Röportajlar

Yeni teklisi “Kavrulursun Benimle”yi dinleyicilerle buluşturan Aden Mara ile bir röportaj…

Aden Mara… Çocukluktan beri müziğin eğitiminden gelen bir süreçle gelişen bir müzik hayatı doğrultusunda kendi şarkılarını da yapmaya başlayan, ilk teklisi “HAYIR X2” ile alternatif müzik alanında ilk baştan beri dikkat çekerek teklilerini dinleyicilerle buluşturmaya devam eden Aden Mara, yeni teklisi “Kavrulursun Benimle” ile yoluna Avrupa Müzik etiketiyle devam ediyor. Aden Mara (Aden Deniz Akçan) ile Bi’Kuble için; müzik yolculuğunu, yeni teklisini, aldığı geri dönüşleri ve gelecek çalışmalarını konuştuk.

Öncelikle Hayır Hayır’a (HAYIR X2) kadar olan müzik yolculuğunuzda neler yaptınız? Bu bağlamda konservatuvar eğitiminiz size müziksel anlamda neler kattı?

-Müzik kariyerimi aslında uzun bir yolculuk olarak görüyorum. Hep müzikle ilgili bir çocuktum. MSGSÜ’deki Piyano eğitimi ile başlayan yolculuğum okul korosu solistliği, üniversitede İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı Müzikoloji ve Müzik Teorisi bölümü ve sanatçı arkadaşlarımın konserlerinde konuk performanslarım gibi olaylarla hep buradaydım aslında. O ayna karşısı tarak -mikrofon klişesiyle de. Arkadaşlarımla karaoke gecelerinde ve bazen piyano çalarak şarkı söylediğimiz zamanlarda “Neden şarkı söylemiyorsun?” gibi sorular alırdım. İlk kez şarkı yazmayı denediğimde ise çok daha farklı bir duygusal deneyim yaşadım. Kendi isteklerimi ve duygularımı en sevdiğim araçla ifade etme fırsatı geçmişti elime. Müthiş bir şeydi bu. O deneyim sonrası karar verdim. Sadece kendi söz-müziğimle yola çıkacaktım ve her şeyden önemli olacaktı bu. Konservatuvar eğitimim kendi adıma konuşmam gerekirse yaratımım için zemin hazırladı. Parçalarımın çoğunu piyano ve kendim için belirlediğim armoniler üstünden götürüyorum. Bu benim tarzım ve rengim diyebildiğim müzikal yürüyüşlerin altında yatan matematiği biliyorum. Bu yüzden çeşitlendirme konusunda sorun yaşamıyorum. Kendime back vokal kaydı alırken de çok rahatım. Doğaçlamamı mümkün hale getiriyor. Bir de okula girilen dönem aslında çoğumuz için genç bir yaş. 18 yaşında insanın dikkati dağılmaya çok müsait. Mezun oluncaya kadar geçen 4 yıl içinde -çoğumuz için daha fazla yıl!- o disiplin oturuyor. Sınavlar sağ olsun enstrüman başında çalışma ve disiplinli çalışma prensipler bir alışkanlık haline geliyor.

Bir tekli yayınlamaya nasıl karar verdiniz ve Hayır Hayır’ın oluşum süreci nasıl gelişti? Düzenlemeyi üstlenen Yöngün Keymen ve Melodrome Music ile yollarınız nasıl kesişti? Ayrıca kendi yönettiğiniz klibin oluşumu süreci nasıl gelişti?

-İlk şarkılarımı yazdıktan sonra IF’te bir konser verdim. İlk konserimde IF’in tonmaisteri Mutlu Cotur ile tanıştım. Mutlu abim konserden sonra sahne enerjimle ilgili kesinlikle beni çok mutlu eden yorumlar yaptı. Akustik herhangi bir performanstan daha fazlası olabileceğimi konuştuk. O aşamada gereken ilk adım bir stüdyo çıkışıydı. Yöngün Keymen ile onun vasıtasıyla tanıştım. Bu şekilde ilk şarkıya adım atıldı. 

İkinci tekliniz yine Keymen prodüksiyonu ile “İstanbul Dar Gelecek” oldu. “İstanbul Dar Gelecek”in oluşum süreci nasıl gelişti? Ayrıca klibi yöneten Erdinç Ersoy ile yollarınız nasıl kesişti? Klibin oluşum süreci nasıl gelişti? 

