Röportajlar

İlk teklisi “İnsanım”ı dinleyicilerle buluşturan Yasmin Schmidt ile bir röportaj…

Özellikle Almanya’da pek çok sanat dalında yaptığı çalışmalar ve ülkemizde de coverlarıyla tanınan ve ilk teklisi “İnsanım”ı DMC etiketiyle dinleyicilerle buluşturan Yasmin Schmidt ile Bi’Kuble için, müzik yolculuğunu, teklisini ve gelecek çalışmalarını konuştuk.

Öncelikle İnsanım’a kadar olan müzik yolculuğunuzda neler yaptınız?Bununla birlikte hem İzmir’de hem de Almanya’daki konservatuvar eğitiminiz size müziksel anlamda neler kattı?

– Müziğin içine doğdum diyebilirim. Babam öğretmenliğinin yanı sıra baterist; bebekliğimden beri çalışma odamızda her hafta müzik grubuyla provaları oluyordu. Beatles, Rolling Stones, Eric Clapton müzikleriyle büyüdüm. Ailem beni iki buçuk yaşımda piyano dersine götürürdü. Küçükken dersler pek hoşuma gitmezdi, fakat şimdi iyi ki beni zorla da olsa götürmüşler diyorum. Beste yaparken her daim çok işime yaradı.

İzmir Dokuz Eylül Devlet Konservatuarı’nda Klasik Müzik; Yan Flüt bölümündeydim. Sonrasında Almanya’da eğitimime devam ettim. Toplam 6 sene klasik müzik okudum. Doğruyu söylemek gerekirse klasik müzik pek ilgi alanıma girmiyordu. Aslında Rock/Pop/Jazz şan bölümüne de alınacaktım; fakat flüte devam ederek, bildiğim branşta ilerlemeyi tercih ettim. Şimdiyse flütümü kendi şarkılarımda kullanmayı çok seviyorum.

İnternette cover performanslar paylaşmaya nasıl karar verdiniz ve bubağlamda nasıl geri dönüşler aldınız?

-Boş zamanlarımda en büyük hobim, çok sesli coverlar kaydetmekti. Eğlencesine YouTube’a yüklüyor, gelen yorum ve mesajları okuyordum, Biraz da kendimi geliştirmek için de yapıyordum aslında.

İnsanım’ın oluşum süreci nasıl gelişti? Bu bağlamda düzenlemenizi yapan Zehra Belevi ile yollarınız nasıl kesişti?

– “İnsanım“ı yazdığım dönem kalbimin çok kırık olduğu bir dönemdi. Bir gün bomboş hissedeceğimi başından beri bildiğim ve kabullendiğim bir gönül ilişkisiydi bu şarkının hikayesi. O dönem İstanbul’da yaşıyordum, ve tüm hayallerimden vazgeçmeme çok az kalmıştı. Kalbimi kıran sadece bir kişi değil; o dönem bana üzüntü yaşatan birçok kişi ve bir kaç hayal kırıklığıydı… Her şey üstüme geliyordu. Yalnız ve bomboş hissediyordum. Beni mutlu eden tek şey gitar çalıp şarkılar söylemekti. Komşumun gitarıydı bu üstelik, sağ olsun kullanmadığı zamanlarda bana iyi geldiğini bildiği için haftalarca bende bıraktı. ’İnsanım‘’, kafamdan ne geçiyorsa oydu aslında. Melodisi o an oluştu, şarkı sözleri bir anda oturdu ve inanın; hiç bir değişiklik yapmadım. Telefonumda ilk ses kaydı yaptığım haliyle kaldı şarkı. Hoşuma gidiyordu, her söylediğimde mutlu oluyordum; fakat iyi mi yaptım, kötü mü onu hiç ayırt edememiştim. Türkçe müzik yazmaya yeni başlamıştım ve Türk müziğiyle ilgili pek bir bilgim yoktu. Yarı Alman oluşumdan ve Almanya’da doğup büyüdüğüm için öncesinde yazdığım şarkılarım hep İngilizce’ydi… Bir kaç kişiye dinlettim ve şarkıyı beğendiklerinde  mutluluktan uçuyordum. Bir süre inanamıyordum! Ama artık ’‘Yasmin, İnsanım’ı çal, bir daha çal!‘’ demeye başladılar. Şarkıyı Murat Dalkılıç ve Kenan Doğulu’ya şarkılarımı dinletme fırsatım olmuştu. Onların tüm içtenlikle çok beğendiklerini söylemeleri beni yüreklendirdi ve motivasyonumu çok yükseltti. Arka arkaya yeni parçalar yazdım, dinlettim, beğenildi ve devam ettim. Zaman geçtikçe parçalarım birikti ve artık internete paylaşmayı ve herkesin dinlemesini istiyordum. Benim için yeni kapılar açacağını sandığım insanların, aslında daha çok yolumu kestiğini anladığım günlerde, sevgili Zehra Belevi’yi buldum.

İzmir’den ikinci annem bildiğim Serpil Kaş sayesinde, dönüm noktamı bulduğum ve doğru kapıyı açtığım yere gelmiştim. Zehra hocam beni kendime getirdi, o olmasaydı olduğum yerde kalıp, kara kara düşünmeye devam ederdim muhtemelen.

