Müzik

İlk albümleri ‘Ay Ana’yı dinleyicilerle buluşturan SO Duo ile bir röportaj…

1980’lerin unutulmaz gruplarından Mozaik ve yeni kadrosuyla çalışmalarına devam eden Ezginin Günlüğü grupları dışında pek çok albümde çaldığı mandolini ve vokalleriyle tanıdığımız Sumru Ağıryürüyen ile, İstanbul Blues Kumpanyası ve sonra da pek çok sevilen çalışmaya imza atan Replikas‘ın kurucularından olarak tanıdığımız Orçun Baştürk‘ün; yani iki başarılı müzisyenin 2016’da ikili olarak kurdukları ve repertuvarlarında birlikte yazdıkları şarkılara yer verdikleri ‘SO Duo‘ grubu olarak çıkardıkları ve geçtiğimiz günlerde albüm kritiğini yayınladığım ilk albümleri ‘Ay Ana‘ geçtiğimiz hafta Kalan Müzik etiketiyle dinleyiciyle buluştu. SO Duo, yani Sumru Ağıryürüyen & Orçun Baştürk ile Bi’Kuble için, SO Duo‘nun kuruluşu, albümün oluşumu ve gelecek çalışmaları ile ilgili bir röportaj yaptım.

Öncelikle SO Duo olarak yollarınız nasıl kesişti?

-2013’ten bu yana geleneksel ve doğaçlama projelerde birlikte çalışıyoruz. 2015 sonuydu, çalageldiğimiz sazlarla, yani davul, vokal ve mandolinle bir ikili oluşturduk. Daha sonra bizim için yepyeni bir saz olan panduri ve elektronikler katıldı müziğimize. Doğaçlama-şarkı dengesi de şarkılardan yana değişti. 

Ay Ana albümünün oluşum süreci nasıl gelişti? Bu bağlamda albüme kadar SO Duo olarak neler yaptınız? Albüm sürecinde Kalan Müzik ile yollarınız nasıl kesişti?

-İlk konserimizi 2016 Hıdrellezinde Heybeliada Ruhban Okulu‘nda verdik. Cappadox, Üç Tutku gibi festivallerde çaldık. Geçtiğimiz yıl Hollanda‘da Operadagen Festivali‘nde Claron McFadden ve Oğuz Büyükberber ile birlikte yer aldık. Konserlerde şarkılarımızın yanı sıra buralardan ya da farklı topraklardan türküleri de zaman zaman seslendirdik. Seyircimizle birlikte doğaçlamalar yaptık. Kalan Müzik daha önceden bağlantıda olduğumuz bir şirket. Sumru‘nun Issız albümü ve Balkan Yolculuğu olarak iki albümü de oradan çıkmıştı. Hasan Saltık önerimize olumlu yaklaşınca Kalan ile devam etmeye karar verdik.

Bununla birlikte albüm repertuvarı nasıl oluştu?

-Albüm repertuvarını oluşturmak için özel bir çalışma yapmadık. İlk amacımız daha önceden konserlerde çaldığımız parçaları kaydetmek ve sonucunu görmek idi. Bu süreç içerisinde parçaların değişime uğraması, aklımıza gelen yeni fikirlerle zenginleşmesi bizi verimli bir yaratım sürecine soktu. Ucu açık parçalar tam bestelere dönüştü, besteler ise stüdyo versiyonlarına. Eserlerin seçilme ve yer alma yolculuğu bizim müzik yapma yolculuğumuzla bağlantılı, zamansız ve mekansız, en nihayetinde albüm olmasına karar verdiğimiz noktada aynı akış, tek bir farkla, daha kontrollü bir şekilde devam ediyor.

