Röportajlar

Bağımsız Sahne #144: Yeni teklisi “Yıldızlara Sormalı”yı dinleyicilerle buluşturan Yiğit U. ile bir röportaj…

Bağımsız Sahne köşesinin yüz kırk dördüncü konuğu, zaman içinde kendi şarkılarını yapıp dört teklisiyle alternatif alanda dikkat çeken ve en son kendi eseri yeni teklisi “Yıldızlara Sormalı”yı dinleyicilerle buluşturan Yiğit Uslu oldu. Uslu ile Bi’Kuble için, müzik yolculuğunu, yeni teklisini, aldığı geri dönüşleri ve gelecek çalışmalarını konuştuk.

Öncelikle “Hayalet Sevgilim”e kadar olan müzik yolculuğunuzda neler yaptınız?

-Müziğe çocukken gitar çalmakla adım attım. Tabii öncesinde de kendimi konser veriyor gibi hayal eder, şarkılar söylerdim. Ancak gitarla çalışmaya başladığımda müzik benim için çok daha özel bir alan haline geldi. Lise döneminde daha içe kapanık bir çocuktum, bu yüzden zamanımı kendi sözlerimi yazmaya ve besteler yapmaya ayırdım. O dönemde şarkı yazmak benim için sanki bir günlük tutmak gibiydi; hislerimi ve düşüncelerimi müziğe dökmek beni özgürleştiriyordu.

Bir tekli yayınlamaya nasıl karar verdiniz? Bu bağlamda “Hayalet Sevgilim”in oluşum süreci nasıl gelişti? “Hayalet Sevgilim” ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?

-Bir tekli yayınlamak, her zaman en büyük hayalimdi. Evde kendime özel yazdığım birçok şarkı vardı ve “Hayalet Sevgilim” de bunlardan biriydi. Bu şarkıyı arkadaşlarıma dinlettiğimde, yayınlamam konusunda çok ısrar ettiler. Şarkıyı yazarken, herkesin hayatında bir dönem mutlaka yaşadığı bir duyguyu anlatmaya çalıştım: Hem özlediğiniz ama dönse de asla kabul edemeyeceğiniz birine duyulan hisleri. Şarkı yayınlandıktan sonra aldığım geri dönüşler beni çok mutlu etti. İnsanların şarkıda kendilerinden bir şeyler bulması ve bana bunu mesajlarla iletmeleri, hayalimi gerçekleştirmenin ne kadar anlamlı olduğunu bir kez daha gösterdi.

İkinci tekliniz “Bir Öyle Bir Böyle”nin oluşum süreci nasıl gelişti? “Bir Öyle Bir Böyle” ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?

-“Bir Öyle Bir Böyle,” benim daha enerjik ve dinamik bir tarza yönelmek istediğim bir dönemde ortaya çıktı. Şarkının söz ve müziği, değişken duyguları ve gelgitleri anlatıyor. Hem melodik yapısıyla hem de sözleriyle, dinleyiciyi ritmik bir yolculuğa çıkarmayı hedefledim. Kendi hayatımdaki iniş çıkışları, çelişkileri ve karmaşık duyguları anlattım. Şarkı yayınlandıktan sonra özellikle enerjisiyle dinleyicileri yakaladı. Geri dönüşler arasında insanların eski sevgililerinden bir parça bulması beni çok güldürdü.

Üçüncü tekliniz “Suçluyum Suçlusun”un oluşum süreci nasıl gelişti? “Suçluyum Suçlusun” ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?

-Amaları anlatan bir hikaye barındırıyor. Şarkının ilham kaynağı, TikTok’ta sıkça gördüğüm herkesin birilerine ritüel yaptığı paylaşımlar oldu. Şarkıda geçen “Dön diye yalvarsam, kara kara büyüler yapsam; sevemezmiş insan kalbi, yıldızlarında olmadan” sözleri bu fikrin yansıması. Bestesini yaparken R&B ve caz esintilerini Türk ezgileriyle birleştirdim ve geleneksel enstrümanlar kullandım. Bu, benim için oldukça deneysel bir çalışma oldu. Şarkı yayınlandıktan sonra aldığım geri dönüşler beni mutlu etti, ancak henüz doğru kitleye tamamen ulaşabildiğimden emin değilim. Yine de bu şarkı, beni müzikal anlamda farklı bir yöne taşımakla kalmadı, aynı zamanda yeni şeyler deneme cesaretimi de artırdı.

Dördüncü tekliniz “Yabancı Çehre”nin oluşum süreci nasıl gelişti ve “Yabancı Çehre” ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?

-“Yabancı Çehre,” tamamen kişisel bir deneyimden yola çıkarak oluşturduğum ve müzikal anlamda beni en çok yansıtan şarkım oldu. Söz ve müzik, hayatımın en içsel anlarından bir kesit olarak, odamda yazıldı. İlk geri dönüşler oldukça olumluydu; bu şarkıyla ilk kez bir şarkım radyoda çalındı ve birkaç müzik kanalında yer aldı. “Yabancı Çehre”nin bana şans getirdiğine inanıyorum ve bu nedenle onu göz bebeğim olarak adlandırıyorum.

