2026’nın ilk yarısında kendi şarkılarını dinleyicilerle buluşturmaya başlayan isimlerden biri olarak dikkat çeken bir isim de Öykü Gürçay oldu. Aynı zamanda kendi kurduğu Larissa Medya etiketi ile yeni şarkı şarkılarını yayınlamaya devam eden Gürçay, en son yeni teklisi “Aşk”ı dinleyicilerle buluşturdu. Gürçay ile Bi’Kuble için müzik yolculuğunu, yeni teklisini, aldığı geri dönüşleri ve gelecek çalışmalarını konuştuk.
Öncelikle “Keşke”ye kadar olan müzik yolculuğunuzda neler yaptınız?
-Müzik, hayatımın hep bir parçasıydı. Çocukluğumdan beri şarkı söylemeyi çok sevdim. Lise yıllarımda okulun oda orkestrasında çello çaldım. “Keşke”yi yayımlamadan önce ise dört yıl şan eğitimi aldım ve bir yıl da müzikal tiyatroda yer aldım. Tüm bunlar hem müzikal anlamda hem de sahne konusunda kendimi geliştirmemi sağladı.
Bir tekli yayınlamaya nasıl karar verdiniz? Bu bağlamda ilk tekliniz kendi eseriniz “Keşke”nin oluşum süreci nasıl gelişti? Bütün düzenlemelerinizi üstlenen Barış Mert Peker ile yollarınız nasıl kesişti? “Keşke” ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?
-Şarkı sözü yazmaya olan ilgim Amy Winehouse’un hayat hikayesiyle tanıştıktan sonra başladı. Yaşanmışlıklarını bu denli samimi bir şekilde müziğine aktarabilmesi beni çok etkilemişti. Sanırım benim de bazı yaşanmışlıkları içimde tutmak yerine dışa vurmaya ihtiyacım varmış ki bir gün ders çalışırken, ansızın gelen bir ilhamla elimde kalem, önümdeki kağıda sözler karalamaya başladım. “Keşke” de tam olarak böyle, uzun süredir içimde biriken ve çözümlenemeyen duyguların dışa vurumu olarak ortaya çıktı. İnsan bu dünyadan bir gün ayrılıyor ama geride bıraktıkları yaşamaya devam ediyor. Ben de yıllar sonra bile birilerinin şarkılarımda kendinden bir şey bulmasını, sesimin ve hikayelerimin yaşamaya devam etmesini isterim. Sanırım müzik üretmeye devam etmemin en büyük sebeplerinden biri de bu; hem bugün hem de gelecekte birilerinin ruhuna dokunabilmek. Şarkıyı yayımlama konusunda ise en büyük desteği ailem verdi. Onların bana ve şarkılarıma duyduğu güven, bu yola daha sağlam adımlarla başlamamı sağladı. Barış Mert Peker’i uzun zamandır yaptığı işlerden tanıyor, daha önce düzenlediği projeleri takip ediyordum. Tanışma fırsatı bulduktan sonra üretmek istediğim müzik üzerine sohbet ettik. O sohbetin ardından birlikte çalışmaya karar verdik ve süreç kendiliğinden gelişti. İyi ki de öyle olmuş. Bugün birlikte üretmekten ve çalışmaktan gerçekten çok keyif aldığım bir insan. “Keşke” sonrasında aldığım geri dönüşler de beni çok motive etti. İnsanların kendi hikayelerini şarkıda bulduklarını söylemeleri benim için en güzel hediye ve en büyük motivasyonlardan biriydi. Uzun zamandır iletişimde olmadığım insanların, eski hocalarımın ve büyüklerimin bana ulaşıp şarkıyla ilgili güzel düşüncelerini paylaşmaları ise gerçekten tarifsizdi. Sanırım “Keşke”nin bana yaşattığı en güzel duygulardan biri de buydu.
İlk EP’niz “AŞK MEŞK”teki üç yeni şarkının oluşum süreci nasıl gelişti? AŞK MEŞK’teki şarkılarınız ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?
