Bir araya gelişlerinde 8, kayıtlı kariyerinde 5 yılı geride bırakan, dinleyicilerin beğenisini kazanan EP ve tekli çalışmalarıyla bir süre ara verseler de yine dinleyicinin özlediği, aynı başarıyla çalışmalarına devam eden, en son 2025’in ortasında ilk albümü “Yıldızım Olsan”ı Retro Yapım etiketiyle dinleyicilerle buluşturan grup Bitter Frambuaz ile Bi’Kuble için, müzik yolculuklarını, ilk albümlerini, aldıkları geri dönüşleri ve gelecek çalışmalarını konuştuk.
Öncelikle yollarınız nasıl kesişti ve Bitter Frambuaz grubunun oluşum süreci nasıl gelişti?
Başar: Basçımız Utku, kuzenim oluyor aynı zamanda. Yani doğuştan tanışığız kendisiyle. Küçüklükten beri bir şeyler kurmayı severiz, film çekme denememiz bile var. Lisede de aynı grupta çaldık ama o zamanki çocuklukla kendisini attım. Sonra bu büyük hatamı anlayıp, geri aradığımda teklifimi cool bir şekilde kabul etti. Birkaç başarısız üye denemesinden sonra Bitter Frambuaz’ı kurduk. Davul Bey’i eski gitaristimiz Kağan yoldan bulup getirdi. Kim olduğunu hala bilmiyoruz ama yolun başından beri bizimle. Kendisi bizimle yalnızca davul çalarak iletişime geçiyor. Ozan ve Çağatay da ilk albüm sonrası yeniden grubu aktif hale getirmeye karar verdiğimizde gruba girdiler. Kimyamız çok iyi tuttu diye düşünüyorum ki senenin başından beri bizimleler.
Utku: Başar’ın da dediği gibi onu doğduğumdan beri tanıyorum. Kuzen de olsak kardeş gibi büyüdük. Çocukken film çekme, müzik grubu kurma oyunları oynardık hep. Lise dönemine geldiğimizde ben kafayı progresif rock gruplarıyla bozmuştum ve daha çok bu tarz müzikler yapmak istiyordum. Ama daha sonra Başar’ın teklifiyle ortada buluşabileceğimizi gördüm. Eskilerden kalma hayalimiz hala geçerliydi, içimizdeki çocuk hala yaşıyordu kısacası. Ayrıca yoldan bulup getirdikleri Davul Bey çok iyi bu prog işlerinde. Ozan ve Çağatay’ın da müzik yapma sevgileri ve arzuları bizi tamamlayan son ve en önemli dokunuşlar oldu.
Davul Bey: Yolda kendi kendime 7/8’lik ölçü ile yürürken kolumdan tutularak stüdyoya sokuldum ve o zamandan beri Bitter Frambuaz ile birlikteyim. Tek derdim davul çalıp tuhaf ölçü geçişleri yapmak olduğu için Utku ile de iyi anlaşıyoruz. Kendisiyle yalnızca ölçüler ve ritimler aracılığıyla iletişime geçebiliyoruz. Diğer üyeleri pek tanımıyorum.
Ozan: Ben de kendi kendime müzik yaparım diye düşünürken yıllardır eşi Öykü aracılığıyla tanıdığım Utku bir akşam otururken “Gel gitar çalsana bizim grupla” demişti. Ben de yoğunluk vs. derken bakarız gibi yuvarlak bir cevap vermiştim ki, kısa bir süre sonra, yoğun bir iş gününün sonunda “Bu hayat böyle geçmez, biraz da müzik” diyerek Utku’ya “Haydi yapalım şu işi” tarzı bi mesaj atmıştım.
Çağatay: Ben bir gün işten çıktım servise bindim çok sevdiğim bir metal grubunun (Dark Tranquility) konserine gidiyordum. Başarla serviste denk geldik. Daha önce de üniversitede birlikte çalmıştık bir süre. Döndü bana “Kanka uğraşıyor musun hala gitar mitar” dedi. “Evet!” dememle ben de kendimi grupta buldum.
Bir EP yayınlamaya nasıl karar verdiniz? Bu bağlamda “Bu Albümü Rüyamda Gördüm”deki şarkıların oluşum süreci nasıl gelişti? Bu Albümü Rüyamda Gördüm’deki şarkılar ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?
