Röportajlar

Yeni albümü “Arıyorum Hâlâ”yı dinleyicilerle buluşturan müzisyen Cenk Erdoğan ile bir röportaj…

Günümüzün usta müzisyen-besteci ve gitaristlerinden olan; özellikle perdesiz gitar icralarıyla dinleyicilerin beğenisini kazanan Cenk Erdoğan, hem Türkiye’de hem de yurtdışında yayınlanan çalışmalarına devam ederken, pandemi dönemi ile birlikte yeni bir albüme imza attı : Arıyorum Hala… CK Music Production etiketiyle dijital platformlarda yayınlanan albümde Erdoğan’a açılış eseri “Yıldız”da kızı Zeynep Erdoğan da eşlik etti. Cenk Erdoğan ile Bi’Kuble için, albüm kariyerini, yeni albümünü, diğer sanatçılar ile çalışmalarını, aldığı geri dönüşleri ve gelecek çalışmalarını konuştuk.

İlk albümünüz “İle” yayınlanalı 12 yıl geçti. 12 yılı kendi albümleriniz üzerinden nasıl değerlendiriyorsunuz?

-Şöyle bir geriye dönüp baktığımda 12 senede 7 tane kendi müziğim ile alakalı albüm yapmışım. Aslında Türkiye şartlarında düşünülürse iyi bir rakam bu. Enstrümantal müziğin sektördeki dinleyecisi ve yeri malum. Demek ki biraz ısrarcı bir tipim. Kendi albümlerim yanında yer aldığım albümleri sayarsak aranjör, gitarist olarak sanırım 100 prodüksiyon görmüşümdür. Ben stüdyoyu seven birisiyim. Orada kendimi çok rahat hissediyorum ve yorulmuyorum. Bir şeyler üretmek ve ortaya koymak beni bir besteci olarak çok mutlu ediyor. Sanırım hayatıma bu hızla devam edeceğim.

2019’da Beyaz Balina filminin müziklerini yapmıştınız. Birçok yapımda da sizin müziğiniz var. Filmin müziğini yapma süreci nasıl gelişti ve nasıl geri dönüşler aldınız?

-Film ve dizi müzikleri yapmaya 2003’te Aria Müzik ile adım attım. Yaklaşık 43 adet dizi müziğinde imzam var bunun yanı sıra da film müzikleri besteledim. İlk bestelediğim uzun metrajlı film Sis ve Gece idi. Ardından Çağan Irmak ile yollarımız kesişti ve birlikte “Kabuslar Evi” serisini yaptık. Bu işin ardından da kariyerimde önemli bir yer tutan yine Çağan Irmak imzalı efsane film “Issız Adam”ı besteledim. 2009’da Yeşilçam Film Ödülleri tarafından En İyi Film Müziği ödülüne layık görüldüm. Ardından “Dedemin Insanları”, “Karanlıktakiler”, “Çocuklar Sana Emanet”, “Sürgün”, “Beyaz Balina” geldi. Kimilerinin soundtrack albümleri de yayınlandı. Bu liste epey uzun hepsini yazmak çok zor tabii ama film müziği çok sevdiğim bir alan. Hala Aria Müzik ile yeni işler besteliyor ve çalışmaya devam ediyorum.

En son Mehmet İkiz ile birlikte “Lahza II”yi yayınlamıştınız. Albümün oluşum süreci nasıl gelişti ve nasıl geri dönüşler aldınız?

-Lahza özel bir duo bence. Mehmet İkiz’in eşsiz bir davulculuğu ve müzisyenliği var. Kuzey cazı tavrında çaldığı için benim perdesiz gitarım ile birleşince Anadolu’ya ayağını basan ama telaş etmeyen bir müzik doğuyor. Lahza ile sahnede olmak bambaşka bir haz benim için. Burdan okuyucularımıza tavsiyem eğer bir yerde denk gelirseniz bizi canlı izlemenizi öneririm. Çünkü müzik sahnede doğaçlama ile öyle yerlere sürükleniyor ki biz bile nereye gideceğimizi bilmiyoruz. Sahnelerimiz açılırsa dinleyicimizle buluşmak için sabırsızlanıyoruz.

2020’de ise Ceylan Ertem ile ağırlıklı düzenlemelerinizin olduğu “Cahille Sohbeti Kestim” yayınlandı. Albümün oluşum süreci nasıl gelişti ve albümü bir bütün olarak kendi gözünüzden nasıl değerlendiriyorsunuz?

