Bağımsız Sahne köşesinin yüz elli altıncı konuğu vokal eğitimi ve koro tecrübeleriyle başlayan ve sahne tecrübeleriyle gelişen müzik yolculuğunda alternatif tınılı iki tekliyi geride bırakan, en son yeni teklisi “Aşık Değilim”i dinleyicilerle buluşturan Şirvan oldu. Şirvan (Şirvan Çelik) ile Bi’Kuble için, müzik yolculuğunu, yeni teklisini, aldığı geri dönüşleri ve gelecek çalışmalarını konuştuk.
Öncelikle “Sen Çok Değerlisin”e kadar olan müzik yolculuğunuzda neler yaptınız?
-Müzik aslında lise yıllarımdaki koro günlerimden beri ruhumun en kıymetli köşesindeydi. Ancak bu tutkuyu profesyonel bir disipline dönüştürme yolculuğum son 15 yıldır devam ediyor. Bu süreçteki en uzun ve öğretici yolculuğumu kıymetli şan hocam ve vokal koçum Burcu Koşar ile gerçekleştirdim. Ardından sahne tozunu yutma ve kendi şarkımı duyurma hevesim başladı. Bu noktada yolum, müzik ortağım ve hocam Serdar Yücel ile kesişti. Onun 25 yıllık sahne tecrübesi, benim bu aşık olduğum hobide “pişmemi” sağladı. Kısacası; bir beyaz yakalının tutku dolu müzik serüveni, doğru rehberlerle birleşince gerçeğe dönüştü.
Bir tekli yayınlamaya nasıl karar verdiniz? Bu bağlamda ilk tekliniz “Sen Çok Değerlisin”i yorumlamaya nasıl karar verdiniz? Bütün düzenlemelerinizi üstlenen Şarkının sahibi ve bütün düzenlemelerinizi üstlenen Serdar Yücel ile yollarınız nasıl kesişti? Sen Çok Değerlisin ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?
-Bir tekli yayınlamak benim için hep bir “ukde” ve ölümsüz bir hayaldi; bu dünyada benden sonraya kalacak bir imza, bir iz bırakmak istedim. “Sen Çok Değerlisin” ise ismiyle müsemma, çok güçlü bir slogan. Serdar Yücel bu şarkıyı aslında bir kadına ithafen yazmıştı; biz vokal hocamla üzerine çalışarak onu bir erkeğe hitaben yeniden yorumladık ve böylece şarkı eşim için bir armağana dönüştü. Serdar Bey ile ortak dostumuz Ufuk vasıtasıyla tanışmıştık; söz, beste ve aranje tamamen ona ait. Şarkı yayınlandıktan sonra ise beklediğimin çok ötesinde bir etki yarattı. Sadece eşler arasında kalmadı; insanlar en sevdikleri kişilere bu şarkıyla seslenmeye başladı. Sosyal medyada bir akıma dönüşmesi ve hiç tanımadığım insanlardan aldığım o yüreklendirici mesajlar benim için en büyük gurur kaynağı oldu.
İkinci tekliniz olarak Yücel eseri-düzenlemesi “Sen”i seçmeye nasıl karar verdiniz? Düzenlemede Yücel ile yer alan Ayberk Gül ile yollarınız nasıl kesişti? Sen ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?
-İkinci teklim olan “Sen” hicaz makamında bir eser. Hicaz, bizim kültürümüzde çok köklü ve vazgeçilmez bir yere sahip; ben de bu dokuyu kendi yorumumla deneyimlemek istedim. Serdar Yücel vasıtasıyla tanıştığım Ayberk Gül ile birlikte ortaya içimizi kıpır kıpır eden, çok enerjik bir iş çıkardık. Gelen tepkiler, özellikle hicaz tınılarını seven dinleyiciler için oldukça keyifliydi. Ayrıca buradan küçük bir “sufle” de vermiş olayım: Şarkının bir de meyhane versiyonu var! Yakında tüm dijital platformlarda dinleyicisiyle buluşacak, şimdiden müjdesini vermiş olayım.
Yeni tekliniz “Aşık Değilim”i yorumlamaya nasıl karar verdiniz? Eserin sahibi ve düzenlemeyi Yücel ile üstlenen Dilek Gül ile yollarınız nasıl kesişti? Aşık Değilim ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?
-“Aşık Değilim”, sevgili arkadaşım Dilek Taş’ın bana en özel doğum günü armağanıydı. Üzerinde bir yıl boyunca büyük bir emekle çalışarak dinleyiciye sunduk. Dilek ile yolumuz Hypersacademy’de, kurucumuz Tolga Bey’in (Akış) “Siz mutlaka tanışmalısınız, Dilek tam senin kaleminden sözler yazıyor!” demesiyle kesişti. Bir etkinlikte tesadüfen yan yana oturmamızla başlayan dostluğumuz, sosyal medyada yaptığımız düetlerle pekişti. Şarkı çok yeni olmasına rağmen, dinleyiciden gelen “Bu şarkı patlayacak!” yorumları ve aldığımız pozitif enerji bizi inanılmaz motive ediyor.
Bununla birlikte müziğinizi bağımsız olarak yayınlıyorsunuz. Bu bağlamda bağımsız bir müzisyen olmak size müziğinizde yapmak istedikleriniz anlamında özgür bir alan sağlıyor mu?
-Müziğimizi bağımsız olarak yayınlamayı tercih ediyoruz. Bunun bir avantaj ya da dezavantaj olmasından ziyade, benim için en büyük getirisi “üretim özgürlüğü”. Ben hobi olarak başladığım bu tutkuyu, hiçbir kalıba girmeden, sadece sesimi ve ruhumu yansıtarak taçlandırmak istiyorum. Kendi kararlarımızı alabildiğimiz bu bağımsız yolculuk, müziğin saf keyfine odaklanmamı sağlıyor.
Aşık Değilim’den sonra yapmayı düşündüğünüz çalışmalar var mı?
-Sahne almak benim için bambaşka bir tutku. Çevremden ve hatta tanımadığım dinleyicilerden sürekli “Sıradaki sahne ne zaman?” soruları alıyorum. İlk hedefimiz sahne performanslarımızı daha düzenli ve sürdürülebilir hale getirmek. Elbette yeni şarkılar gelecek, üretimimiz hiç durmayacak; ancak şimdilik bu üç şarkının tadını çıkarmak, dinleyiciyle kurduğumuz bu güzel bağın keyfini sürmek istiyoruz. Üretmeye ve paylaşmaya devam edeceğiz!
Şirvan’a bu güzel röportaj için teşekkür ediyorum. “Aşık Değilim”i tüm dijital platformlarda bulabilirsiniz.












Yorum Ekle