-Her şarkının çıkış noktası birbirinden oldukça farklıydı. “Yetmedi mi”, toksik bir ilişkinin içinde kendini kaybettiğini gördüğüm bir arkadaşım için yazdım. Benzer şeyler yaşayan herkese “Artık kendini seç” diyebilen bir şarkı olsun istedim. “Gitti” ise benim için çok özel bir şarkı. Annemin kısa süre içinde peş peşe yaşadığı kayıpların ardından, onun duygularını anlamaya ve ifade etmeye çalışarak yazdım. Onun yaşadığı duygulara bir şekilde tercüman olabilmek ve hissettiklerini müzikle anlatabilmek istedim. Bu yüzden benim en kişisel şarkılarımdan biri diyebilirim. “Kalbimin İpi” ise ilk yazdığım şarkılardan biriydi. Uzun süre sadece nakaratı eksikti. Aylar sonra başka bir şarkı üzerinde çalışırken yazdığım bir cümlenin aslında bu şarkıya ait olduğunu fark ettim ve böylece şarkı tamamlandı. Şarkı, kalple aklın arasında yaşanan o bitmeyen mücadeleyi anlatıyor. Bir yanda vazgeçmek isteyen mantık, diğer yanda hala tutunmak isteyen kalp var. Birçok insanın hayatının bir döneminde yaşadığı o ikilemi anlatıyor. EP genelinde aldığım geri dönüşlerde insanların özellikle sözlerle bağ kurduğunu görmek beni çok mutlu etti. Benim için en değerli yorum da bu zaten.
AŞK MEŞK’teki “Gitti” aynı zamanda şu an için tek klibiniz oldu. Klibin oluşum süreci nasıl gelişti ve klibi yöneten Özgür Çam ile yollarınız nasıl kesişti? Klip ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?
-Özgür Çam’ın çalışmalarını daha önceden biliyor ve beğeniyordum. Tanışma fırsatı bulduktan sonra “Gitti” için klip çekme sürecinde birlikte çalışmaya karar verdik. Klipte daha sade ve şarkının duygusunu öne çıkaran bir anlatım tercih ettik. Kurgunun temelinde de kaybolmuşluk ve arayış hissini görsel olarak yansıtma fikri vardı. Özgür Çam ve ekibiyle çalışmak gerçekten çok keyifliydi. Hem süreci çok iyi yönettiklerini hem de işlerini büyük bir titizlikle yaptıklarını düşünüyorum. Kliple ilgili de şarkının duygusunu görsel olarak tamamladığı yönünde güzel geri dönüşler aldım. Bu arada “Gitti”den sonra “Yetmedi mi” için de farklı bir şey denemek istedim. Yapay zekadan yararlanarak görsellerini ve kurgusunu kendim hazırladığım bir klip oluşturdum. Görsel dünyasını baştan sona kendim oluşturmak benim için hem farklı hem de oldukça keyifli bir deneyim oldu. İlerleyen dönemlerde diğer şarkılarım için de klipler çekmeyi planlıyorum.
Üçüncü tekliniz “Kural Tanımam”ın oluşum süreci nasıl gelişti? “Kural Tanımam” ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?
-“Kural Tanımam” biraz benim müziğe bakış açımı anlatan bir şarkı aslında. Hayatım boyunca çok farklı türlerde müzik dinledim ve söylemeyi de hep sevdim. Bana zaman zaman “Tek bir tarza sadık kalmalısın.” diyen insanlar oldu ama ben buna hiçbir zaman inanmadım. Kendimi tek bir kalıbın içine koymak istemiyorum. Bence üretmenin en güzel yanı özgür olabilmek. Şarkının sözleri de buradan yola çıktı. Aynı zamanda toplumda zaman zaman karşımıza çıkan kalıplaştırmalar ve dayatmalar da beni düşündürdü. Özellikle insanların, kim olduklarını başkalarının beklentilerine göre tanımlamak zorunda olmadıklarını anlatmak istedim. “Kural Tanımam”, kendi yolunu çizebilmenin ve kendin olarak kalabilmenin önemini anlatan bir şarkı.
Dördüncü tekliniz “Dans”ın oluşum süreci nasıl gelişti? “Dans” ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?
-“Dans”ı tatile çıkacağım gün yazdım. Sanırım o günkü heyecan ve yaz enerjisi doğrudan şarkıya yansıdı. Diğer şarkılarıma göre daha eğlenceli ve daha hafif bir dünyası var. İnsanları günlük hayatın stresinden biraz olsun uzaklaştıran, anı yaşamayı ve bulunduğun anın kıymetini hatırlatan bir parça olmasını istedim. Tatil ruhu, yaz geceleri ve arkadaşlarla paylaşılan güzel anlar da şarkının temel hissini oluşturuyor. Şimdiye kadar oldukça güzel geri dönüşler aldım. Elbette herkesin müzik zevki farklı ama ben üretirken önce kendi içime sinen müziği yapmaya çalışıyorum. Dinleyicilerin de bu samimiyeti hissettiğini düşünüyorum ve bu benim için çok kıymetli.