-Ceylan Ertem ile yaklaşık 10 yıldır birlikte müzik üretiyoruz. Onunla çalışmak çok keyifli her zaman. Cahille Sohbeti Kestim’in düzenlemelerine başladığımızda çok keyifle çalıştım. Ben halk müziğini çok seven birisiyim Ceylan da çalışması çok rahat birisi. Birbirimize güveniyoruz bu sebepten de üretimlerimiz güzel ilerliyor. Bence albüm türkülerin düzenlemeleri, orijinallerinden çok başka yerlere taşınmamış olması ve çalımları itibarı ile önemli bir albüm. Ceylan’ın da türküleri yorumlarken müthiş bir iş çıkardığını düşünüyorum. Mix aşamasında da özenle davrandık ve nerdeyse baştan iki kere mix’e girdik. Sonuçtan çok memnunum bir aranjör olarak. Zaten albümdeki müzisyen kadrosu şu anda Türkiye’nin en iyi müzisyenlerinden oluşuyor. Haliyle de sonuç güzel çıkıyor.

Yeni albümünüz “Arıyorum Hâlâ”nın oluşum süreci nasıl gelişti? 

-Arıyorum Hâlâ bir korona günlüğü benim için. Plansız, programsız girdim stüdyoya ilk defa. Ne bir nota yazdım ne bir form düşündüm. Girdim ve doğaçlamalar çalmaya başladım. İçime sinen melodileri tekrar ele aldım ve onlardan müzikler ürettim. Aslına bakarsanız stüdyoya girip içimdeki derdi tasayı kayda döktüm diyebiliriz. Evlere kapanmadan önce Amerika’da 33 konserlik iki ay süren bir turnedeydim. Yorgun argın ülkeye döndüm ve eve kapandım. Biraz sokakları gözlemledim, bitkileri gördüm ve bütün bu içe dönüş bana Arıyorum Hâlâ’yı besteletti. Bu albümü kariyerimdeki önemli dönüm noktalarından birisi olarak görüyorum. Dinleyicim de sanırım buna yakın bir fikirdeki aldığım yorumlar inanılmaz motive edici. Herkese teşekkür etmek isterim sizin vasıtanızla.

Açılış eseri “Yıldız”da kızınız Zeynep Erdoğan size eşlik etti. Birlikte bir çalışma yapma fikri nasıl gelişti?

-Kızım Zeynep müziğe meraklı bir çocuk. Ne zaman stüdyoda kayıt ya da prova olsa gelip bizimle birlikte oluyor ve ortamı gözlüyor. Yıldız’ı bestelediğimde ortasındaki melodiyi mırıldandı hemen. Benim de çok hoşuma gitti ve dedim ki “Baba-kız bir kaydımız yayınlansın. Onun da ileride dinleyince gülümseyeceği bir anımız olsun. Belki de bu Zeynep’in ateşini yakan bir çıra olur ve bu konuda bir kariyer düşünür. Düşünmese de keyifle dinlesin ileride!”

Albümde kendi bestelerinizin yanında bir tane de Neşet Ertaş eseri “Gel Yanıma”ya yer verdiniz. Bu esere yer verme fikri nasıl gelişti?

-Neşet Ertaş ve müziği hayatımda önemli bir yer tutuyor benim çocukluğumdan beri. Yeni keşfetmedim ben ustayı. İlk duyduğumda sanırım 13 yaşında falandım. Derinden etkilenmiştim ateşinden. Çok yıllar sona ilk albümüm “İle”yi  kaydederken Neredesin Sen’i düzenlemiştim ve ardınan bir sürü Neşet türküsü düzenleme imkanım oldu. Gel Yanıma aslında diğer Neşet eserlerine göre azcık geride kalmış bir eser. Ama beni çok etkiliyor her daim. Flamenko ve Neşet’in damarlarını birbirinin üzerinden geçtiği hissederim hep. Bu da benim için bulunmaz bir fırsat oldu ve Gel Yanıma’yı düzenledim. İyi çalmak için de epey uğraştım hatta albüm kaydında üzerinde en çok durduğum parça o oldu diyebilirim. 

Albümün prodüksiyonu konusunda CK Music Production / Coşkun Karademir ile çalışmaya nasıl karar verdiniz?

