Müzik Röportajlar

Bağımsız Sahne #165: Yeni teklisi “Bir Yaz Meselesi”ni dinleyicilerle buluşturan Duygu Aktaş ile bir röportaj…

Bağımsız Sahne köşesinin yüz altmış beşinci konuğu, müziğe olan ilgisi doğrultusunda kendi şarkılarını yapmaya başlayan, ilk teklisi “Aynı Yerde Değiliz”in ardından yeni teklisi “Bir Yaz Meselesi”ni dinleyicilerle buluşturan Duygu Aktaş oldu. Aktaş ile Bi’Kuble için, müzik yolculuğunu, yeni teklisini, aldığı geri dönüşleri ve gelecek çalışmalarını konuştuk.

Öncelikle “Aynı Yerde Değiliz”e kadar olan müzik yolculuğunuzda neler yaptınız?

-Kendimi bildim bileli müzik hayatımda hep vardı. Profesyonel anlamda herhangi bir müzik eğitimi almadım ama hep kendi kendime şarkı söyleyerek geldim bu yaşa. Şarkı söylemeyi gerçekten çok seviyorum. Hatta gün içerisinde neredeyse her anımda mırıldanarak, şarkı söyleyerek gezerim. Akıllı telefonların olmadığı dönemlerde bile ses kaydı yapabilen cihazlarla kendi sesimi sürekli kaydeder, sonra tekrar tekrar dinlerdim. Aslında farkında olmadan kendi kendimin öğretmeni olmuşum. Kendi sesimi dinleyerek nerede iyi olduğumu, nerede eksik kaldığımı anlamaya ve kendimi geliştirmeye çalışıyordum. Müzik kulağımın ve sesimin gelişmesinde bunun çok büyük katkısı olduğuna inanıyorum. Eğitim hayatım bittikten ve iş hayatına atıldıktan sonra da müzik hayatımdan hiç çıkmadı. Yaşadığım yerde Türk Halk Müziği ve Türk Sanat Müziği korolarında yer aldım, sahne deneyimi kazandım. Bunun yanında kafelerde canlı müzik yaptım ve farklı sahnelerde kendimi deneyimleme fırsatım oldu. Dolayısıyla benim müzik yolculuğum aslında bir anda başlamadı. Küçüklüğümden beri içimde olan bir şeydi ve zaman içerisinde farklı deneyimlerle, farklı sahnelerle bugünlere kadar geldi.

Bir tekli yayınlamaya nasıl karar verdiniz? Bu bağlamda ilk tekliniz kendi eseriniz “Aynı Yerde Değiliz”in oluşum süreci nasıl gelişti?

-Ben aslında yazmayı da çok seven biriyim. Elime kalemi her aldığımda bir şeyler karalamayı, duygularımı yazıya dökmeyi çok seviyorum. Şiirsel yanımın da oldukça kuvvetli olduğunu düşünüyorum. Duygusal bir insanım ve hissettiklerimi yazıya dökmek bana her zaman çok iyi geldi. Sadece kendi hislerimi değil, çevremde yaşanan olayları, gözlemlediğim şeyleri de yazmayı çok seviyorum. Bir süre sonra kendi kendime “Ben bunları neden müzikle birleştirip insanlarla paylaşmayayım?” diye düşündüm. Çünkü zaten şarkı söylemeyi çok seviyordum, yazmayı da çok seviyordum. İkisini bir araya getirmek benim için aslında çok doğal bir adım oldu. Aynı Yerde Değiliz de bu noktada bana ışık oldu diyebilirim. Bu şarkıydı zaten daha önceden elimde olan, yazdığım bir şarkıydı. Üzerinde bazı düzenlemeler yaparak onu ilk şarkım olarak seçtim.

Aynı Yerde Değiliz ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?

-Aslında ilk şarkımı yayınlarken çok büyük beklentiler içerisinde değildim. Çünkü bu işi profesyonel anlamda yapmış, arkasında büyük bir ekip olan biri olarak başlamadım. Kendi çabamla, kendi mücadelemle ve kendi imkânlarımla bir bestemi seçip insanlarla paylaşmaya karar verdim. O yüzden açıkçası “Şu kadar dinlensin, şöyle bir karşılık alsın” gibi bir beklentim hiç olmadı. Benim için önemli olan, ilk defa kendi yaptığım bir işi insanlarla paylaşabilmekti. Ama yayınladıktan sonra özellikle kendi çevremden inanılmaz güzel geri dönüşler aldım. İnsanların şarkıyı dinleyip beğenmeleri, bana güzel şeyler söylemeleri ve destek olmaları beni gerçekten çok mutlu etti. Hatta bu benim için beklediğimden çok daha motive edici ve gurur verici bir şey oldu. Çünkü insan kendi yaptığı bir şeyi ortaya koyduğunda ister istemez biraz çekiniyor. Ama aldığım güzel tepkiler bana “Evet, doğru bir şey yapmışım ve devam etmeliyim” hissini verdi. Bu anlamda “Aynı Yerde Değiliz”in benim müzik yolculuğumda çok önemli bir motivasyon kaynağı olduğunu söyleyebilirim.

Yeni tekliniz Bir Yaz Meselesi’nin oluşum süreci nasıl gelişti?

