Röportajlar

İlk teklisi “Duy Diye”yi dinleyicilerle buluşturan Eda Selçuk ile bir röportaj…

Eda Selçuk ismini çoğu dinleyici, hem YouTube kanalında yorumladığı şarkılar hem de yer aldığı gruplarla -son dönemde Bimola grubunun solisti olarak- duydu. Zamanla kendi şarkılarını da yapmaya başlayan, şimdi ise müziği adına önemli bir adım atarak alternatif tınılı kendi eseri ilk teklisi “Duy Diye”yi Riff’n Night Records etiketiyle dinleyicilerle buluşturan Selçuk ile Bi’Kuble için; müzik yolculuğunu, teklisini, aldığı geri dönüşleri ve gelecek çalışmalarını konuştuk.

Öncelikle Duy Diye’ye kadar olan müzik yolculuğunuzda neler yaptınız? Bu bağlamda çeşitli şarkıları yorumlayıp YouTube kanalınızda paylaşmaya nasıl karar verdiniz ve bu yorumlarınız ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?

-Benim müzik yolculuğum 3-4 yaşında Nükhet Duru’culuk oynayarak başladı diyebilirim! (gülüyor) Daha küçücükken takar takıştırır, kendi kendime konserler verirdim. 90’larda çocuk olmuş biri olarak kasetler ve kasetçalarlar en yakın arkadaşlarımdı. Zaten müzikle çok iç içe bir evde doğmuştum. Babam ud çalar ve inanılmaz güzel bir sesi vardır. Bu yüzden tanıştığım ilk müzik türü Türk Sanat Müziği oldu. Hatta bu alanda sağlam bir repertuvarım vardır! Üniversiteye başladığım sene bu tutkumla ilgili harekete geçtim ve çeşitli müzik gruplarında solistlik yapmaya başladım. Bu gruplarla Rock müzik ağırlıklı coverlar yapıyorduk. Bu çalışmalardan sonra Mavi isimli bir beste grubuyla çalışmaya başladım, grubun sözü müziği hazır halde olan bestelerini düzenleyip stüdyoda kaydettik. Tam da bu şarkıları konserlerde çalma planları kurarken benim çalışma hayatım başladı. Kurumsal hayattaydım, enstrüman çalmıyordum, kendi müziğimi üretemiyordum ve etrafımda müzisyen değil finans sektöründen insanlar vardı. Durum böyle olunca sadece dinleyici olduğum, müzikle uğraşan insanlardan da koptuğum yıllar başlamış oldu. Fakat müzikle kurduğum bu “sadece dinleyici” olma bağı bir süre sonra bana huzursuzluk vermeye başladı. Bu duygularla 1-2 sene önce odamda bir köşede yıllardır toz içinde duran, çalmayı hiç denemediğim gitarımı kurcalamaya başladım ve YouTube’da sevdiğim şarkıları coverlama süreci de böyle başladı. Hala gitar çalabildiğimi söyleyemem ama bana şarkı söylerken eşlik edebilecek seviyeye getirdim. Gitara daha fazla vakit ayırıp, hakkını vererek çalabilmeyi çok istiyorum. YouTube kanalımda çok çok az takipçim var ama takipçilerim sağlam takipçiler! Ya beğenilerini dile getiriyorlar ya da yapıcı eleştiriler yapıyorlar.

Öte yandan Bimola grubuyla sahne hayatınıza devam ediyorsunuz. Bimola grubu ile yollarınız nasıl kesişti?

-Instagram ve YouTube’a üzerinden yaptığım coverlar geçtiğimiz Aralık ayında önce grubum Bimola ile yollarımızın kesişmesini sağladı. 

Bir tekli yayınlamaya nasıl karar verdiniz? Bu bağlamda “Duy Diye”nin oluşum süreci nasıl gelişti? Düzenlemeyi üstlenen Burak Tanyolaç ile yollarınız nasıl kesişti?

-Duy Diye, kendi halimde gitar çalmaya başladıktan kısa bir süre sonra sözüyle melodisiyle bir çırpıda çıkmış bir şarkı ve benim ilk bestem. Ben ondan dünya için küçük, benim için çok değerli diye bahsediyorum. Bu yüzden ilk olarak bu şarkımı yayınlamak istedim. Çok kendi halinde ve tamamen bana ait olan bir şeyi dünyaya bırakma fikri bana çok büyülü geliyor sanırım bu yüzden süreç kendiliğinden gelişti. Duy Diye’yi başkaları da dinlemeliydi. Şarkının oluşum sürecinde beni en çok zorlayan şey sürecin nasıl ilerleyeceğini anlamaktı diyebilirim. Ben bambaşka bir dünyada yaşıyorum. Etrafımda daha önce şarkılarını yayınlamış insanlar ya da müzisyenler yok. Bu yüzden atılması gereken adımlar konusunda bilgi sahibi değildim, biraz bocaladım. Neyse ki karşıma Burak Tanyolaç çıktı ve çok da içime sinen bir düzenleme ile şarkımı yayınladık.

Riff’n Night Müzik ile yollarınız nasıl kesişti?

-Bimola olarak çalışmalarımızı Riff’n Night stüdyosunda yapıyorduk. Burak Tanyolaç, Riff’n Night stüdyosunun kurucusu, aynı zamanda çok titiz bir müzisyen ve müzik prodüktörü. Aslında grubum Bimola, Burak Tanyolaç ve Riff’n Nights Müzik ile yollarımız eşzamanlı kesişmiş oldu!

Duy Diye ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?

-Duy Diye’yi 1 Nisan tarihinde yayınladık, henüz çok zaman geçmedi üzerinden ama şu ana kadar aldığım geri dönüşler beni mutlu eden türden dönüşler. Duy Diye İnsanların diline dolanan, buğulu, puslu biraz da melankolik bir şarkı. Umarım geniş bir kitleye ulaşır ve umarım sevilir.

Kendi müziğinizi nasıl tanımlarsınız?

-Müzik çok geniş bir kavram ve içine sığdırılabilecek şeylerin ucu bucağı yok. Üstelik ben henüz bu yolun çok başındayım. Bu yüzden benim tarzım budur gibi net bir cümle kuramıyorum ancak yaptığım müziğin naif bir tınısının olması konusunda hassasiyetim olduğunu söyleyebilirim. Çok yüksek tuşeler, çok hızlı ritimler, abartılı nağmeler bana göre değil.

Duy Diye’den sonra yapmayı düşündüğünüz çalışmalar var mı?

-Müzikle ilgili yapmak istediğim çok şey var. Öncelikle bir daha arayı bu kadar açmamayı planlıyorum! (gülüyor) Söz ve müziği bana ait olan başka şarkılarım var. Her biri üzerinde titizlikle çalışıp bu şarkıları da yayınlamak istiyorum. Bununla birlikte tabii ki uzun vadede en çok istediğim şey sadece kendi şarkılarımı söyleyebileceğim konserler vermek.

Eda Selçuk’a bu güzel röportaj için teşekkür ediyorum. “Duy Diye”yi tüm dijital platformlarda bulabilirsiniz.