm, kadınlık, arzular, bastırılanlar gibi temalar etrafında şekillenen yeni şarkılar üzerinde çalışıyorum. Aynı zamanda görsel dünyası güçlü, kısa konsept kliplerle şarkıları desteklemeyi de planlıyorum. Yani sadece şarkılar değil, bir anlatı bütünlüğü olacak. Hem müziğimle hem görsel anlatımla, dinleyiciyi bir hikâyeye davet etmek istiyorum.

AYE’ye bu güzel röportaj için teşekkür ediyorum. “Yasak Elma”yı tüm dijital platformlarda bulabilirsiniz.