Hiyoko Kurisu’nun Destek Medya Grubu alt markası Athica’dan Ahmet Can Aşkın çevirisiyle okurla buluşan Sihirli Şeker Dükkanı’nda, tapınağa giden yolda hayal ve gerçeğin arasında alacakaranlık çarşısında bir şeker dükkanı, buraya gelenler hayatlarında farklı dönemeçlere giriyorlar. Sahibi doğa üstü güçlere sahip Kogetsu gözlemlerini örnek gözlem olarak değerlendiriyor. Hayatında bir şeylerin ters gittiğini düşünen bir lise öğrencisi, buradaki şekerlerden bir tane alınca her şeyini yoluna gireceğini öğrenince hayatı değişiyor ve kendi nefsi ile savaşıyor.
Dış görünüşünden rahatsız olan bir emlak şirketi çalışanı da görünmez olmayı dilerken o şekerlerden alarak görünmez hale geliyor fakat hayatı beklemediği bir şekilde hem artı hem de eksi yönde değişiyor. Adam onu Tanrı olarak tasvir etmekte.
Sade ve gösterişsiz bir kız olduğundan dolayı biraz eleştirilen bir öğrenci. Altı Işık eller doğrultusunda kendi düşüncelerini saklamayıp söyler hale geliyor bu durum arkadaşını da mutlu ediyor, yiyince üçü de kendi düşüncelerini söylüyor ancak o ilk yenilen şekerin yansıttığı ayna bu.
Okul orkestrasında trompet çalan bir orta okul öğrencisi Lisa, dikkatsizlik ve şanssızlıklarından kurtulmak ister. Şekeri yedikten sonra çoğu şeyi onu teğet geçer. Ama sonra fark eder ki olan her şey onun elindedir.
Bebeğini büyütmekle ilgilenen bir anne, kocasından hep duyarsızlık görmekte ve bebeğinin davranislarini çözmeye çalışmaktadır. Dükkandan aldığı elma şekeri ile birlikte eve gittiğinde kocasından ve kızından gelen sevgiyi gösteren ışığı görür ancak kazandığı farkındalıkla birlikte o ışığı devam ettirmek onun elindedir. Onlar da onu mutlu evlilik Tanrı’sı olarak görürler.
Aslında onu bu dükkanı açma yoluna getiren bir şeker dükkanının sahibinin ortanca oğludur ve ona gösterdiği dostluğu, desteği Kogetsu garipser. Ancak şeker yapmayı öğrensek de kendi güçlerinden katması da ilk başlangıcı da arkadaşı üzerinde olacaktır.
Bir ana konuya bağlı öyküler zinciri olsa bile bir roman diyebileceğimiz güçlü bir örüntüye sahip.