Davul Bey: Sanırım bir sahnemizden sonra dolandırılmıştık. O gün olanları hatırlamayacak kadar sarhoştum o sebeple bir fikrim yok. Sonrasında cover müziktense en azından kendi müziğimizi yapma kararı aldık ve Utku’nun mahzeninde kendimizi haftalarca kapatarak tuhaf ölçü geçişleri ve ritimler yazdık. Devamı zaten kayıt süreciydi.
Başar: Yani aslında şöyle ilk olarak, grubu kurduğumuzda hemen birçok müzisyen gibi sahnelere atılmak istedik. Akustik Türkçe rock coverları yapan bir grup olarak başladık. Bir yandan kendi şarkılarımızı yapma isteğimiz de vardı aslında ama “sözü kim yazacak?” kısmında fena takılmıştık. Sahnelerimiz çok eğlenceli geçiyordu; ama bir gün çıktığımız sahnelerden birinde mekan sahibi tarafından paramız eksik verilince (çok uzun hikaye) bu işin böyle gitmeyeceğine karar verdik ve kendi şarkılarımızı yapmaya ciddi ciddi başladık. Grupta “herkes kendi enstrümanını yazsın” söylemi hakim oldu ve vokal olarak sözleri yazmaya başladım. Hiç beklemediğim bir şekilde, söz yazmak o kadar hoşuma gitti ki anlatamam. Defteri elime alıp denemelere başladım. Yaşanmışlıklarımı ve içimdekileri kağıda aktardıkça akıp gidiyor gibiydi ve ilk olarak “Kırık Olsa Duramazsın”ı yazdım. Sonrasında bir de baktım ki 10 şarkının sözünü tamamlamışım. Sözler devam ederken bir yandan da Utku’nun müzik yaratım sürecine grupça dahil olduk gibi oldu. Kendisi uzun zamandır denemeler yapıyordu zaten. Yer yer artistik fikir ayrılıkları olsa da kavga, dövüş yazım ve kayıt sürecini tamamladık.
Utku: Ben de bu sürece gelmeden yıllar öncesinde bilgisayarıma yüklemiş olduğum Guitar Pro 5 ile, gitaristler çok iyi bilir bu programı, bir sürü kendimce şarkı düzenlemesi yapmıştım. Zaten kendi bestelerimi yapmak en büyük hayalimdi. Gerçi başlarda Başar’la aynı noktada değildik müzikal anlamda ama ardından orta yolu bulup kayıt sürecini tamamladık.
Başar: Genel olarak “Kırık Olsa Duramazsın”ın beğenildiğine dair dönüşler alıyoruz. En çok dinlenen şarkımız da aynı zamanda. Eski bir ilişkimi anlatıyor bu şarkı. Sözlerden anlaşıldığı üzere pek iyi bitmedi. Müzikal olarak jazzy bir havası olsun istemiştim. Utku ve Davul Bey de bunu mümkün kıldı bence. “Renkli Gözler” hüzünlü bir şarkı olarak yazıldı. Sonrasında grupça “bu şarkıyı neden lo-fi yapmıyoruz ki?” diye düşündük. Platonik olarak aşık olduğum bir kızdan bahsediyor. “Gecenin Güzeli” gece eğlenmeyi sevmemiz üzerine yazılan bir şarkı. Bestesi neşeli ve enerjik olsun istedik. “Hangimiz Gitmez” olmak isteyip de olamadığımız yerler için yazıldı. Şarkıda Davul Bey ve Utku’nun deneysel ölçü oyunlarını bulabilirsiniz. Sahnede en çok eğlendiren şarkılardan birisi. İşin tuhafı, bu karmaşık ölçüleri öyle pek kimse yakalayamıyor.
Davul Bey: Hemen yakalatayım. Sırasıyla; 6/8, 5/8, 6/8, 5/8 ve 7/8 efsane solo bitirişi. Not: Başar bu şarkıdan başta nefret etmişti ve az daha bu şarkının olmamasına sebep olacaktı. Neyse ki Utku ile güçlerimizi birleştirerek bunun önüne geçebildik.
Utku: Aslında ölçü geçişlerinin yakalanması değil de, hissiyatın bu aksayan ritimlerle bir hikaye anlatması önemli olan şey. Özellikle bunu Rush çok güzel yapar. Biz de denemeliyiz gibi düşündüm.