Dördüncü tekliniz “Yıldızlara Sormalı”nın oluşum süreci nasıl gelişti ve “Yıldızlara Sormalı” ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?

-Yıldızlara Sormalı, benim için bir iç hesaplaşmanın dışavurumu gibi. Yazarken özellikle inanç, aile ve kimlik üzerine bastırdığım duygularla yüzleştim. Bu şarkı aslında karanlıkla barışma sürecimin bir parçası. Sözler çok kişisel ama birçok insanın da kendinden bir şey bulabileceği bir şarkı oldu. Hatta bu şarkıyı müzikal günlüğümün en kişisel şarkısı olarak adlandırabilirim. Gelen geri dönüşlerde de bunu net bir şekilde görebiliyorum; herkes kendi hayatından bir parça bulmuş gibi görünüyor. Şarkının bu kadar insanla duygusal bir bağ kurabilmesi benim için çok değerli.

Bütün çalışmalarınızın düzenlemesini de kendiniz üstlendiniz. Bu bağlamda kendi düzenlemenizi yapmak müziğinizi oluştururken yapmak istedikleriniz anlamında size özgür bir alan sağlıyor mu?

-Kesinlikle. Kendi düzenlemelerimi yapmak, müziğime tam anlamıyla ruhumu katmamı sağlıyor. Bu süreç bana, hem yaratıcılığımı özgürce ifade edebilmem hem de her detayı kişisel bir dokunuşla tamamlayabilmem için eşsiz bir alan sunuyor. 

Öte yandan müziğinizi bağımsız olarak dinleyicilerle buluşturuyorsunuz. Müziğinizi bağımsız olarak dinleyicilerle buluşturmak size müziğinizi sunmak adına özgür bir alan sağlıyor mu?

-Bağımsız olarak çalışmak, hem kendimi hem de müziğimi hiçbir kalıba sokmadan ifade edebilmem için bana büyük bir özgürlük tanıyor. Dinleyicilerle doğrudan bağ kurabilmek, onların samimi geri dönüşlerini almak ve müziğin saf bir şekilde aktarılması benim için çok değerli. Ancak bağımsız olmanın getirdiği bazı zorluklar da var. Özellikle düşük bütçeli PR çalışmaları ve sınırlı imkanlarla doğru kitleye ulaşmak, emek ve sabır isteyen bir süreç. Buna rağmen, bu zorluğun üstesinden gelmek benim için ayrı bir motivasyon kaynağı oluyor.

Kendi müziğinizi nasıl tanımlarsınız?

-Müziğimi, tam anlamıyla bir “müzikal günlük” olarak tanımlıyorum. Jazz, R&B, indie ve alternatif türlerin etkisiyle şekillenen şarkılarım, kendi hayatımı anlatan birer kesit gibi. Her şarkı, beni ve hayatımın farklı bir dönemini yansıtıyor. Bu yüzden her eserim, hem kişisel bir ifade biçimi hem de dinleyicilerle kurduğum duygusal bir bağın parçası.

Yıldızlara Sormalı’dan sonra yapmayı düşündüğünüz çalışmalar var mı?

-“Yıldızlara Sormalı”dan sonra üzerinde çalıştığım birkaç şarkı var ancak öte yandan Yıldızlara Sormalı’nın akustik bir versiyonunu yapmayı düşünüyorum. Sözlerin çıplak hâliyle daha da derine inmesini istiyorum. Sıradaki şarkım ise You Don’t Know Nothing, 20 Haziran’da dinleyiciyle buluşacak. Bu şarkı, geçmişte yaşanan duygusal bir kırılmanın ardından gelen kendini bulma ve güçlenme sürecini anlatıyor. Versler Türkçe, nakarat ise İngilizce; bu yapısıyla hem içsel bir hesaplaşmayı hem de evrensel bir mesajı aynı anda taşıyor. Şarkının merkezinde, karşımdaki kişinin beni asla gerçekten tanımadığını, hakkımda hiçbir şey bilmediğini vurguluyorum. Bu kez dinleyiciler, kendisiyle barışmış, kendi gücünün farkına varmış bir Yiğit’i duyacak. Sound olarak daha güçlü ve iddialı bir yapıya sahip. Bu şarkıda ilk kez piyano kullandım ve bu da duyguyu daha yoğun vermemi sağladı. Hem duygusal hem de meydan okuyan bir tarafı var. You Don’t Know Nothing, hem müzikal hem de ruhsal olarak daha cesur bir döneme geçtiğimin habercisi diyebilirim. Son olarak, şimdiye kadar yayınladığım şarkıları bir araya getirerek Akustik Mevsimi adında bir akustik albüm projesi üzerinde de çalışıyorum. Bu projeyi hayata geçirmek, dinleyicilerime farklı bir deneyim sunmak açısından beni çok heyecanlandırıyor.

Yiğit U.’ya bu güzel röportaj için teşekkür ediyorum. “Yıldızlara Sormalı”yı tüm dijital platformlarda bulabilirsiniz.