Uğur Sena… eğitim anlamında tıp alanında ilerleyip bir doktor olsa da içimdeki müzik aşkıyla kendi şarkılarını kaydetmeye başlayan, bu doğrultuda alternatif tınılı şarkılarıyla dinleyicilerin beğenisini kazanan Uğur Sena, geçtiğimiz günlerde kendi eseri yeni teklisi “Dionysos’a Mektuplar”i GROW etiketiyle dinleyicilerle buluşturdu. Uğur Sena (Sena Penekli) ile Bi’Kuble için, müzik yolculuğunu, yeni teklisini, aldığı geri dönüşleri ve gelecek çalışmalarını konuştuk. (Fotoğraf: Tulya Çavuşoğlu)
Öncelikle “Sky”a kadar olan müzik yolculuğunuzda neler yaptınız?
-Merhaba, öncelikle teşekkür ederim. “Sky”benim ilk yayınladığım şarkı, ilk göz ağrım ve ilk cesaretim. Yazdığım şarkıları Soundcloud hesabımda demo şeklinde sadece yakın çevremdeki insanlarla paylaşıyordum. Pandemi zamanı evde daha uzun süre kalmaya başladığımız dönemlerde boş vaktim oluşmaya başladı, kendime kayıtlarımı daha iyi alabilmek için bir kayıt seti aldım, o şekilde küçük adımlarla demolarımı geliştirmeye başladım.
Bir tekli yayınlamaya nasıl karar verdiniz? Bu bağlamda Sky’ın oluşum süreci nasıl gelişti? Sky ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?
-Şarkılar birikmeye başladı… Hep bir gün onları daha güzel hale getirip daha fazla insanla paylaşabilmek istiyordum, bunun için doğru zaman lazımdı. Sky’ın ilk yayınladığım şarkı olması bir tesadüf değil, aynı zamanda onu yazmamı tetikleyen süreçlerin bir sonucu. Şarkı da bunu anlatıyor, kendi kabuğunu kırmayı, cesaret göstermeyi. Çoğu dinleyen insandan sonrasında “Sanki beni anlatıyor, kendime yazılmış gibi!” tarzında yorumlar aldım, beni çok mutlu hissettirdi.
İkinci tekliniz “Platonica”nın oluşum süreci nasıl gelişti? Platonica ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?
-Platonica benim için bir yolculuk şarkısı ve farklı dünyalara yelken açtığımızda sahip olduğumuz sevgilerimizin bize nasıl büyülü bir dünya yarattığıyla ilgili. Seyahat etmeyi çok severim, üniversite yıllarında değişim programıyla 1 ay Beyrut’a gitmiştim. Oraya gittiğimde bana çok farklı gelmişti ve kendimi masalsı bir dünyanın içerisinde hissetmiştim, sanki bir rüyayı yaşıyormuşum gibi… Şarkı da öyle ortaya çıktı, platonik bir aşkım vardı, seyahatim sırasında bende yaşattığı duygular Platonica’ya ışınlanmama sebep oldu. Tam neden bilmiyorum ama çoğu arkadaşımın favori şarkısı oldu.
Üçüncü tekliniz “Set You Free”nin oluşum süreci nasıl gelişti? Set You Free ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?
-Set You Free’yi anlatması benim için biraz zor ama çok değer verdiğin birinin seni hayal kırıklığına uğratmasıyla ilgili. Onun tarafından görülmemek, anlaşılmadığını hissetmek. Bir isyan şarkısı gibi gözükse de şarkı benim için çok duygusal bir yerlere temas ediyor. Şarkıyı yazmak hafifletmişti, umarım hepimiz için olduğumuz insan olmak bize birer yük değildir, özgürleştirebiliriz kendimizi.
Dördüncü tekliniz Işığımsı’nın oluşum süreci nasıl gelişti? Düzenlemeyi üstlenen Umut Çetin ve Berkay Küçükbaşlar ile yollarınız nasıl gelişti? Işığımsı ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?
