Müzik Röportajlar

İlk teklisi “Derin Nefes”i dinleyicilerle buluşturan Sıla Yenal ile bir röportaj…

Sıla Yenal…. Çocuk yaşta müziğe olan ilgisi doğrultusunda müziğin eğitiminden gelen Yenal, zaman içinde kendi şarkılarını yapmaya başladı ve kendi eseri ilk teklisi “Derin Nefes”i Apartment Disco etiketiyle dinleyicilerle buluşturdu. Yenal ile Bi’Kuble için, müzik yolculuğunu, teklisini, aldığı geri dönüşleri ve gelecek çalışmalarını konuştuk.

Öncelikle “Derin Nefes”e kadar olan müzik yolculuğunuzda neler yaptınız? Bu bağlamda konservatuvar eğitiminiz size müziksel anlamda neler kattı?

-Yolculuğum, 11. yaş günümde hediye edilen siyah klasik gitarımla başladı. Üniversiteye kadar olan eğitim sürecimde müzikten hiç ayrı kalmadım; korolarda, özel davetlerde, festivallerde ve yarışmalarda yer aldım. Bundan sonraki süreçte de eğitimime Isparta Güzel Sanatlar Lisesi’nde devam etmeye karar verdim. Üniversitedeki şan eğitimimin yanı sıra, lisede ana dalım çelloydu. Lisede hedeflediğim üniversiteyi kazanamadığım için bir sene mezun olmama rağmen bekledim. Çünkü bu hedefimden çok emindim. Bunu gerçekleştirebilmek için şan eğitimi almaya başladım. Aynı zamanda ilk grubum “тоска”yı kurdum ve Türkçe rock ağırlıklı olmak üzere sahneler yapmaya başladım. Öncesinde de rock dinlemeyi çok seven biriydim. Ancak sahnede hissettiğim aidiyet ve insanlardan aldığım olumlu geri dönüşler, beni bu alana yönelmek konusunda daha emin hissettirdi. Sonraki sene hedeflediğim üniversiteyi kazandım ve sahnelerden ziyade akademik kariyerime yoğunlaştım. Konservatuvara başladığımızda, alanında uzman Doç. Dr. Elif Nun hocamdan aldığımız derslerden biri de güfte ve diksiyon dersiydi. Beni şarkı yazmak adına geliştiren ve heveslendiren en büyük motivasyon kaynağım bu dersi almak oldu. Öncesinde de profesyonel olmamak üzere şiirsel anlamda sözler yazmaya ve günlük tarzında küçük notlar almaya devam ediyordum. Yazdığım sözler ve besteler hiçbir zaman sadece rock olmadı. Farklı janraları dinlemeyi ve onlardan ilham almayı çok severim. Hatta bazen uzun bir süre tek bir janrada takılı kaldığım olur. “Derin Nefes” de yağmurlu bir günün sabahında yazdığım notlar arasında yerini aldı. Çok keyif alarak bestelediğim “Derin Nefes”i, ilk şarkım olması nedeniyle mi bilmiyorum ama rock harici bir tarzda hiç hayal edemedim. Bu, bundan sonraki şarkılarımın da rock olacağı anlamına gelmiyor. Konservatuvar eğitimim boyunca her alanda kendimi geliştirmek, müzikal anlamda bana bu yönde çok katkı sağladı.

Bir tekli yayınlamaya nasıl karar verdiniz? Bu bağlamda ilk tekliniz “Derin Nefes”in oluşum süreci nasıl gelişti? Düzenlemenizi birlikte yaptığınız Eymen Çağan ile yollarınız nasıl kesişti?

-“Derin Nefes”i yazdığımda 19 yaşındaydım. Aslında şarkıyı yayınlayacağımı planlayarak üretmedim. Defterimde duran yüzlerce söz vardı ve onlardan biri olarak, bir anı şeklinde bekleyeceğini düşünerek yazdım. Zamanla kendimi tanırken, yaşadığım kırgınlıkları, ayrılıkları, hayatımda sağlayamadığım dengeleri, kısacası duygularımı söze dökmek bana çok iyi geliyor. “Derin Nefes” de böyle bir dönemden sonra çığlık atmak gibi bir duyguydu benim için. Önceki soruda bahsettiğim güfte dersimiz için bir beste yapmamız gerekiyordu ve ben “Derin Nefes”i seçtim. Gitarımı elime aldım, yağmurlu bir hava vardı. Koltuğumu cama doğru çevirdim ve zaten birkaç denemede bütün sözler yapboz parçaları gibi yerine oturdu. İlk yazdığım hâliyle arasında bayağı bir farklılık da oluştu. Sözler, dinleyicinin en saf hâliyle anlayabilmesi için biraz toparlandı. Akustik gitarımla yazdığım şarkı, ilk andan beri orkestra ile kulağımdaydı zaten. Tüm enstrümanların sesi kulağımda vardı.
Eymen Çayan aynı zamanda davulcum. Daha önce birlikte paylaştığımız sahneler oldu. Eymen’in özgün çalımı ve işindeki profesyonelliği her zaman takdir edilesiydi. Yaptığımız sahneler sayesinde bir araya geldik. “Derin Nefes”in akustik hâlini kendisine dinlettim. İlk şarkım olduğu için nereden başlayacağımı bilmiyordum. Eymen, daha önce birçok kayıtta yer almış ve nasıl doğru bir yol izleyebileceğim konusunda bana yardımcı olabilecek bir arkadaşımdı.
Öncelikle “Derin Nefes”i çalmasını istedim. Provalarda aranje konusunda çok fazla fikir alışverişi yaptık. Bu kesinlikle kısa bir süreç değildi. “Derin Nefes”in son aranjesinde gerçekten çok büyük bir emeği var.