Başar: “Bilirsin” söz olarak felsefik konulara girmek istedik. Utku’yla beraber yazmıştık sözleri gibi hatırlıyorum. Bestesi bir günde yapıldı, kayda yetiştirildi. Ama içimize sinmişti o zamanlar.
İkinci çalışmanız Misafir Hali’nin oluşum süreci nasıl gelişti ve Misafir Hali ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?
Utku: Bir komedyen var Tim Heidecker isminde, internet meme kültürüne hakim olanlar “It’söfree real estate” meme’i ile onu aslında biliyorlar da. Neyse onun ciddi bir müzisyen tarafı da var. Onun albümlerinden birinde bir şarkı dinlemiştim “Work from home” isminde, depresif veevde kalma üzerine. Sonra bu bakış açısından biraz da Son Feci, YYK gibi grupların da yolunu izleyebilecek bir şarkı yazmaya çalıştım. Sanırım ilk söz yazma denememdi. Tabiiösonrasında Başar ciddi eklemeler yaparak baştan yazdı neredeyse hepsini.
Başar: “Misafir Hali”ni yazarken biraz Son Feci Bisiklet – Pazar ve Ertesi’nin etkisinde kaldığımızı anımsıyorum. Böyle bir depresyon hırkasını çağrıştıracak bir şarkımız olsun istemiştik. Dönüşler şarkının tatlı olduğu yönündeydi. Belki depresyonu şarkıya çok aktaramamış olabiliriz.
Üçüncü çalışmanız Geçip Gitti Bugün’ün oluşum süreci nasıl gelişti ve Geçip Gitti Bugün ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?
Başar: “Geçip Gitti Bugün” zamanın akıp gittiğini anımsatmak üzere yazıldı. Hani “bunu hatırlayın ve ne yapmanız gerekiyorsa onu yapın” gibisinden. Ek olarak da konser sonlarına çok yakıştırıyoruz. Gecenin sonunda “bugünü de bitirdik” gibi bir havaya giriyoruz.
Utku: Bir çeşit uğurlama şarkısı gibi hissettiriyor bana. “bak ve devam et!” “Hadi bugün de geçti gitti artık, önüne”
Dördüncü çalışmanız Söyle’nin oluşum süreci nasıl gelişti ve Söyle ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?
Başar: “Söyle”yi yazarken müziğimizle bir yerlere gelip tanınır olma hayalimi düşünerek yazdım. Bunu yazdığım sırada bu hayalime oldukça uzaktım ama vazgeçmeme sebebimi kendime bu şarkı yoluyla hatırlattım. Hayalleri olan insanların hayallerini kovalamaya devam etmesini hatırlatan bir şarkı. Hızlı ve yavaş iki bölümü olması dinleyeni biraz yormuştu gibi hatırlıyorum. Ama o zamanlar deneysel işleri ekstra sevdiğimiz için sonuçtan memnunum.
Beşinci çalışmanız Azaltman Lazım Dertleri’nin oluşum süreci nasıl gelişti ve Azaltman Lazım Dertleri ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?
Başar: “Azaltman Lazım Dertleri” de aynı “Söyle” gibi dinleyene bir şeyler hatırlatma amacı taşıyan bir şarkı. Ne anlattığı zaten adından belli oluyor. Müzikal olarak, hareketli ve dans etmeye uygun bir şarkı olduğunu sahnede çaldığımızda gördüm. Yine Davul Bey ve Utku’nun ilginç ritim denemelerinden birisi.
Utku: Ritminde ne var ya? Gayet güzel normal ritimli şarkı işte!
Çağatay: Ben sahnede bu şarkıya gizli gizli reggae’vari bir ritim atıyorum ondan mı dans acaba? (gülüşmeler)
Altıncı çalışmanız Benzer Günlerimizden Birisi’nin oluşum süreci nasıl gelişti ve Benzer Günlerimizden Birisi ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?
Başar: İşte bu şarkı deneysel iş yapmanın suyunu çıkarttığımız yer olabilir bence. Girişindeki hareketli punk riff’inin arkasına jazzy akorlu sakin depresif bir bölümle devam ediyor. Üstelik intro ve outrolarda kullanabilmek adına polyphonic overtone ve twang vokaller giriş seviyesinde öğrenildi. Şarkı dinleyenlere tuhaf geliyor haliyle. Ama sahnede hiç çalmadık. Belki önümüzdeki sahnelerde repertuvara alırız. Çağatay’ın gruba girmesiyle, azıcık sertleşen ve kirlenen sound’umuza yakışıyor. Ozan da üzerine birkaç şarkıda yaptığı gibi kendine özgü cool bir solo yazsa epey eğlenceli olur. Bunu yapmamız lazım sanırım.
