Bağımsız Sahne köşesinin yüz altmış yedinci konuğu, sanatın pek çok alanıyla; oyunculuk, eğitmenlik, yazarlık ve müzik ile ilgilenen, bu bağlamda zaman içinde kendi şarkılarını yazmaya başlayıp ilk teklisi “Kızılgerdan”ı dinleyicilerle buluşturan Gizem Biloba oldu. Gizem Biloba (Gizem Yılmaz) ile Bi’Kuble için, müzik yolculuğunu, teklisini, aldığı geri dönüşleri ve gelecek çalışmalarını konuştuk.
Öncelikle “Kızılgerdan”a kadar olan müzik yolculuğunuzda neler yaptınız? Bu bağlamda tiyatro ile başlayan, şekillenen yolculuğunuzu nasıl özetlersiniz ve tiyatronun hem sahne hem de yazarlığının eğitiminden gelmek size hem müziksel hem de genel sanata bakış anlamında neler kattı?
-Müzikle ilişkimi sözcükler aracılığıyla kurdum. Çocukken yazdığım şiirlere melodiler uydururdum. Şiir ve öykü yazmayı sürdürsem de uzun bir zaman müzik alanında üretim yapmadım. Hayatımın iki buçuk yılını kırsalda geçirdim, şehirden uzakta bir meşe ormanının içinde yaşıyordum. O zamanlar yazdığım şiirleri yeniden ezgilerle yazmaya başladım. İnternetten öğrendiğim birkaç gitar akoruyla, yazdığım şarkıları çalmayı ve söylemeyi denedim, on iki şarkımı böyle besteledim. Ankara Üniversitesi’nde tiyatro okumadan önce başka bir üniversitede psikoloji okuyordum, o sırada tiyatro okumaya karar verdim. Amatör tiyatro grupları ile çalıştım. Okulda daha çok oyun yazarlığı üzerine eğitim aldım. Tiyatro yapmak bedenimle, sesimle yakın bir ilişki kurmamın başlangıcı oldu. Farklı yaşanmışlıkları okumak, tartışmak ve canlandırmak, sanatın, hayatın her anında, alanında olduğunu; yaşam sanatını görüp onu biçimlendirmenin değerini anlamamı sağladı. Bu anlamda müzikle ilişkimi yaşamın akışını izlemek, hikayelerin sesini bulmak üzerine kurdum.
Bir tekli yayınlamaya nasıl karar verdiniz? Bu bağlamda ilk tekliniz kendi eseriniz “Kızılgerdan”ın oluşum süreci nasıl gelişti? Düzenlemeyi üstlenen Meydan Müzik Yapım ekibi ile yollarınız nasıl kesişti?
-Yazdığım şarkıları paylaştığım birkaç arkadaşım vardı. “Bu şarkıların kaydı olsa dinlesek,” derlerdi. Kızılgerdan’ın kaydını almayı onlar sayesinde düşündüm. Şehre döndükten sonra bir arkadaşımın önerisiyle Meydan Müzik Yapım ile tanıştım, Kızılgerdan’ın düzenlemesini üstlendiler.
Kızılgerdan ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?
-Çevremde şaşkınlık ve beğeniyle karşılandı, çoğu insan şarkı söylediğimi ve yazdığımı bilmiyordu. Geçen yaz Açık Radyo’da seyahat ile ilgili bir programda çalındı.
Kendi yaptığınız müziği nasıl tanımlarsınız?
-Ses ve sessizlik deryasında sesiyle, sözleriyle sakinlik veren, ağaçlara, kuşlara bakmayı hatırlatan bir müzik.
Ayrıca müzik yolculuğunuza bağımsız bir müzisyen olarak devam ediyorsunuz. Bu bağlamda müziğinizi bağımsız olarak dinleyicilerle buluşturmak size müziğiniz adına yapmak istedikleriniz anlamında özgür bir alan sağlıyor mu?
-Özgür bir alandayım, yaptığım diğer işlerden (playback tiyatro, forum tiyatro, masal anlatıcılığı, yaratıcı drama) ilham alarak düzenlediğim “Hikayeler ve Şarkılar” adında bir etkinliğim var. Bu etkinlikte bestelediğim şarkıları söylüyorum, şarkıların dinleyenlerde uyandırdığı duyguları, anıları, çağrışımları paylaşmak için alan açıyorum. Şimdiye kadar İzmir, Ankara, İstanbul, Eskişehir’de Hikayeler ve Şarkılar etkinliğini düzenledim. Tabii şarkılarımı farklı şehirlerde daha çok insanla paylaşmak isterim.
Kızılgerdan’dan sonra yapmayı düşündüğünüz çalışmalar var mı?
-Şarkılarımdan “Uyu Zaman”ı İpek Anıla ile kaydetmeye başladık. Kaydedilmeyi bekleyen şarkılarım var ancak düzenleme yapmak için müzisyenler ve prodüktörle çalışmak gerekiyor. Birlikte yol alabileceğim müzisyenlerle tanışmayı umuyorum.
Gizem Biloba’ya bu güzel röportaj için teşekkür ederim. “Kızılgerdan”ı dijital platformlarda bulabilirsiniz.