Ay Ana‘da, kendi sözlerimizin yanı sıra, farklı kaynaklardan aldığımız metinler yer alıyor. Bu metinler zaten başucu kitaplarımızdan, sevdiğimiz ozan ve şairlerden. Besteler ve sözler gayet doğal bir şekilde birbirini buldu hep. Örneğin, Edgü Ol (Bu fal iyidir) şarkımız, Irk Bitig adlı eski bir Uygur diyalektiyle ve rünik yazıyla yazılmış en eski Türkçe eserlerden. Bu özelliğiyle dikkatimizi çekmişti epeyce önce. Keza, Tao Te Ching, Talat Sait Halman‘ın çevirdiği Eski Uygarlıkların Şiirleri kitabı da öyle. Albümde yer alan her söz ve her sesin kişisel ya da ortak tarihimizde bir anlamı var.

Albüm ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?
-Henüz bunu söylemek için çok erken. Dinleyen herkes damıtılmış, özellikle sadeleştirilmiş ve sıradışı olduğu konusunda hemfikir. İyi bir gidişat var, artarak devam edeceğini umuyoruz.

Albümde Elif Canfezâ Gündüz ile de çalıştınız. Kendisi ile yollarınız nasıl kesişti?

 -Daha önceden Canfezâ‘yı bir konserde izlemiş ve çok etkilenmiştik. Çalışmalarını da ilgiyle izliyorduk. Canfezâ farklı tarzlara da açık bir müzisyen ve bizim çalışmalarımızla da ilgileniyordu. “Acı Türkü” birlikte çalmamız için çok uygun bir fırsat yarattı.

 

Günümüzde CD olarak yayınlanan albüm sayısı azalırken ve birçok albüm CD şansı bulamadığı ve dijitalde görülen ilgiye orantılı olarak CD basımı yapılan bir dönemde albümünüz CD olarak da dinleyiciyle buluştu. Albümün CD olarak dinleyiciyle buluşması sizin mi yoksa firmanın isteği miydi? Siz bir dinleyici olarak müziği genellikle hangi kanaldan dinliyorsunuz? (CD, Dijital Platform vs.)

-Dinlediğimiz şeyi (metayı) elimizde tutmayı, karıştırmayı ve keşfetmeyi seviyoruz. Bu şekilde insan daha farklı ve hassas bir iletişim kuruyor müzikle. Bunu özellikle biz istedik. Ayrıca bir albümün (CD’nin) düzgün bir sanat çalışması ve içerikle sunulmasının çok önemli olduğunu düşünüyoruz, bu konuda biraz eski kafalıyız. Dijital mecrada bu, değerini yitirmiş durumda. Sadece dijital mecrada olsaydı eksikliğini saydığımız sebepler yüzünden hissederdik. Kapak çalışmamızı yapan Yeşim Tosuner‘in müziğimizi çok iyi yansıtan işbirliğini burada anmak isteriz.

Sizce albüm CD olarak mı yoksa dijital platformlara eklenince mi daha çok duyuldu?

-Zamanın ruhu; dijital olarak.  Ama CD’nin de ilgi gördüğünü memnuniyetle izliyoruz.

Bu albümden sonra yapmayı düşündüğünüz çalışmalar var mı?

-Sahnede dostlarımızla yer almayı planlıyoruz. Albüm sonrası ilk konserimiz İstanbul Caz Festivali‘nin Gece Gezmesi kapsamında 28 Haziran 19-30-20.30 arasında Bina‘da olacak. Bu konserde bize Canfezâ‘nın yanı sıra vurmalılarda Burhan Hasdemir eşlik edecek. Daha sonraki konserlerde davul ve elektroniklerde Onur Başkurt aramıza katılacak. Başka dostlar da katılabilir zaman zaman. Farklı disiplinlerden sanatçılarla işbirliklerine de yer vereceğiz. Ayrıca başka çalışmalarımız oluyor; Orçun, Taner Öngür ve 43.75 ile çalıyor örneğin. Birlikte ‘Ayde Mori Yeniden’ ekibinde çalıp söylüyoruz. Sumru bir doğaçlama orkestrasıyla birlikte bir konser verecek bu sonbaharda.

SO Duo‘ya (Sumru Ağıryürüyen & Orçun Baştürk) bu güzel röportaj için teşekkür ediyorum. ‘Ay Ana‘yı tüm müzik marketlerde ve dijital platformlarda bulabilirsiniz.