Öykü Karadağ… Müziğin eğitiminden gelen ve hem sahnede çeşitli sanatçılara klarnet-saksafon ve vokaliyle eşlik etmesi doğrultusunda dinleyicilerin dikkatini çeken hem de kendi şarkılarını yapmaya, dinleyicilerle buluşturmaya başlayan Karadağ, 8 yıl aradan sonra yeni teklisi “Aura”yı TuneCore dağıtımıyla dinleyicilerle buluşturdu. Karadağ ile Bi’Kuble için, müzik yolculuğunu, yeni teklisini, aldığı geri dönüşleri ve gelecek çalışmalarını konuştuk.
Öncelikle “Yorma”ya kadar olan müzik yolculuğunuzda neler yaptınız? Bu bağlamda klarnet-vokal olarak sahne deneyimleriniz ve konservatuvar eğitimleriniz size müziksel anlamda neler kattı?
-11 yaşındayken İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’na kabul edildim. Daha sonra birkaç sınıf atlayarak erkenden üniversiteyi bitirdim. Bu sırada tamamen okul odaklı yarışmalarla ve konserlerle dolu bir klasik müzik hayatım vardı. Konservatuvarın tabii ki şu anki pop kariyerimde ve klasik müzik kariyerimde çok büyük etkileri var aynı zamanda iyi ki klarnetçi olmuşum diyebilirim, üflemeli çalmak muhteşem bir şey.
Sizi çoğu dinleyici YouTube’da yayınladığınız “Yorma” ile duydu. “Yorma”nın oluşum süreci nasıl gelişti? Düzenlemeyi üstlenen Mert Tunçmakas ile yollarınız nasıl kesişti? Yorma ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?
-Yorma benim vokalistlik kariyerimin başladığı süreçte ilk şarkım, tamamen kendi duygularımı anlattım; güzel, organik bir şarkı oldu. Geri dönüşler her zaman çok güzeldi. Mert ile İrem Derici’nin orkestrasında vokal yaptığım ve saksafon çaldığım süreçte tanışmıştık o da yine İrem Derici’nin gitaristiydi.
Ayrıca Ümit Özdemir ile bir ortak çalışmanız oldu, “Yine”. Şarkının oluşum süreci nasıl gelişti? Özdemir ile yollarınız nasıl kesişti? DGL ile yollarınız nasıl kesişti? Yine ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?
-Ümit ile bir arkadaşım vasıtasıyla tanıştık. Yine, Ümit’in yaptığı çok güzel şarkılardan biriydi ve bana seslendirmek isteyip istemediğimi sordu. Ben de memnuniyetle kabul ettim, bence çok “cool” bir şarkı ortaya çıktı. DGL konusunda seçimi ben yapmıştım. Yine hem şarkı hem de klip olarak çok muhteşem geri dönüşler kattı bize.
Bir solo tekli yayınlamaya nasıl karar verdiniz? Bu bağlamda “Selfie” şarkısını ilk solo tekliniz olarak yorumlamaya nasıl karar verdiniz? Eser sahipleri Elif Berrak & Dicle Tardu ve düzenlemeyi üstlenen Aliş Kaygusuz ile yollarınız nasıl kesişti? Selfie ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?
-Elif ile Dicle benim çok yakın arkadaşlarım ve o sıralar şarkı yazmaya başlamışlardı. Bir şarkı yazdıklarını ve şarkının tam bana göre olduğunu söylediler. Selfie’yi ilk dinlediğimde “Bu şarkıyı kesinlikle söylemem gerekiyor!” dedim. Müziği sürekli kafamda çalıyordu! DGL’ye gidip Aliş’e kafamdaki müziği anlattım. Şarkının klibini Behzat Uygur JR çekti. Yine diğer işlerim gibi çok içime sinen bir iş olmuştu. Dinleyenler de beğendi.
Selfie sonrasında 8 yıl yeni bir tekli yayınlamadınız ve bu süreçte sizi sahnelerde görmeye devam ettik. Bu bağlamda bu sekiz yılı kendi müzik yolculuğunuz açısından nasıl özetlersiniz?
-Konservatuvar zamanlarımda pop müziğe çok yakın değildim ancak daha sonra pop müziğe yakınlaştıkça ve kendi teklilerim yayınladıkça bu konudan daha da keyif almaya başladım. Bu sırada tabii ki bir yanım her zaman klasik müzikle iç içeydi ve yaklaşık üç yıl önce İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası’na sınavla kabul edildim. Sevdiğim şeylerden biri ise renkli bir hayat yaşamak, dolayısıyla hem pop müzik hem de klasik müzikle iç içe hayatıma devam etmeyi seviyorum. Şu sıralar sahnede şarkı söylüyor olmak beni besleyen bir şey, dolayısıyla beni sahnelerde daha fazla göreceksiniz! (gülüyor)

Yeni tekliniz “Aura”nın oluşum süreci nasıl gelişti? Düzenlemeyi üstlenen Alper Selçuk İmren ile yollarınız nasıl kesişti? Aura ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?
-Alper’le Göksel’in orkestrasında çalarken tanıştık. Ben orada saksafon çalıp vokal yapıyordum. Alper iyi bir piyanist, aranjör. Aynı zamanda da erkek arkadaşım. Dolayısıyla bu süreçte Aura’nın gelişimi hızlı ve tamamen içimize sinen bir süreç oldu, çünkü evde sürekli şarkı üstüne çalıştık. Aura, şarkıların arasında beni en çok yansıtan şarkı oldu hem klip hem de fikir olarak. Çünkü herkes bana “Auran çok yüksek!” diyordu ben de bunun üstüne bir şarkı yazmaya karar verdim! (gülüyor) Şarkı çok sevildi.
Klibi yöneten Arda Ok ile yollarınız nasıl kesişti? Klibin oluşum süreci nasıl gelişti ve klip ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?
-Arda ile beni yakın arkadaşlarım olan Ceren Gündoğdu ve Volkan Coşar çifti tanıştırdı, iyi ki de tanıştırmış. Şarkıya yakışan bir klip çektiğimizi düşünüyorum.
Ayrıca müziğinizin dağıtımını bağımsız olarak yaptınız. Bu durum size müziğinizi sunmak adına özgür bir alan sağlıyor mu?
-Evet bu sefer tamamiyle kendim yapmak istedim, bunun da zevki başka. Özgür olmayı seviyorum ama ileride başka türlü ilerleyebilirim.
Aura bağlamında bundan sonra yapmak istediğiniz çalışmaları da göz önünde bulundurarak yapmak istediğiniz müziği nasıl tanımlarsınız?
-Ben pop ve dans müziğini çok seviyorum aynı zamanda kendim de çok dinliyorum dolayısıyla bu şekilde devam etmeyi planlıyorum şimdilik. Ama benim için en önemli olay, yayınladığım şarkıların beni yansıtması.
Aura’dan sonra yapmayı düşündüğünüz çalışmalar var mı?
-Evet, 2025’teki şarkı planlamalarım belli. Bir sonraki işlerim de sizlere sürpriz olsun!
Öykü Karadağ’a bu güzel röportaj için teşekkür ediyorum. “Aura”yı tüm dijital platformlarda bulabilirsiniz.












Yorum Ekle