Davul Bey: Bu şarkı yazılırken şarkıda bir şaman ayini havası hissetmiştim ve sonrasında bu hissiyatın daha da ön plana çıkması adına bazı tuhaf şeyler denedim. Ölçü geçişleri konusu zaten yine benzer o konuda pek bir şey demeye gerek yok. Onun haricinde ben ve Başar back vokalde kargıra ve sıgıt tekniklerini kullanmaya çalıştık. Sonuç itibariyle tuhaf ve hepimizi mutlu eden bir şarkı çıktı.
Utku: Prog! (gülüşmeler)
Benzer Günlerimizden Birisi’nden sonra iki yıl yeni bir çalışma yayınlamadınız. Bu bağlamda bu iki yıl sizin için nasıl geçti?
Başar: Karantina, depresyon, toksik bir ilişki, biraz da vazgeçişti bu iki yıl. En azından benim için. Grup için ise kayıt süreci ve eski stüdyoyla kanlı bıçaklı geçen upuzun bir kayıt süreciydi. Ama dönüp baktığımda bu iki yılın şarkılara ve sözlere yaşanmışlık eklemesi yanımıza kâr olarak sayılabilir.
Utku: Karantina boyunca açıkçası vaktim anime izlemekle geçti. Önceki stüdyo süreci de çok yormuştu Başar’ın dediği gibi. Ama sonra içimizdeki çocuk yine uyandı ve devam ettik üretime.
Davul Bey: Geçen iki yıllık süreçte kendimi bir davul seti içine sakladım ve iki yıl boyunca yalnızca 5/8 ve 7/8 ölçüler hakkında düşündüm. Sonrasında beni buldular ve çıkarıp yeni şarkılar olduğunu ve kayıt edilmesi gerektiğini söylediler. Bulunduğum yerden isteğim dışında çıkarıldığım için onları tuhaf ölçülerimle mutlu etmedim.
2024 ile birlikte Retro Yapım’a geçtiniz. Retro Yapım ile yollarınız nasıl kesişti?
Başar: Eski stüdyomuzun sahibi hastalıktan dolayı vefat etti. Bunun üzerine yeni bir stüdyo aradık ve Retro’yu bulduk. Albüme eski stüdyoda başlamıştık aslında ama gecikmeler ve ölüm olayından kaynaklı, Retro’da tamamlayabildik. Diğer süreçten sonra ilaç gibi bir kayıt süreci oldu açıkcası. Buradan, Ege Baydar’a selamlar.
Çağatay: Burada bence yeri geldi, bizi provalar için sürekli ağırlayan ve benim sürekli nazımı, kahrımı çeken Garaj Stüdyo’dan Uğurcan Korkmaz abime teşekkür etmek istiyorum. İyi ki varsın abicim.
2024’ün ilk teklisi “Diz Dize”nin oluşum süreci nasıl gelişti ve Diz Dize ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?
Başar: “Diz Dize” genel olarak sevildi. Nostaljik bir hissiyatı olduğunu söyleyenler olmuştu. Şarkı sözlerinde, önceki bahsettiğim o zorlu geçen iki yılın üzerimdeki etkisi hissedilebilir. Bu şarkıyla ilgili konuşurken, eski solo gitaristimiz Berat’ın yazdığı soloyu ilk duyduğum an geliyor aklıma. Gerçekten hayran kalmıştım. Kendisine okuyorsa tekrar buradan teşekkür ediyorum.
2024’ün ikinci teklisi “Unutulur”un oluşum süreci nasıl gelişti ve Unutulur ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?
Başar: Bu şarkı, etki olarak grubun devam etmesini sağlayan şarkı olarak görülebilir. Şarkının yayınlandığı dönemde grup devam etmeme kararına doğru gidiyordu; ancak şarkı çıkınca ve Spotify New Release Friday listesine girince “bir toparlanmamız lazım” dedik ve şimdi buradayız. Şarkıyı sahnede çalarken önlere gelindiğini ve dans edildiğini görüyorum. Benim için en iyi geri dönüş bu olabilir. Bunu daha sık yapın!
