Röportajlar

Bağımsız Sahne #155: Yeni teklisi “Senle Yansın”ı dinleyicilerle buluşturan ONORE ile bir röportaj…

Bağımsız Sahne köşesinin yüz elli beşinci konuğu lise yıllarından beri müziğin içinde olup zaman içinde üniversite eğitimi için İtalya’ya gitse bile aynı şekilde müziğiyle ilgilenmeye devam edip alternatif tınılı üç tekliyi geride bırakan, en son yeni teklisi “Senle Yansın”ı dinleyicilerle buluşturan ONORE oldu. ONORE (Onur Gündüz) ile Bi’Kuble için, müzik yolculuğunu, yeni teklisini, aldığı geri dönüşleri ve gelecek çalışmalarını konuştuk.

Öncelikle Mürdüm’e kadar olan müzik yolculuğunuzda neler yaptınız?

-Aslında aileden gelen keskin bir musikinin içine doğdum. Evde sürekli kulağıma çalınan ve tavrı örnek gösterilen Türk Sanat Müziği ile beraber kız kardeşimle hayranı olduğumuz rock/grunge müziğin kişisel meyveleri lisede bir rock grubu kurarak çiçeklenmeye başladı. Üniversite için İtalya’ya geldiğimde ise tamamen kendi müziğimin ve soundlarımın üzerine düşerek, Avrupa sahnesinde hem bir mahlas oluşturmak için hem de telaffuz kolaylığı açısından “Onur” isminin İtalyancaya doğrudan çevirisi olan ONORE ismini aldım.

Bir tekli yayınlamaya nasıl karar verdiniz? Bu bağlamda “Mürdüm”ün oluşum süreci nasıl gelişti? Mürdüm ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?

-Daha öncesinde de bahsettiğim Türkçe rock/grunge, sanat ve halk müziklerini Akdeniz kültürünün lirikal tarihleri ve melodileriyle birbirine marine ederek ortaya Akdeniz temelli bir sound çıkartmak istiyordum. Ancak bazen bu tarzı anlatırken kelimeleri yeteri kadar efektif kullanamıyoruz bu nedenle kafamdaki bu melez müziğin tarz ve soundlarını insanlara daha kolay tanıtmak için ilk iş olarak üzerinde titizlikle çalıştığım şarkı olan Mürdüm’ü yayınladım. Şarkının altyapısı ve nakarat hariç bütün sözleri tamamlanmıştı ancak nakarat ve şarkının adı için bir arayış içerisindeydim. Bir konserimizden önce makyaj sanatçımız renk skalası için bu şarkının mor-mürdüm renklerine çok yakıştığını söyledi. “Mürdüm” kelimesi o an fonetik olarak beni çok kendine çekti ve mor renginin tarihsel ağırlığı ve anlamıyla beraber şarkının nakaratı 10 dakika içinde hızlıca çıktı ve ilk konserimizde söyleme fırsatını da o an yakaladım. Mürdüm sonrası Avrupa sahnesi için istatistiksel olarak bizi tatmin eden rakamlara ulaşmanın yanısıra olağan dışı bir biçimde ilk şarkının dünyanın bütün kıtalarına ulaşması ve hatrı sayılır miktarda farklı ülkelerden insanların dinlemesi beni sonraki projeler için daha da teşvik etti.

İkinci tekliniz “Durum Gemim” oldu. Durum Gemim’in oluşum süreci nasıl gelişti ve Durum Gemim ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?

-“Durum Gemim” kelimesi bizim arkadaşlar arasında “situationship” kavramı yerine kullandığımız şakayla karışık ortaya çıkan doğrudan bir çeviriydi. Sözleri de tabii ki bu çerçevede zamanla hikayesinin oluşmasıyla birlikte ortaya çıktı ancak Durum Gemim’i özel kılan şey melodik altyapısı. Özellikle bu şarkıda kafamdaki sound’u insanlara en iyi şekilde aktarabildiğimi düşünüyorum. Rock esintileri içeren sert gitarı ve solosundaki synthin oluşturduğu hicaz makamı teorisi ile Avrupa underground’undan gelen synth bassların birleşimiyle bahsettiğim melez müziğin iyi bir örneğini oluşturduğumu düşünüyorum. Bu şarkıyla ilgili beni en mutlu eden geri dönüş, benden yaşça büyük İtalyan bir müzisyen abinin kuliste beni arkadaşlarına “Tame Impala Turco” diye takdim etmesiydi.

Yeni tekliniz Senle Yansın’ın oluşum süreci nasıl gelişti ve Senle Yansın ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?

