Röportajlar

İlk teklisi “Sahiden”i dinleyicilerle buluşturan Selût ile bir röportaj…

Selin Türkü Birben… Güzel Sanatlar ile başlayan ve kendi şarkılarını yazmaya doğru giden sanatsal yolculuğunda, tasarladığı “Değerlimin Hikayesi” illüstrasyon / müzikal serisinin kapsamında solo projesi Selût olarak ilk teklisi “Sahiden”i Tarla Records etiketiyle dinleyicilerle buluşturan Selût ile Bi’Kuble için, müzik yolculuğunu, teklisini, aldığı geri dönüşleri ve gelecek çalışmalarını konuştuk.

Öncelikle Sahiden’e kadar olan müzik yolculuğunuzda neler yaptınız? 

-Müzik kendimi bildim bileli çizimlerim ile birlikte hayatımın büyük bir kısmını kapladı. Sevdiğim sanatçıların parçalarını coverlayarak uzun bir süre çeşitli yerlerde performanslar yaptım. Hep söz yazıyordum aslında ama bestelemek ve toparlanmış bir hale getirmek konusunda son 3 senedir daha kendimden emin bir şekilde ilerliyorum. Bestelediğim parçaları çizimlerimle kurduğum dünya ile birleştirme fikrini benimsediğimden beri diyebilirim.

Bir tekli yayınlamaya nasıl karar verdiniz ve bu bağlamda Selût solo projenizin ve Sahiden’in oluşum süreci nasıl gelişti? Prodüksiyonunuzu üstlenen Güneş Akyürek / Tarla Records ile yollarınız nasıl kesişti?

-Sahiden, aslında devamını paylaşacağım “Değerlimin Hikayesi” illüstrasyon/müzikal bir serinin ilk parçası, kapağı da serinin ilk illüstrasyonu. Bu seri önce illüstrasyonlarla sonra o illüstrasyonlara yazdığım parçalarla bir bütün haline geldi. Güneş ile tanışmadan önce bu serinin sergi/performanslarını tek başıma düzenleyip yapıyordum ve herhangi bir platformda bulunmuyordu bu parçalar. Açıkçası profesyonel bir kayıda girme süreci de planlarım arasında yoktu. Güneş bana sosyal medya üzerinden ulaştı, buluştuğumuzda da kendisiyle çok iyi anlaştık ve bana bir anda çok fazla güven aşıladı. Kendisi de bağımsızlığı korumaya ve gercekten üzerine düşünülmüş çalışmalar yapma fikrini benimsemiş birisi. Bu yüzden çok iyi anlaştık sanırım ve onun sayesinde ilk stüdyo deneyimimi yaşadım, çok güzel insanlarla bir araya gelme şansım oldu ve hızlı bir şekilde çıkışımı yapmış oldum. Çalışmalarımı paylaşırken bir gerçek ismimdense bir mahlas altına olmasına sosyal bayağıdır alışığım. Sosyal medyada vs. kendimi daha rahat hissediyorum bu sayede. Selût, Selin Türkü nün birleşimi. Türkü nün içindeki iki ü yü uzatmalı kullanmak istedim ve û olarak ortaya çıktı. Fransızca Salut (Selam) anlamına gelen kelimeyle de benzerlik gösterdi sonunda ortaya çıkan isim. Bana verdiği hissiyat güzel olduğu için kullanmaya karar verdim.

Sahiden ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?

-Türkçe yazdığım parçalar hep hüzün ve aşk üzerine oldu, aldığım geri dönüşler de genel olarak bu duyguların yoğun hissedilmesi üzerineydi. Sevinilecek bir şey gibi duyulmayacak ama herkesi ağlatmış olmak beni çok sevindirdi 🙂 Müziğimin insanlarda yogun anıları canlandırması hoşuma gidiyor, bunları hissetmeye ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. 

Bununla birlikte Sahiden’e Ezel Dayı yönetiminde bir klip çektiniz. Kendisiyle yollarınız nasıl kesişti? Klibin oluşum süreci nasıl gelişti? Klip ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?

-Ezel benim yeni tanışmış olduğum ama tanıştığım anda bağ kurmuş olduğum birisi. Klibin fikirinin oluşum sürecini Ege Eryalaz ile geçirdik, zaten omurgası hazırdı çok öncesinde. Tamamen illüstrasyonların anlattıkları ruh hallerini ve renkleri takip ettik, seti tasarlarken en büyük ilham kaynağımız Pierre et Gilles’di. Ezel, fikri başından beri çok sevmişti ve kendisi yönetmenliğini üstlenmek istedi ben de seve seve kabul ettim, tanıştığımız andan itibaren bazı şeyleri aynı yerden yakaladığımızı hissediyordum zaten. Ekip tamamen arkadaşlarımdan oluştuğu için çekimler de benim icin çok rahat ve keyifliydi.  Klip ile ilgili geri dönüş olarak, çoğu kisi icin parçanın bir tamamlayıcısı görevini görmüş sanırım, aldığım çoğu yorum böyleydi. 

Ayrıca Sahiden’de kendi düzenlemenizi kendiniz yaptınız. Bu durum size yapmak istedikleriniz bakımından size özgür bir alan sağlıyor mu?

-Tabii ki sağlıyor. En azından fikir oluşurken ve otururken bu kişisel alanım olmasa hiçbir şey yapmak istemem herhalde. Kendi kurduğum fantezi dünyasını gerçek olarak kabul edip yaşamayı ve oraya göre kararlar almayı seviyorum. Her şeye dramatik tepkiler vermeyi seviyorum, aşırı olmayı seviyorum. Şanslıyım ki çevremdekiler de bana destek oluyor ve mutluyum, güzel şeyler ortaya çıkıyor. 

Kendi müziğinizi nasıl tanımlarsınız? Bu bağlamda güzel sanatlar üzerine eğitim ve tecrübeniz, müziğinizdeki yaratınıza da katkı sağlıyor mu?

-Müziği bir illüstrasyon biçimi olarak görüyorum. Kendi müziğimi herhangi bir başlık altına koyamıyorum. Sadece “Görsel olarak kurduğum dünyanın jenerik müziklerini yazıyorum, söylüyorum!” diyebilirim.

Sahiden’den sonra yapmayı düşündüğünüz çalışmalar var mı?

-Evet, Değerlimin Hikayesi’nin devamını yayınlayacağım. Sanırım onlar yayınlayacağım son Türkçe parçalarım olacaklar. Sonrasında yabancı dilde (İngilizce) yazdığım, üzerine çalışmakta olduğum parçalarımı ve onların görsel ögelerini sergilemeyi düşününüyorum. Bütün bu sıkıntılı dönemler bittiğinde hemen en parlak kostümlerimi giyip insanların karşısına çıkmak istiyorum. 

Selût’a bu güzel röportaj için teşekkür ediyorum. “Sahiden”i tüm dijital platformlarda bulabilirsiniz.