2024’ün üçüncü teklisi “Vitrin Süsü”nün oluşum süreci nasıl gelişti ve Vitrin Süsü ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?
Başar: “Vitrin Süsü” de “Unutulur”dan sonra listelere girmeyi başaran ikinci şarkımız oldu. Bitter Frambuaz pop müzik yapsa nasıl yapardı sorusunun cevabı olarak gösterilebilecek bir şarkı. Genel olarak, şarkıyı eğlenceli buluyorlar. Birçok kişinin de favori Bitter Frambuaz şarkısı, gördüğüm kadarıyla.
Utku: Bu şarkının bestesini ilk getirdiğimde Başar çok istekli değildi açıkçası. Hani burada söyleyeyim mi bilemedim ama “Tatilde dans eden gömlekli dayılar hissi veriyor” demişti ilk hali için! Ama sonra üzerine hep birlikte uğraşınca güzel bir noktaya geldi.
Bu sefer bir albüm yapmaya nasıl karar verdiniz ve son üç teklinizin yedi şarkıyla bir araya geldiği “Yıldızım Olsan”daki şarkıların oluşum süreci nasıl gelişti? Yıldızım Olsan’daki yedi yeni şarkı ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?
Başar: Aslında albüm yapma isteğimiz sürekli olarak devam ediyordu. İlk çıkarttığımız şarkılardan sonra hem kayıt hem de yazım sürecine aşık olmuştuk. Üzerine eski stüdyodaki o bahsettiğim zorlu kayıt sürecinden sonra epey bir şey de öğrenmiştik. Bunu artık icra etmek istediğimiz bir haldeydik yani. Üzerine gerçekten duygusal anlamda yoğun bir dönemdeyken yazdığım sözler eklendi. Biraz olumsuz duygular içeriyor bu sebeple. Ama zaten olumsuz duygular da vardır ve birilerinin de bunları anlatması lazım. Üzeri kapalı da olsa…
Davul Bey: Şarkı sözlerinde genel olarak nelerden bahsedildiğine yakın zamanda dikkat etmeye başladım. Başar biraz mutsuz birisi galiba. Ama değil de enteresan birisi. Denk geldikçe kendisine bu konuda sataşıyorum.
Başar: “Şapkacı” sözlerini eski sevgilimin yazdığı ve ayrılırken bana hediye ettiği, sözlerini başkasının yazmış olduğu tek Bitter Frambuaz parçası. Sözlerin anlamı, ona ait olduğu için ayrıntısına girmiyorum. Ama sahnede çok eğlenceli olan bir şarkı olduğu dönüşünü almıştık. “Benim İçin Yine Gel” toksik bir ilişkinin üzerimizde yarattığı etkiler için yazıldı. Sound’u hafif ağırlaştıralım dediğimiz bir şarkı. Bu şarkıda en çok Utku’nun backlerini beğeniyorum. “Yıldızım Olsan Ya Bu Gece” albüme de ismini veren şarkımız. Müzikal anlamda hüzünlü ama yüksek bir şarkı. Genel olarak henüz çıkartmadan önce etrafımdakilere dinlettiğimde çok güzel geri dönüşler aldığımızı hatırlıyorum. “Dilek Hakkımı Sana Harcadım” hikayemsi bir toksik aşk şarkısı olarak yazıldı. Sözleri çok eskiden yazdığımı hatırlıyorum. Vals ritimli bir şarkımız daha olsun istedik ama bu seferki gerçekten hüzünlü hissettirsin dedik ve bu şarkı ortaya çıktı. Sahnede henüz hiç çalmadığımız şarkılarımızdan birisi.
“Keşke Her şeyi En Başa Alsan” ironik bir aşk şarkısı olarak yazıldı. Olanları geri almak isteyip de alamadığın dönemediğin hatalar için yazıldı. Beste olarak hareketli ve diğer işlerimize oranla daha sert
bir şarkı bu yüzden sahnede söylemesi benim için çok zevkli. “Aşkta Izdırap” adından da anlaşıldığı üzere yaşanan aşkın kişiye verdiği zararlardan bahsediliyor. Biraz arabesk sözler denemiştim bunu yazarken. Arpejli kısımları sahnede söylerken çok karizmatik hissettiriyor. Umarım izleyenlere de o şekilde hissettiriyordur.