Zehra hocam İnsanım’a beklediğimden çok daha güzel bir düzenleme yaptı. Genel olarak düzenlemelerde çok kurcalayan biriyim ‚’Şunun şurasında şöyle olsaydı, bunun burasına şunu mu eklesek?‘’ gibisinden, ama bu şarkıda asla değiştirmek istediğim tek bir saniyesi bile olmadı, mükemmeldi. Hocamın güzel enerjisiyle her şey zincirleme şeklinde bir anda gelişiverdi ve sonrasında hep kalbi güzel insanlar tanıdım, başta yeni menajerim Seçil İnceoğlu olmak üzere…

DMC ile yollarınız nasıl kesişti?

-DMC ile çalışmak, yürüdüğüm bu yolda benim için büyük bir hedefti. Değerli menajerim Seçil İnceoğlu, beni hep destekledi ve bu hayalimi gerçekleştirmemde çok yardımcı oldu. Beni her yönden desteklediği ve anladığı için ona minnettarım.

İnsanım ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?

-O kadar mutluyum ki anlatamam. Bir sürü sevgi dolu mesaj, çok tatlı yorumlar ve video mesajları alıyorum.. Bu kadarını beklemiyordum gerçekten. İnsanların şarkımı söylemesi çok güzel bir duygu, çok duygulanıyorum.

İnsanım, sadece dijital olarak yayınlandı. CD olarak çıkarılması düşünülüyor mu? Bu bağlamda ilerleyen zamanlarda bir albüm çıkartmayı düşünüyor musunuz?

-Şu an için tekli çıkartarak ilerlemeyi düşünüyorum. Fakat 2 albümlük şarkım birikti, aslında albüm çıkartmayı düşünmüyor değilim.

Pek çok sanat dalı ile uğraşıyorsunuz, sizi bu sanat dallarında en çokzorlayan ya da daha kolay uyum sağladığınız hangileri oldu?

-Tüm sanat dallarını seviyorum, severek yaptığım için zorlandığım anlarıpek algılamıyorum sanırım. Ama 2017 yılında Almanya’da yayınlanmış olan, Natürlich Nur ICH isimli kitabımın basım aşamasında zorlanmış olabilirim. Kitabım çok kalın değil, az ve öz bir kitap, fakat yine de sürekli baştan okuyup didik didik inceliyordum. Basılana kadar belki 50 kez okuyup düzenlemeler yaptım. Biraz yorucu bir süreçti benim içim, fakat başardığım için mutluyum. En kolay uyum sağladığım sanat dalı ise gerçekten Türkçe müzik yazıp bestelemeyi keşfetmem oldu. Benim için en büyük mutluluk, sabah uyandığımda, bir önceki akşam yaptığım şarkının kaydını açıp tekrar dinlemek. Tüylerim diken diken oluyorsa öyle bırakıyorum, olmuyorsa şarkıyı hoşuma gidene kadar güzelleştirmeye çalışıyorum.

Almanya’da sanata bakış açısını kendi gözünüzden nasıl değerlendiriyorsunuz?

-Almanlar tüm sanat dallarına ve sanatçılara çok değer veren bir toplum; ve bu yolda ilerlemek isteyen insanlara her türlü imkanı sağlıyorlar. Örneğin Fimo hamuru ile objeler ve takılar yapmaya başladığımda, beni desteklemek için içinde gerekli olan tüm malzemeleri bulunan kocaman bir paket gönderdiler. Yine Fimo hamuru ile ilgili beni 2014 yılında bir televizyon programı beni konuk olarak özellikle davet etti.

Bununla birlikte Booya ile yaptığınız Don’t Remember’ın oluşum sürecinasıl gelişti ve nasıl geri dönüşler aldı?

-Don’t Remember’ı 16 yaşımdayken ilk aşık olduğumu sandığım çocuğa yazmıştım. İlk ingilizce şarkımdı ve yıllarca bu şarkıma fikirlerini katabilecek olan, enerjimin tuttuğu ve düzenlemesine güveneceğim birini aradım, ve 9 yıl sonra sonunda buldum. Daha doğrusu babam buldu! Bir gün elime bir gazete verdi ve okumamı istedi. Cedam Music hakkında bir haber okudum ve Nürnberg’te, yani benim de oturduğum şehirde olduğunu görünce o an mail attım. Bana hemen yardımcı oldu ve sevgili Cihat Ceykan ile birlikte çok güzel çalışmalar başlattık.

İnsanım’dan sonra yapmayı düşündüğünüz çalışmalar var mı?

– Kesinlikle var. Durmadan yazıyorum, fikirlerim bitmiyor. Çok duygusalve kırılgan bir yapım var; çoğu zaman belli etmesem bile. Kafamda her daim yanıtlamaya çalıştığım, cevaplarını aradığım binlerce soru var. İnsan içine çıkmayıp evde gitarımla takılmayı tercih ediyorsam ve sosyal medyada gitarlı storyler atıyorsam, ya yeni şarkılar, ya da kitap yazıyorumdur. Kafamda aradığım soruların çoğunu müziğimle yanıtlıyorum. Ağlıyorum, sonra mutsuzluğumun etkisinden çıkan eserimi dinleyip beğenince gülüyorum. Bazen de çok keyifli bir anda eğlenceli bir parça yazıyorum. Değişik bir ruh hali. Ama hiç bir halim üretmeme engel değil. Soruya geri dönmek gerekirse, evet kesinlikle çok yakında devamı geliyor!

Yasmin Schmidt’e bu güzel röportaj için teşekkür ederim. İnsanım, tüm dijital platformlarda!