-Üçüncü teklim olan Senle Yansın’ın sözleri Yunan mitolojisindeki Dionysos hikayesinden ilham alıyor. Dionysos’un annesi Semele’nin yanarak ölmesine rağmen o anda bile Zeus’a olan aşkına yazdığı bir mektup gibi tasfir edildi. Aynı zamanda şarkıda günümüz ilişkilerindeki dinamiklerine de atıflarda bulunuluyor. Melodik olarak ise rock esintilerini daha çok hissettirerek sonrasında planladığım müzikal anlayış ve EP albümde insanları ne ile karşılaşacağına dair bir ön izlenim sunuyorum aslında. İtalyan disco-rock sound’u, Yunan mitolojisi ve Türk-i makamsal synth melodileriyle sentez bir harman oluşturmaya çalıştım bu şarkıda. Senle Yansın ile artık Kuzey İtalya ile kalmayıp bütün İtalya ve Fransa, İspanya, Portekiz gibi ülkelerden dinleyicilerin yanısıra yeni müzisyenlerden olumlu geri dönüşler almak ve onlarla ortak paydada müzikal dostluklar kazanmak benim için ayrıca mutluluk vericiydi. Muhtemelen bu sebeptendir ki 1000 dinlenmeyi bu kadar farklı ülkeden aşan ilk şarkım olması ile bunu somut bir şekilde gözlemledik. 

Edited in Tezza with: Cocoa, Exposure, Brightness, Contrast, Fade, Shadows, Highlights, Temperature, Saturation, Grain, & Sharpen

Müziğinizi ilk baştan beri bağımsız olarak dağıtıyorsunuz. Bağımsız bir grup olmak size yapmak istedikleriniz anlamında özgür bir alan sağlıyor mu? Öte yandan müziğinizi yurtdışı imkanlarıyla kaydetmek müziğinize farklı bir tını katıyor mu?

-Aynı zamanda İtalya’da Bilgisayar Mühendisliği öğrencisiyim. Bundan dolayı zaman yönetimi, iki farklı kariyeri yüksek tempoda yapmak suretiyle mecburen öğrenmem gereken bir durum haline geldi. Mürdüm’den sonra Avrupa’dan olmak üzere çeşitli plak şirketlerinden tekliflerin geldiği oldu ve bu fikre tamamen kapalı da değilim ancak hem mühendisliğin hırpalayıcı yoğunluğundan hem de müzikal olarak bir kariyer inşa etmenin hızlı temposu birleşince en doğru şeyin bu işi sözleşmelere dökmeden yaratıcılığımı etkilemeyecek şekilde hala zevk aldığım bir arka bahçem gibi görmek daha cazip geldi. Dediğim gibi deneysel ve çok fazla mainstream ol(a)mayan bir müzik yaptığım için bu konuda deneyselliği sürdürerek özgün insanlarla bezeli bir kitle oluşturmak istedim. Şu anki konserlerde aktif olarak beraber çaldığım ekibimde Kanadalı/İranlı/İtalyan arkadaşlarım var. Bu çok kültürlülüğün de müziğime farklı bir anlam kattığını düşünüyorum. Böyle bir yapıda olduğumuz için ortaya da bu kültürlerin birleştiği farklı bir müzik ortaya çıkıyor.

Kendi müziğinizi nasıl tanımlarsınız?

-Daha önce melez bir genre oluşturmaya çalıştığımızdan bahsetmiştim; aslında yapmayı arzu ettiğim şey Akdeniz rönesansı sound’u. Bu sound içinde Yunan mitolojisi ve felsefesinin lirizmini, İtalya rock müziğinin estetiğini ve Türk müziğinin aristokrat makamı Hicazkar’ı harmanlayan melez bir Akdeniz folk rock müziğini barındırıyor. Ancak “popüler bir genre söylemezsen bütün penaların kaybolsun”

derseniz, kendi müziğime çok dilli bir psychedelic rock derdim.

Senle Yansın’dan sonra yapmayı düşündüğünüz çalışmalar var mı?

-Elbette, biri akustik ve biri daha sert rock soundları içeren, kendilerine has temalarla çerçevelenen ve adeta ufak bir romanı anımsatan iki farklı EP üzerine çalışıyorum. Birbiriyle bağlantılı hikayeleri ve hayatın içinden gelen seslerle birlikte dinleyicilerimize sunacağız. EP’lerin yayımlanmasının ardından Avrupa’da ufak bir turne düzenleyeceğiz; sonrasında ise bu süreci Türkiye konserleriyle devam ettirerek bitirmeyi planlıyoruz. 

ONORE’ye bu güzel röportaj için teşekkür ederim. Senle Yansın’ı dijital platformlarda bulabilirsiniz.