Röportajlar

Bağımsız Sahne #149: İlk teklisi “Sen Beni Severken”i dinleyicilerle buluşturan Ezgi Karaçam ile bir röportaj…

Bağımsız Sahne köşesinin yüz kırk dokuzuncu konuğu, çocukluğundan beri müziğe hevesli olsa bile üniversite döneminde müziğine ayrı bir vakit ayırmaya başladığı yolunda kendi şarkılarını da yapmaya başlayan ve bu doğrultuda kendi eseri ilk teklisi “Sen Beni Severken”i dinleyicilerle buluşturan Ezgi Karaçam oldu. Karaçam ile Bi’Kuble için, müzik yolculuğunu, teklisini, aldığı geri dönüşleri ve gelecek çalışmalarını konuştuk.

Öncelikle “Sen Beni Severken”e kadar olan müzik yolculuğunuzda neler yaptınız?

-“Sen Beni Severken”e kadar olan süreç aslında çok sancılı oldu. Ben elektrik elektronik mühendisiyim ve okuduğum bölüm beni çok zorlarken bir yandan müzikten kopmamaya çalıştım. 18 yaşım biterken çok sevdiğim bir insanın bana “Ezgi hiç kendi besten var mı?” demesiyle aydınlandım açıkçası. Çünkü yoktu. Sevdiğimiz tüm sanatçıları duymamızın sebebi kendi şarkılarıydı. Küçüklüğümden beri şarkı sözleri, hikayeler yazsam da şarkı bestelemeye o cümleden sonra baş koydum diyebiliriz. Daha sonra pek çok şarkı besteledim hepsi yıllardır çıkmayı bekliyor. Bu kadar ertelemek kendim için hata olsa da artık devamını getireceğim. Prodüksiyon kısmını hep nasıl yaparım diye düşünüyordum, şarkıları kendim yapmak istiyordum ama bunu hiçbir zaman yapamayacağımı düşündüm. İki ay boyunca kendimi resmen odama kapattım ve temel prodüksiyona ait ne varsa öğrenmeye çalıştım.

Bir tekli yayınlamaya nasıl karar verdiniz? Bu bağlamda Sen Beni Severken’in oluşum süreci nasıl gelişti?

-Sen Beni Severken 18 yaşında yaptığım, tam anlamıyla ilk bestem. Gitarla yurt odamda tek başımayken (ki bu çok denk gelmez) on dakikada ortaya çıktı. Hep o an melodi ve sözler aklımda belirir ve ben onu mırıldanmaya başlarım. Bu da öyle oldu, gitarımı elime almışken bu melodiyi mırıldanmaya başladım ve gitara döktüm. Yıllardır bekleyen bu şarkım için prodüktör arkadaşımla konuşup onun yapacağı sözünü almışken araya mesafeler girince bu böyle olmayacak deyip ben prodüksiyon öğrenmeye başladım. Daha önce öğrenmedim diye kendime kızıyorum elbette. Çünkü kendi kafandakini kendi şarkına aktarabilmek bambaşka bir haz. İki ay odama kapanarak hem öğrenip hem şarkıma aktarmaya çalıştım. Sen Beni Severken yıllardır kutumda bekleyen hazinemdi, artık özgür.

Sen Beni Severken ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?

-Çok güzel hissettiren dönüşler aldım gerçekten. Birkaç arkadaşıma önceden dinletmiştim ve sosyal medyada paylaşırlarken resmen bebeğimizi büyütmüş gibi oldu dediler, çok hoşuma gitti gerçekten. İlk olmasının verdiği acemilik var bunun çok farkındayım ve kendimi çok eleştiren biriyim aslında o yüzden hiçbir zaman mükemmel gelemiyor bana, şu anda mükemmel de değil zaten ama bunun olması için çok çalışacağım.

Öte yandan müziğinizin düzenlemesini kendiniz yapıyorsunuz. Müziğinizin düzenlemesini üstlenmek size müziğinizi oluşturmak adına özgür bir alan sağlıyor mu?

-Tabii, çok büyük bir özgürlük. Şunu şöyle yapalım dediğimizde herkesin aklında canlanan aynı şey olmaz elbette. Aklınızdaki her detayı şarkıya aktarırken çok zorlanıyorsunuz evet ama şarkının o detayını kulaklıkta duyduğunuzda sıfırdan var etmeye çalıştığınız o şey size tarif edilemeyecek bir haz veriyor.

Ayrıca müziğinizi bağımsız olarak dinleyicilerle buluşturuyorsunuz. Müziğinizi bağımsız olarak dinleyicilerle buluşturmak size müziğinizi sunmak adına özgür bir alan sağlıyor mu?

-Elbette o da çok büyük bir özgürlük alanı. Size ne yapacağınızı söyleyen bir patronunuzun olmaması, sizi kısıtlayan kişilerin olmaması büyük ayrıcalık. Bağımsız müzisyenler de bana çok şey kattı, izlediğim belgeselleri, izlediği yollar ‘yapabilirim’ hissi veriyor. Fakat tüm bunların haricinde çok yorucu. Her şeyi kendi başınıza halletmek, her şeyi tek tek kendiniz araştırmak sizi çok yoracak. İnsanların bu yükü atmak için neden şirketlerle çalıştığını anlıyorum, hele de Türkiye’de müzik yapmaya çalışmak çok zor ama tekken kendimi çok özgür hissetmem çok ayrı bir mevzu.

Kendi müziğinizi nasıl tanımlarsınız?

-Kendi yolunu bulmaya çalışıyor açıkçası müziğim. Kozasından sancıyla çıkmaya çalışıyor epey bir süre de böyle gidecek. O yüzden bir tür tanımlayamam ama o sancıyı atlatmaya çalışan, kozasını yırtmaya çalışan herkesin kulağında olmak çok isterim.

Sen Beni Severken’den sonra yapmayı düşündüğünüz çalışmalar var mı?

-Yıllardır duran bestelerimi kendimi daha çok geliştirip produce ederek teker teker çıkarmak şu an planım. Elimde çokça bestem var ve artık benden çıksın istiyorum. Öyle özgür kalacaklar ve bu çok güzel hissettiriyor.

Ezgi Karaçam’a bu güzel röportaj için teşekkür ediyorum. “Sen Beni Severken”i tüm dijital platformlarda bulabilirsiniz.