-Işığımsı benim ukulelemi aldıktan sonra yazdığım ilk şarkılarımdan biri. Birkaç şarkım var, sanki çocuğum yazmış gibi geliyor, bende yarattıkları pozitif ve çocuksu enerjileri sebebiyle sanırım. Öncesinde yaptığım şarkılarım evimde kendim aldığım, minimalist kayıtlar olmuştu, şarkı hale gelmelerinde müzisyen arkadaşım Altay, sanatçı adıyla Safe Heights; edit, mix, master işlemlerini yaparak bana yardımcı oluyordu. Geçen sene Sevgili Simge Pınar’ın Yaratma Cesareti ve Şarkı Yazarlığı atölyesine katıldım ve en sevdiğim sanatçılardan biriyle bu şekilde iletişimim başladı, şarkılarım için girişken olmam konusunda beni cesaretlendirdi. Umut Çetin, hem kendi şarkılarını hem de üretimlerini çok sevdiğim bir müzisyendi, onunla çalışmak istedim, sosyal medya üzerinden ulaştım ve bu şekilde “Işığımsı” yı çalışma sürecimiz başlamış oldu. Benim için çok besleyici ve eğlenceli bir deneyimdi, kendimi şanslı hissettim. Şarkıyı gerçekten çok iyi anlamaya çalıştığını ve yaptığı güzel prodüksiyonla müziğin en iyi haliyle ortaya çıkmasını sağladığını düşünüyorum. Başta ritim için şarkıda perküsif elementler kullanmayı düşünmüştük ama o haliyle içimize sinmedi, Umut şarkıya davul çalması için Berkay Küçükbaşlar’ a gönderdi, çok mutlu oldum, bana da sürpriz oldu. Yayınlama sürecinde Sky’dan sonra en heyecanlandığım şarkım Işığımsı oldu, çünkü ilk defa bir şarkım için böyle büyük bir prodüksiyon yapmıştım, insanların geri dönüşleri de biraz bunun üzerineydi, herkes çok şaşırmıştı.
Beşinci tekliniz “Ne Güzeliz Şimdi”nin oluşum süreci nasıl gelişti? Düzenlemeyi üstlenen Kemal Çalıkoğlu ile yollarınız nasıl kesişti? Ne Güzeliz Şimdi ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?
-Ne Güzeliz Şimdi, en yakın kız arkadaşlarım için yazdığım bir şarkı. Bu şarkı diğer şarkılarımdan farklı olarak daha indie-rock elementleri içeren bir şarkıydı ve prodüksiyonunu nasıl yapabileceğim konusunda tereddütlerim vardı. Ankara, müzisyenler için de bir köy gibi, genelde herkes birbirini tanır ve destek olmaya çalışır, daha samimi müziklerin yapıldığı kendi içinde favori grupları olan, daha az ticari düşünülen bir ortam var. Kemal, pek çok sevdiğim arkadaşımın müziklerini yapan biriydi ve yaptığı işlerle dikkatimi çekiyordu. O dönem Mert Üçkardeş ve Beste Tanrıyakul ile çalışıyordu, o şekilde denk geldik, onun da indie-rock prodüksiyonlarını sevdiğimden Ne Güzeliz Şimdi’yi çalışmak istedim, sonrasında keyifli bir üretim süreci başladı. Müzik yolculuğum pek çok insanla yollarımın kesişmesini sağladı ve bu da bana macera oluyor, hepsinden farklı ilhamlar alıyorum, Kemal ile çalışmaya başlamam da öyle oldu, beni pek çok alanda genişletti. Bu şarkı da pek çok dinleyeni şaşırttı, çünkü önceki şarkılarımdan farklı olarak daha çok dans ettiriyordu ve davullarıyla rock bir şarkı olmuştu.
Yeni tekliniz Çalıkoğlu ile ortak çalışmanız-düzenlemeniz Dionysos’a Çiçekler’in oluşum süreci nasıl gelişti? Avrupa Müzik/GROW ile yollarınız nasıl kesişti?
-Dionysos’a Çiçekler, ukulele ile yazdığım ilk şarkılarımdan, hatta ilk yazdığım şarkı. Bir süredir bu şarkılara çalışmaya yöneldim, önümüzdeki süreçte umarım sizlerle paylaşıyor olacağım. Kemal ile bu şarkıyı en iyi haline getirmeye gerçekten çok uğraştık, bütün sesleri olabildiğince yumuşak ve şarkıya uygun pastoral bir dünyada sunmayı amaçlıyorduk, hafif hissettirmesini, dinleyene huzur vermesini istedik. Şarkı adını Antik Dönemler’de kutlanan pastoral bir şenlik olan “Dionysia” yani Bağbozumu Şenlikleri’ne ithafen alıyor, hayatın ve sevginin kutlaması gibi. GROW ile yollarımız sosyal medya aracılığıyla kesişti, konserimin olduğu bir günün ardından sanırım paylaşımlarımı görüp bana ulaştılar, ardından demomu ilettikten sonra şarkımı beraber çıkarmaya karar verdik.
Dionysos’a Çiçekler ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?