-İstanbul Dar Gelecek de dahil yazdığım şarkıların bir hikayesi vardır her zaman. Müziğin düzenleme süreçlerinde stüdyoda arkadaşlarımın da dahil olduğu bir zaman geçirildi. Keyif aldık fakat melodi tam olarak aklımda kurguladığım şekilde değildi. Müzik tarzları, beklentiler, istekler kişiden kişiye değişiklik gösterir. Her parça bir deneyimdir benim için. Ben bu şarkı ile yazdığım söze uygun bulduğum melodinin dışına çıkmamam gerektiğini gördüm. Kafamda kurduğum sözler o melodilerle bir anlam ifade ediyor çünkü. Erdinç Ersoy ile İstanbul sokaklarında keyifli çekimler gerçekleştirdik. Şarkıyı sahnede söylediğim bölümlerde beni yönlendirme şekli en ufak strese mahal vermeyecek şekildeydi. Rahat ve kendim gibi hissetmek en önem verdiğim şey. Bundan dolayı onunla çalıştığım için mutluyum. Klibin senaryosunu da ben yazdım. HAYIR X2’da aynı şekilde benim yazdığım senaryo üzerinden gerçekleşti. Aslında bu konuyu önemli buluyorum. İşin her aşamasında orada olmak önemli bir şey çünkü sanatçının temsili o sanatçının bireysel katılımını görsel alanlarda da isteyen bir konu.

Üçüncü tekliniz Keymen prodüksiyonu  “Shawty” oldu. “Shawty”nin oluşum süreci nasıl gelişti? Klibi Keymen ile düzenleyen Berke Karakouz ile yollarınız nasıl kesişti? oluşum süreci nasıl gelişti ve “Shawty” ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?

-Shawty, çok eğlenceli bulduğum bir şarkı. Bu şarkıda melodi biraz daha oturdu ve o yaz arkadaşlarımla keyifli anların toplamı bir video çekildi. Keyif almayı birincil hedefim olarak görüyorum dediğim gibi. Kendimi, ailemi, arkadaşlarımı ve müziği merkeze koyduğum bir evrenim var. Tam olarak bunu yansıttı o çalışma da.

En son “Kavrulursun Benimle”yi dinleyicilerle buluşturdunuz. Kavrulursun Benimle‘nin oluşum süreci nasıl gelişti? Şarkıyı birlikte yazdığınız Jeffrey Beyo ve şarkıyı Beyo ile düzenleyen Soner Kırmızıgül ile yollarınız nasıl kesişti?

-Jeffrey Beyo en yakın dostum Ravit Haleva’nın arkadaşı. Bir gün Büyükada’da hep beraber yemek yerken “Neden birlikte bir tekli yapmıyoruz?” dedik. Beni Soner’le tanıştırmayı teklif etti. Soner şu an can dostumdur. Müzikal iletişimde birbirimizi çok iyi anladığımızı düşünüyorum. Çok anlam ifade etmeyecek şekilde anlattığım bir müzik fikrini bile inanılmaz hızlı kapar. Bu çok önemli bir şey benim için. 

Avrupa Müzik ile yollarınız nasıl kesişti?

-Yaptığımız demoyu Soner Kırmızıgül Avrupa Müzik ile paylaştı. Olumlu dönüşün ardından çalışmalara başladık. 

Kavrulursun Benimle ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?

-Şu ana kadar aldığım tepkiler çok olumlu. Tam bir yaz şarkısı gerçekten. İnsanların güzel şeyler düşünmesine ve hissetmesine biraz olsun etkim olduysa bu beni mutlu eder. Yayınlanan lyric video da tatlı bulduğum bir konseptte oldu. Çekiminde beraber çalıştığım güzel insanları kazanışım da cabası.

Kendi müziğinizi nasıl tanımlarsınız?

-Benim müziğim tamamen ruhumu yansıtmasını hedeflediğim bir müzik. İlk kez Kavrulursun Benimle ile bu sinyalleri verebildim. Devamında daha büyük bir motivasyonla ifadelerime devam edeceğim. Genel bir tanım yaparsak dans müziği ve pop çizgisinde kalmak bana iyi gelecektir. Beslendiğim diğer kavramlar ve noktalar da şunlar diyebiliriz: Biraz deli olmak, kadın olmak, bununla gurur duymak, çivili topuklar, bol bass içeren soundlar ve kendine güven.

Kavrulursun Benimle’den sonra yapmayı düşündüğünüz çalışmalar var mı?

-Tabii ki yeni projeler için gün sayıyoruz. Yeni şarkı biraz daha karanlık bir Aden’i gösterecektir sizlere. Bunun için heyecanlıyım. Arkadaşlarımın desteğini çok fazla hissettiğim günler yaşıyorum. Onlardan duyduğum “Seninle gurur duyuyoruz!” cümlesi her şeye bedel kesinlikle. Sahne çalışmalarıma da ağırlık vermek istiyorum. Bu verimli dönemin tadını çıkaracağım.

Aden Mara’ya bu güzel röportaj için teşekkür ediyorum. “Kavrulursun Benimle”yi tüm dijital platformlarda bulabilirsiniz.