-Slow şarkılar söylemeyi çok seviyorum. Normal hayatımda her tarz müzik dinliyorum ama söylemekten en çok keyif aldığım ve kendime daha çok yakıştırdığım şarkıların genellikle slow şarkılar olduğunu düşünüyorum. Ama bir süre sonra kendi kendime “Neden benim hareketli bir şarkım olmasın?” dedim. Biraz da kendimin farklı bir tarafını göstermek istedim. Sonrasında da tam yaz mevsimine uygun, insanların içini ısıtacak, yaz akşamlarını hatırlatacak, dinlerken yüzlerinde bir tebessüm oluşturacak bir şarkı yapmak istedim. Böyle enerjisi güzel, insanı mutlu eden, dinlediğinde kendini iyi hissettiren bir şarkı hayal ettim. Bir Yaz Meselesi de aslında tam olarak bu düşünceden ortaya çıktı ve bu sonuçtan çok memnunum. 

Bir Yaz Meselesi ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?

-İnanır mısınız, benim için öncelikle üretmek ve yaptığım müziği insanlarla paylaşmak önemliydi. Ama “Bir Yaz Meselesi” yayınlandıktan sonra yine çok güzel geri dönüşler aldım. Özellikle insanların bana “Bu şarkıyla içimizi ısıttın” demesi benim için çok kıymetliydi. Çünkü ben zaten şarkıyı yaparken tam olarak bunu hedeflemiştim. İnsanların dinlediğinde içinin ısınmasını, yüzünde bir tebessüm oluşmasını ve güzel bir yaz hissi yaşamasını istemiştim. Böyle bir geri dönüş almak da bana “Demek ki hissettirmek istediğim duyguyu gerçekten karşı tarafa geçirebilmişim” dedirtti. Bu yüzden gerçekten çok, çok mutlu oldum. Hedefime ulaştığımı düşünüyorum ve bu benim için çok güzel bir motivasyon oldu.

Kendi yaptığınız müziği nasıl tanımlarsınız?

-Açıkçası kendi yaptığım müziği belirli bir türün içerisine koyarak tanımlayamıyorum. Belki de henüz kendimi tek bir müzik türüyle sınırlandırmak istemiyorum. Benim için asıl önemli olan, yaptığım şarkılarda insanların kendilerinden bir şey bulabilmesi ve bir duygu hissedebilmesi. Bir şarkıyı dinlediğinde kendi hayatından bir anıyı hatırlaması, birini düşünmesi, bir şeyler hissetmesi benim için müziğin en güzel tarafı. O yüzden “Ben şu türde müzik yapıyorum” demekten ziyade, duygusu olan şarkılar yapmak istediğimi söyleyebilirim. Bazen daha slow, bazen daha hareketli olabilir. Ama her şarkımda dinleyenin kendinden bir parça, bir duygu, bir anı bulabileceğine inanıyorum. Ben de zaten şarkılarımı yaparken biraz bunun hayaliyle yapıyorum. Dinleyen kişinin kendi hikâyesini şarkının içerisine koyabilmesi benim için çok değerli.

Ayrıca müzik yolculuğunuza hem kendi düzenlemelerinizi yaparak hem de bağımsız bir müzisyen olarak devam ediyorsunuz. Bu bağlamda hem kendi düzenlemelerinizi üstlenmek hem de müziğinizi bağımsız olarak dinleyicilerle buluşturmak size müziğiniz adına yapmak istedikleriniz ve müziğinizi sunma anlamında özgür bir alan sağlıyor mu?

-Tabii ki müziğimi yaparken zorlandığım alanlar oluyor. Sonuçta her şeyi tek başınıza yapmaya çalıştığınızda bazı şeylerin kolay olmadığını deneyimliyorsunuz. Ama bunun yanında bana çok büyük bir özgürlük de sağlıyor.’Kendi müziğimi herhangi bir baskı altında hissetmeden, kendi çabamla, kendi denemelerimle evirip çevirebilmek, kendi konfor alanımın içerisinde defalarca deneyebilmek benim için çok değerli. Mesela bir şey yapıyorum, beğenmiyorum; tekrar yapıyorum. Ya da yaptığım bir şeyi beğeniyorum ama sonrasında “Acaba bunu başka türlü denesem nasıl olur?” diye düşünüyorum ve onu da özgürce deneyebiliyorum. Kendime böyle bir deneme alanı yaratabiliyorum. Bu süreç bazen uzun sürebiliyor ama sonunda ortaya çıkan şeyin gerçekten bana ait olduğunu hissetmek çok güzel. Dolayısıyla bağımsız bir müzisyen olarak ilerlemek ve kendi düzenlemelerimi de kendim yapmak, müziğimi istediğim şekilde ifade edebilmem açısından bana gerçekten özgür bir alan sağlıyor.

Bir Yaz Meselesi’nden sonra yapmayı düşündüğünüz çalışmalar var mı?

-Evet, tabii ki de var. Aslında sizlerle paylaşmak istediğim daha birçok beste sırada bekliyor. Şu anda onların üzerinde de çalışmalarım devam ediyor. Daha önce de söylediğim gibi; gerek kendi hikâyem, kendi yaşadıklarım ve duygularım, gerekse çevremde gözlemlediğim, beni etkileyen hikâyeler var. Bunların hepsinden besleniyorum ve bunları müziğe dönüştürerek sizlerle paylaşmak için gerçekten çok heyecanlıyım.

Duygu Aktaş’a bu güzel röportaj için teşekkür ediyorum. “Bir Yaz Meselesi”ni tüm dijital platformlarda bulabilirsiniz.