-En güzel geri dönüşleri aldığım şarkılarımdan biri oldu, çok sevdiğim bir arkadaşımın annesi bana şöyle bir mesaj attı, çok duygulanıp mutlu olduğum bir andı: “Gözümü kapatarak dinledim. Birden kendimi uçsuz bucaksız yemyeşil bir kırın üzerinde hissettim. Şelale vardı ama suyu coşkulu değil, huzur vererek yavaş yavaş akıyordu… Hemen sana yazmak istedim Senacım, çünkü benim için ilk kez böyle bir trans hali oldu. Muhteşem güzel bir ses… Huzur dolu…” Bu mesajı okuduğumda şarkıyla ilgili yapmak istediğim şeyin geçtiğini hissettim, arada müzik yapmakla ilgili zorluklarla ya da motivasyon eksiklikleriyle karşılaşabiliyorum, bu tarz geri dönüşler bana gerçekten ilham oluyor, müziği neden yaptığımı, özümü hatırlıyorum.
Müziğinizin düzenlemesini genellikle kendiniz üstleniyorsunuz. Müziğinizin düzenlemesini kendiniz üstlenmek size müziğinizi sunmak adına özgür bir alan sağlıyor mu?
-Başta bu konuyla ilgili çok katı kurallarım ve sınırlarım vardı, kimseyi kendimden çıkan müziğe müdahil etmek istemiyordum, kendim yapabilmekle ilgili bir takıntım oluşmuştu. Aslında iyi ki de başlangıçta böyle yapmışım, şu an daha esneğim ve işbirliği yapabiliyorum ama bu kendi sesimi bilmem, ne istediğimden emin olmam sayesinde. Yoğun bir hayatım olduğundan şu anda yardım alabileceğim ve güvendiğim müzisyen arkadaşlarımın olduğunu bilmek iyi geliyor, onlarla beraber çalışmak benim de kendimi geliştirmemi sağladı. Üretim sürecinde ne kadar aktif olursam o kadar mutlu hissediyorum kendimi, çünkü benim için önemli olan o şarkıyı piyasaya sunmak değil, kalbimden çıkması, içime sinmesi ve üretim sürecinden zevk almam. Gün geçtikçe bu konularda daha çok farkındalık kazanıyorum. Şu anda benim hedefim bir yandan sevdiğim müzisyen arkadaşlarımla işbirliklerine devam ederken ileride bir gün belki tekrar hazır hissettiğimde kendi müziklerimi tekrar kendim kaydetmek olabilir.
Kendi müziğinizi nasıl tanımlarsınız?
-Müzik yapmak benim için kaçınılmaz bir ihtiyaç gibi, hayatıma bir anlam ve renk katıyor. Kendimi anlamamı sağladı. Beni müzik yapmaya iten şey, çok severek dinlediğim başka seslere karşı bir sesimin olduğunu, onlarla benzer bir dili konuştuğumuzu hissetmemdi, orada olmak ve o dili konuşmak istedim, o yüzden yaptığımı şarkıcı-söz yazarı müziği geleneğinin bir devamı olarak tanımlayabilirim ama bu tabi ki bu üretimlerimin başlangıç noktasını oluşturuyor. Müziğin bana verdiği duygu paylaşımı ortamının dışında bir gün sadece müzik için müzik yapabilmek gibi bir istek var içimde. Umarım kendi yaptığım müziğin dışına da çıkabilirim, grup müziği veya başkalarının yaptığı müziğe müzisyen olarak dahil olabilmek de olabilir bu, hiç bir şeye hizmet etmeden… Bunun için hem müzisyenliğimi geliştirmeye hem de birazcık sınırlarımı zorlamaya ihtiyacım var. Gerçek olur mu bilmem ama hayat sonuçta bir maceralarla dolu bir süreç.
Dionysos’a Çiçekler’den sonra yapmayı düşündüğünüz çalışmalar var mı?
-Dionysos’un kardeş şarkıları var, bir süre onlarla ilgileneceğim gibi gözüküyor. Bunlar çok eski şarkılarım aslında tabii, yeni şarkılar yazmaya devam ediyorum, yeni eralarım geçiyor ve gidiyor, umarım motivasyonumu hiç kaybetmem ve sizlerle şarkılarımı daha çok paylaşabilirim. Bunun için dinleyerek bana destek olmanıza ve paylaşmanıza ihtiyacım var!
Uğur Sena’ya bu güzel röportaj için teşekkür ediyorum. “Dionysos’a Çiçekler”i tüm dijital platformlarda bulabilirsiniz.












Yorum Ekle