Yeni tekliniz “Aşk”ın oluşum süreci nasıl gelişti? “Aşk” ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?
-“Aşk”ta kimseye ihtiyaç duymadan ayakta kalabilen, kendi değerini bilen ve önce kendini sevmeyi öğrenen bir ruh halini anlatmak istedim. Bir yandan da sözleriyle ve enerjisiyle beni daha fazla yansıtan bir şarkı yapmak istiyordum. Önceki şarkılarımın daha yoğun ve duygusal tarafımı anlattığını düşünüyorum; ama benim daha baskın olan enerjik, özgüvenli ve eğlenceli tarafımı da “Aşk”ta göstermek istedim. Bence insanın en temel ihtiyaçlarından biri kendini bulmak, sevmek ve kendine saygı duymak. Şarkının çıkış noktası da tam olarak buydu; aşkı yalnızca başka birinde aramak yerine, en sonunda kendi içinde bulabilmek. Latin esintili prodüksiyonu ve Türkçe ile İspanyolca ifadelerin bir arada kullanılması da bu özgür ve enerjik ruhu tamamlıyor. “Aşk”, özellikle yakın çevrem tarafından en çok sevilen parçalarımdan biri oldu. Şarkıyla bu kadar güçlü bağ kurmaları ve güzel geri dönüşler vermeleri beni ayrıca çok mutlu etti.
Kendi yaptığınız müziği nasıl tanımlarsınız?
-Kendi yaptığım müziği “gerçek” olarak tanımlarım. Şarkılarımı hissettiğim duygulardan ve içimde karşılığı olan hikayelerden yola çıkarak yazıyorum, genellikle anlatmak istediğim bir duygu ya da yaşanmışlık olduğunda yazmaya başlıyorum. Bu yüzden şarkılarımın çıkış noktası çoğunlukla hisler ve hikayeler oluyor. Bu hikayeler müzikle birleştiğinde ise türkçe alternatif, pop çizgisinde farklı türlerden beslenen bir sound ortaya çıkıyor.
Ayrıca müzik yolculuğunuza kendi yapım firmanız Larissa ile devam ediyorsunuz. Kendi firmanızı kurmaya nasıl karar verdiniz? Bu bağlamda müziğinizi kendi firmanız ile dinleyicilerle buluşturmak size yapmak istedikleriniz anlamında özgür bir alan sağlıyor mu?
-İlk hedefim bir yapım şirketiyle çalışmaktı. Birçok görüşme yaptık ancak ya beklentilerimiz örtüşmedi ya da içimize sinmeyen şartlarla karşılaştık. Bu süreçte avukatım kendi şirketimizi kurma fikrini önerdi. Ben de bu fikre çok sıcak baktım ve Larissa böyle doğdu. Şirketin ismini annem seçti. Larissa, “kale” ve “hisar” anlamı taşıyan bir isim. Annem de bunu “müziğin kalesi” gibi düşünerek önermişti. Bu fikir benim de çok hoşuma gitti ve ismi hemen benimsedim.Kendi şirketim sayesinde hem müziğimin üretim ve yayın süreçlerini daha yakından takip edebiliyor hem de yapmak istediklerim konusunda daha özgür hareket ediyorum. Lakin Larissa’yı yalnızca kendi müziğim için kurmadım. Çevremde müzik üretmek ve şarkı yayımlamak isteyen insanlar var. Uzun vadede bunu sadece yakın çevremle sınırlı tutmayıp, müzik çıkarmak isteyen herkes için adil ve güvenilir bir alan oluşturmayı hedefliyorum. Şu an önceliğim kendi projelerim olduğu için bu konuya istediğim kadar yoğunlaşamadım ancak ilerleyen dönemlerde Larissa’nın bu yönünü de geliştirmek ve daha fazla müzisyene ulaşmak istiyorum.
“Aşk”tan sonra yapmayı düşündüğünüz çalışmalar var mı?
-Evet, hazırda bekleyen birçok şarkım var ve üretmeye de devam ediyorum, yakın zamanda yeni bir şarkı için de çalışmalara başlayacağız. Önümüzdeki süreçte bu şarkılarımı doğru zamanda ve içime en çok sinen halleriyle dinleyiciyle buluşturmak istiyorum.
Öykü Gürçay’a bu güzel röportaj için teşekkür ediyorum. “Aşk”ı tüm dijital platformlarda bulabilirsiniz.












Yorum Ekle