Firmanız Apartment Disco ile yollarınız nasıl kesişti?

-“Derin Nefes”in kayıt sürecinde birçok prodüktörle tanıştım. Hatta bu süreçte çalışıp memnun kalmadığım çok fazla kişi de oldu. Zaten ilk şarkım olduğu için “çıksın, bu da böyle olsun” diyerek başımdan savmak istemedim. Okuduğum üniversite dolayısıyla prodüktör Onat Oskay ve Uğur Yelkenci ile yollarım kesişti. Gerçekten işlerinde çok başarılı iki müzisyen. Apartment Disco ile tanışmama da Onat öncü oldu. İyi ki de olmuş. Apartment Disco’nun kurucuları, Soft Analog’dan tanıdığımız İdil Tavşanlı ve Ömer Çelik, çok başarılı ve işlerinde profesyonel sanatçılar. Sadece yayınlama sürecimde değil, müzikal ilerleyişimde de; bundan sonra yayınlayacağım diğer şarkılarımı planlamak ve süreci yönetmek konusunda bana ilham kaynağı oluyor ve yardımcı oluyorlar.

Derin Nefes ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?

-“Derin Nefes” ilk şarkım olduğundan dolayı bekleyeni çoktu. Beni öncesinde tanıyan tüm dinleyenlerim, Türkçe rock’ı sahnelerime taşıdığımı biliyorlardı ve rock bir şarkı olacağından emindiler. Şarkıma bana ait her şeyi koydum. En çok istediğim şey, enstrümanistlerin de şarkıda kendi özgürlüklerini ve özgünlüklerini kullanmalarıydı. Kerem Toprak ile gitar solosunu tekrar tekrar yazdık. En çok dikkat çeken unsurlardan biri de gitar solosuydu ve çok sevildi. Ankara’da rock seven mekanlarda çaldı. En çok da dış dinleyicilerden, yani beni tamamen tanımayan insanlardan geri dönüş aldığımda şaşırmıştım. Solosu olsun, şarkının doyuruculuğu olsun, dinleyicinin beğenisini kazandı. Bunlar her sanatçıyı mutlu eden güzellikler.

Kendi yaptığınız müziği nasıl tanımlarsınız?

-Kendi yaptığım müziği birkaç cümleyle tanımlamayabilirim. Çünkü söz yazmak benim için günlük tutmak gibi. Duygularımı, bazen gün içinde yaşadığım bir olayı, başkalarının hayatlarını ve bunun gibi birçok şeyi alıntılarım. Tek bir janraya ait hissetmiyorum. Yazdığım çok üzücü bir sözü, akustik gitar eşliğinde hüzünlü ve depresif bir söyleyiş tarzıyla hayal ederken, bir anda ukulelemi alıp mutlu bir şarkıymış gibi besteleyebiliyorum. Tek önceliğim, şarkılarımı insanların “Yazın en çok bu dinlensin” ya da “Hüzünlü bir masada çalsın” gibi beklentilerle dinlemesinden ziyade, dinleyen herkesin benim şarkıyı yazarken hissettiğim duyguları anlayabilmesi için yazıyorum. Özgün işler yapmaya çalışıyorum. Rock da olsa, R&B de olsa rengimi kaybetmemeye özen gösteriyorum.

Derin Nefes’ten sonra yapmayı düşündüğünüz çalışmalar var mı?

-İlk göz ağrımın sırası geçtiğine göre, sıradaki şarkılarımı ilk kez burada anlatabilirim. Ekim ayında çıkacak olan “Güneşli” isimli şarkımın heyecanı içerisindeyim. Hem ilk şarkımın çıkmış olmasının rahatlığı var artık hem de dinleyicilerimin şaşıracağı bir besteyle karşılarında olmanın heyecanı. “Güneşli”ye o kadar ait hissettim ki, bir an “Acaba rock yapmamalı mıyım?” diye düşündürdü. Sonra kendime, bir kalıba girmeye gerek yok diye cevap verdim ve ortaya “Güneşli” bir şarkı çıktı. Dinleyiciyle buluşması için can atıyorum. Kasım ayında ise diğer şarkım “Kaçmıyor Ya” dinleyicilerle buluşacak. Bu şarkı benim için çok özel. Hayatımda çok önemli bir yeri olan ve her zaman da olmaya devam edecek arkadaşım için yazdım. Bu şarkıyı yazarken müzik yapmaya yaklaşık 4 ay kadar ara verdim ve bestelerken “resmen dökülüverdi” tabiri gerçek oldu, son olarak, henüz tarihi netleşmemiş ama yüksek ihtimalle ocak ayında yayınlanacak bir şarkımız olacak. Bu spoiler’ı veriyorum çünkü benim için gerçekten büyük bir adım. Yayınlanmayı bekleyen dolu dolu sayfalarım var ancak şimdilik sizlere yakınlardan bahsetmek istedim. Sevgiyle kalın…

Sıla Yenal’a bu güzel röportaj için teşekkür ederim. “Derin Nefes”i tüm dijital platformlarda bulabilirsiniz.