Bağımsız Sahne köşesinin yüz dokuzuncu konuğu müziğin eğitiminden gelen ve zaman içinde kendi şarkılarını yapan, “Düş Kalk” ile teklileriyle dinleyicilerin beğenisini kazanan ve en son bu sefer ilk solo teklisi olan kendi eseri “Biraz Sal”ı dinleyicilerle buluşturan Selcante oldu. Selcante (Selcan Temel) ile Bi’Kuble için, müzik yolculuğunu, yeni teklisini, aldığı geri dönüşleri ve gelecek çalışmalarını konuştuk.

Öncelikle “Düş Kalk“a kadar olan müzik yolculuğunuzda neler yaptınız? Bu bağlamda konservatuvar eğitiminiz size müziksel anlamda neler kattı?
-Küçüklükten beri müziğin içindeyim aslında. Evimiz iki katlıydı, üstünde anneannemle dedem yaşıyordu. 6-7 yaşlarımda üst katta kimse yokken yukarı çıkar, anneannemin örtülerinden kendime elbise yapıp şarkı söylerdim! (gülüyor) Kendimi klip çekerken, röportaj yaparken, sahnede hayal etmişliğim çoktur. Ortaokul ve lisede solo ve koro çalışmalarında bulundum. Üniversiteye gelince 18 yaşımda sahneye çıkmaya başladım. Ardından belediye konservatuvarını kazandım. Gündüz üniversiteye, akşam konservatuvara gidiyorum. Sonrası canlı performanslar ve şarkı üretimleriyle geçti. İşin matematiğini öğrenmek fark edemediğim birçok şeyi görmeme yaradı. Müzikle ilgilenen ortak sohbetler edebildiğim, sahne hayalleri kurduğumuz, üretimimi şevklendiren insanlar tanıdım. Tıkandığım yerde danışabileceğim bir sürü hocam oldu. Sektörde daha çok tanınmam için de ayrıca güzel bir vesileydi konservatuvar yılları.

Sizi ilk olarak Graumann ve Nebula ile yaptığınız “Düş Kalk” ile tanıdık. Bu bağlamda Graumann ve Nebula ile yollarınız nasıl kesişti? Düş Kalk’ın oluşum süreci nasıl gelişti? “Düş Kalk” ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?
-Graumann bakış açısı çok farklı ve çok yetenekli bir DJ arkadaşım. Aynı zamanda elektronik müzik yapımcısı. Böyle bir çalışma yapmak istiyormuş ve ortak arkadaşlarımız beni önermiş. Bu sayede tanıştık. Nebula ile Graumann sayesinde tanıştım. Üçümüzün uyumu harika oldu. Sözler bana ve Nebula’ya, müzik Graumann’a ait. “Düş Kalk”ı hala severek dinlerim. Bence dinleyenler de çok sevdi.

Yeni tekliniz Biraz Sal’ın oluşum süreci nasıl gelişti? Düzenlemeyi üstlenen Ogün Keklikoğlu ile yollarınız nasıl kesişti?
-Ogün, Aydın’da aynı sahneyi paylaştığım bir müzisyen arkadaşımdı. Sonrasında İzmir’e taşındı ve stüdyoda harika işler çıkarmaya başladı. Biraz Sal’ın nakaratını çok keyifli bir anımda, aniden ses kaydını açıp kaydetmiştim. Bir süre sonra şarkıyı tamamladım ve Ogün’ü aradım. O da beni stüdyoya davet etti ve hızlıca çalışmalara başladık ve şarkıyı tamamladık.
Biraz Sal ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?
-Şarkının iyi hissetirmesini, sevilmesini ve dinleyici tarafından ezberlenip söylenme isteği uyandırmasını istemiştim. Şu ana kadarki tepkilere bakılırsa istediklerim oluyor!
Bununla birlikte müziğinizi bağımsız olarak dinleyicilerle buluşturuyorsunuz. Bu durum size müziğiniz hakkında yapmak istedikleriniz anlamında özgür bir alan sağlıyor mu?
-Her ikisinin de elbette sağladığı fayda ve zararları olacaktır. Ama şu anki yolcuğumda tercih etmem gereken yol bağımsız olmaya daha müsait.
Kendi müziğinizi nasıl tanımlarsınız?
-Kendi içimde duygularımın tansiyonu çok karmaşık. O tansiyonun seyrinde ne hissediyorsam onu yazıyor, söylüyorum. Bazen neşeli, bazen depresif, bazen nefret dolu, bazen aşık…
Biraz Sal’dan sonra yapmayı düşündüğünüz çalışmalar var mı?
-Yine söz-müzik bana ait işler yapacağım. Üretim odaklıyım çünkü benden bir şeyler bırakma duygusuna aşığım. Mutlaka birileriyle ortak duygularda buluşuruz. Amacım bu çemberinin içinde kalabalıklaşmak.
Selcante’ye bu güzel röportaj için teşekkür ediyorum. “Biraz Sal”ı tüm dijital platformlarda bulabilirsiniz.












Yorum Ekle