-Coşkun Karademir benim çok eski dostumdur. Dostluğun ötesinde bir müzisyen olarak hayranım kendisine. Zaten hep birlikte üretimler yapma isteğimiz vardı. Bu albümle adım attık diyebilirim. Şimdi sırada bir duo albüm fikri var. Yakında çalışmalara başlıyoruz.

Arıyorum Hâlâ ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?

-Arıyorum Hâlâ çok şükür ki çok güzel yerlere ulaştı. Evde sıkışıp kalmış, konsere gidemeyen dinleyicime bir soluk oldu sanıyorum ki. Dijital platformlarda ilk 1 aylık dinlemesi 100 bini geçti . Herkesin favorisi başka oldu. Kimi Yıldızcı kimi Gölgeci kimi de Ova’yı seviyor. Benimle sosyal medya üzerinden fikirlerini paylaşıyorlar, bu beni çok mutlu ediyor. Dinleyici bu kadar güzel olunca müzik üretmek büyük bir zevk oluyor. Herkese destekleri için sonsuz teşekkür ederim.

Albümünüzü sadece dijital olarak yayınladınız. CD olarak da yayınlanması düşünülüyor mu? Bu bağlamda günümüzde CD’lerden uzaklaşıp dijital ortamda albümlerin yayınlanıyor olmasına bir müzisyen olarak nasıl bakıyorsunuz?

-Albüm yakında plak formatında satışa sunulucak şu an son kısımlara yaklaştık bu konuda. Maalesef CD’ler artık piyasada yok. Hatta araçlarda CD player bile yok artık. Ben CD’yi elime aldığımda albüm yaptığımı anlayan bir müzisyenim ancak dinleyici artık CD’lere para vermiyor. Yurt dışı konserinde sanatçıya destek olmak için dinleyiciler alıyor CD ancak bizim ülkemizde böyle bir disiplin yok maalesef. Dijital müzik platformları dinleyici ile buluşmak için çok önemli ancak bir diğer yandan müzisyenlere pek bir kazanç sağlamıyor. Ayakta kalabilmek için bolca konser vermek ve dinleyicilerin katılımları gerekiyor. Unutmamak lazım ki biz müzisyenler sahne ile nefes alıyoruz. Dinleyici desteği her şeyden önemli bu sistemin çökmemesi için.

Geçtiğimiz günlerde Ceylan Ertem’in yeni ikilisi “Dünya Heveslisi” yayınlandı. İkilinin ve sizin Ertem ile bestelediğiniz “Yalnızlık Ölüm Boyu”nun oluşum süreci nasıl gelişti ve iki çalışmayı da kendi gözünüzden nasıl değerlendiriyorsunuz?

-Bir besteci olarak farklı türlerde müzik yazmayı seviyorum. Ceylan Ertem ile bugüne kadar birçok şarkı yazdık bunların ilki Bile İsteye, hemen ardından Efsunlu Dünya, Mavi Çocuklar ve Yalnızlık Ölüm Boyu geldi. Ben müziği besteliyorum ve Ceylan’a yolluyorum, o da üzerine harika sözler yazıyor ve bir şarkımız oluyor birlikte. Bu son single’daki şarkımız da benim üç buçuk sene evvel bestelediğim ve demlemeye bıraktığım bir müzikti. Zamanı geldi ve ortaya çıktı. Ceylan çalışkan ve yeniliğe açık birisi. Yolu, yolumuz açık olsun her daim. Onunla müzik üretmek büyük keyif benim için.

Arıyorum Hâlâ’dan sonra yapmayı düşündüğünüz çalışmalar var mı?

-Tabii ki var, olmaz mı! (gülüyor) Önümüzdeki Haziran’dan itibaren kaydetmeyi planladığım bir senfonik eser projem var. Bu bir perdesiz gitar konçertosu. Aslında yazılmış ilk perdesiz gitar konçertosu ve yazımları bitti. Notaların düzeltmeleri yapılıyor ve canlı çalmak için sabırsızlanıyorum. Bu eseri bestelemeye Amerika turnesinde yollarda basladım ve İstanbul’a gelince de bitirdim. Şu anki heyecanım bu projeyi gerçekleştirmek üzerine…

Cenk Erdoğan’a bu güzel röportaj için teşekkür ediyorum. “Arıyorum Hâlâ”yı tüm dijital platformlarda bulabilirsiniz.