Davul Bey: (Şüpheli)
Başar: Müzikal olarak alçalıp yükselen ama bunu yaparken de dinleyeni sarsmayan bir şarkı olduğunu düşünüyorum. “Tam Olarak Veda Etmesen De” ilk yaptığımız şarkılardan olan “Renkli Gözler”in yayınlamadığımız ilk versiyonunu aslında. Akustik bir şarkımız olsun diye düşündüğümüz sırada bu şarkıyı yeniden yapmaya karar verdik ve bambaşka bir nakarat yazdık. Bunu çaldığımızda yavaşça dans eden çiftler oluyor ve beni çok iyi hissettiriyor.
Kendi müziğinizi nasıl tanımlarsınız?
Başar: Acı ve tatlı diyebilirim sanırım.
Utku: Müzik işte!
Davul Bey: Enteresan.
Ozan: Bazen prog ritimli, catchy olsa iyi olacak, Türkçe Rock soslu, üzünçlü ama değil de gibi…
Çağatay: Soft Gey Rock. Stickerı bile var! (gülüşmeler)
Başar: Şu stickerdan bir kurtulamadık! (gülüşmeler) Çağatay sağ olsun üzerimize yapıştırdı. İzleyenlerin de epey hoşuna gitti. Evet duygusalız yapacak bir şey yok!

Yıldızım Olsan’dan sonra yapmayı düşündüğünüz çalışmalar var mı?
Başar: Evet var ve çok heyecanlıyız yani ben en azından çok heyecanlıyım. 12 şarkılık konsept bir albüm planımız var. Yeni gruba ait farklı bir sound’a ulaştığımızı düşünüyorum. Ayrıca teknik anlamda da herkes daha ileri seviyelere geldi. Mesela ben brutal vokal öğrendim. Muhtemelen albümde kullanmam. Bunlara ek olarak da bir sürü yaşanmışlık ve grubun hikayesinin nerelere vardığını da bu albüm sayesinde görebilirsiniz.
Utku: Yeni işler denemeye devam etmek istiyoruz. Sonuçta müzik bizim kendimizi ifade biçimimiz ve bunu mümkün olduğunca biz gibi yapalım istiyoruz. Ama “Biz gibi yapmak” ne demek bunu tanımlayamam. Bırakalım da müzik bizim yerimize konuşsun.
Davul Bey: Şu an yeniden bir hazırlık süreci içerisindeyiz. Tekrardan Utku’nun mahzenine kapandık ve hoşumuza gidecek işler için çalışmaya başladık. Bu süreçte Çağatay ve Ozan’ın da dokunuşları olacağı için oldukça heyecanlıyım. Onlar da biraz enteresan tipler.
Çağatay: Benim ilk gözlemlerim grup gerçekten soundunu yenileyecek. Özellikle ben ve Ozan oldukça metal tipleriz. Ritim gitarın şarkıların soundunu ne kadar etkilediğini tahmin edersiniz ki canlıda da sanırım biraz farkettirdi çalışım ve kullandığım pedal board ve efekt içeriğiyle. Onun dışında ben ekiple birlikte çalışmaya bayılıyorum. Herkesin kafası farklı bi yöne gidiyor gibi. O yüzden Başar’ın bahsettiği yeni albüm Bitter Frambuaz’ın duvarlarını yıkmasa da çatlatacak gibi geliyor bana. Oldukça heyecanlıyız. BDSM (Black Depressive Suicidal Metal) konseri de Davul Bey ve Ozan için yepyeni bir sevda oluşturdu iyi ki ısrar etmişim.
Ozan: İlk kez grupça yeni şarkı üretimine gireceğim için ben heyecanlıyım açıkçası, grubun şu ana kadarki çizgisini koruyarak yeni şeyler deneyeceğimizi hissediyorum. Çağatay’ın da dediği gibi müzik zevkleri olarak çok çeşitli bir grubuz, bunun ürettiğimiz şarkıların kendine has olmasına yarayacağına inanıyorum. Bazı şarkılardan hem DSBM, hem Proggressive Rock, hem de Anadolu Rock tadı alırsanız şaşırmayın!
Bitter Frambuaz grubuna bu güzel röportaj için teşekkür ediyorum. “Yıldızım Olsan”ı tüm dijital platformlarda bulabilirsiniz.












Yorum Ekle