Röportajlar

Bağımsız Sahne #66 : Yeni teklisi “plaster”ı dinleyicilerle buluşturan gulchx ile bir röportaj…

Bağımsız Sahne köşesinin altmış altıncı konuğu, çocukluğundan beri içindeki müzik tutkusuyla pek çok enstrümanı başarıyla çalabilen ve bu bağlamda kendi şarkılarını yapmaya, kendi ev stüdyosunda kaydetmeye başlayan, en son “plaster”ı dinleyicilerle buluşturan gulchx… gulchx (Gülce Gümrükçü) ile Bi’Kuble için, müzik yolculuğunu, yeni teklisini, aldığı geri dönüşleri ve gelecek çalışmalarını konuştuk.

Öncelikle sunglasses indoors’a kadar olan müzik yolculuğunuzda neler yaptınız?

-Aslında kendimi bildim bileli şarkı söylüyorum. Sadece şarkı söylediğimde insanların deli gözüyle baktığını fark ettim ve enstrümanlara merak sardım. 6. Sınıftan beri bir şekilde gitar çalıyorum, 2020 senesinde klavyemi, bu sene de elektromu ve bas gitarımı aldığımdan beri tüm müzik evrenim inanılmaz değişti. Bu seneye kadar sevdiğim şarkıların cover’larını yaparken artık bambaşka şeylere evrildim ve kendi şarkılarımı yapmaya başladım.

Bir tekli yayınlamaya nasıl karar verdiniz ve sunglasses indoors’un oluşumu nasıl gelişti?

-Eğitim sebebiyle bir süre Amerika’da bulundum ve sevgili oda arkadaşım Nadya’nın bir gün “Neden kendi müziğini yapmıyorsun?” sorusuyla kendimi sunglasses indoors’u yazarken buldum. Şarkının tüm ana hatları aslında birkaç saatte çıktı. Sanırım buna çok hazırmışım, sadece birinin bana bunu söylemesi gerekiyormuş. O gün zaten aklımda bir back vokal melodisi vardı, aslında tüm kayıtları tersten aldım. Klavyeleri bilgisayarımın keyboard’ından, basları da elektrodan çaldım. Ona rağmen inanılmaz içselleştirdiğim, oradaki hayatımdan ve Türkiye yaşantımda olan farklardan bahsettiğim tatlı bir tekli oluştu özetle. Şarkının tüm evrelerinde sevgili Murat’ın mentorluğundan çok destek aldım. Ayrıca mix mastering’i arkadaşım Mike ile Amerika’da yaptık. 

sunglasses indoors ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?

-Çok içten söylüyorum, benim de yakın çevremin de aklında kalan “catchy” bir şarkı oldu. Ne zaman mırıldansam ya da çalsam insanlar eşlik ediyor, inanılmaz bir duygu bu. Kendim açıp da dinliyorum, içime siniyor oldukça.

En son plaster’ı dinleyicilerle buluşturdunuz. plaster’ın oluşumu nasıl gelişti? 

-Teknik olarak plaster’ın söz ve müziğini sunglasses indoors’dan önce yazdım, ama çok farklı bir tarafımı yansıttığından onunla çıkmak istemedim. Şarkı yine Murat ile beraber görüşmelerimiz sonucu inanılmaz değişti, bana yardımı ve geri bildirimi benim için paha biçilemez. Sözleri yazarken sadece kendi iç sesimi dinledim. Şarkı sözü yazmayı topluluk önünde bağırarak söyleyemeyeceğim şeylerin bir çıktısı olarak görüyorum, inanılmaz iyi geliyor bana. plaster biraz dertli, duygulu bir çıkış özetle.

plaster ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?

-Müzik serüvenimde beni bir süredir tanıyan, dinleyen herkes yaptığım diğer şeylerden farklı olduğunun farkında, yine çok güzel dönüşler aldım ama dediğim gibi sunglasses indoors’dan çok farklı bir yere koyuyorum plaster’i. 

Ayrıca şarkılarınızın düzenlemesi de size ait. Kendi düzenlemenizi yapıyor olmak, size müziğinizde yapmak istedikleriniz anlamında özgür bir alan sağlıyor mu?

-Kesinlikle sağlıyor! (gülüyor) Şarkılarımı “bir şeyler anlatmak” olarak gördüğümden bana özel ve özgün olması çok önemli. Hayatımın her alanında “bağımsızlık ve özgünlük” tutumumu korumaya özen gösteriyorum. Bir şeyleri paket olarak tek başına yapabilmek çok büyük bir güç. Her şeyin kayıtları, sözü ve müziği benden çıkıyor ancak sonrasında özellikle teknik olarak Murat’ın desteği inanılmaz büyük işlerimde. Collab teklifleri alıyorum ancak mümkün olduğunca kaçınıyorum, çünkü benden çıkan şeylerin tarafımca içselleştirilmiş olması benim için büyük bir ihtiyaç.

Bununla birlikte müziğinizi bağımsız olarak dinleyicilerle buluşturuyorsunuz. Bu bağlamda bu durum size özgür bir alan sağlıyor mu?

-Sosyal medya hesaplarımdaki insanların bir çoğunu ailemsi bir topluluk olarak görüyorum. Müzikle ilgili veya ilgisiz insanların geri bildirimleri, hatta zaman ayırıp dinlemiş olmaları bile çok güzel bir şey benim için. Teknolojik ve birçok seye bağımlı bir yüzyılda yaşıyoruz, paylaşmaya, üretmeye ve tüketmeye muhtacız. Müzikal paylaşımlarımı sınırlanmadan, özgürce yapabilmek beni hayatta tutan bağlamlarda ilk üçe girer sanırım.

Müziğinizi bağımsız olarak dinleyicilerle buluşturmanın sizce bir müzik firması aracılığıyla buluşturmak arasındaki fark nedir? Artıları, eksileri nelerdir?

-Yine aynı şekilde sınırlanmadan, istediğim zaman istediğim şeyi üretip paylaşıyorum. En büyük artısının bürokratik kolaylıklar ve daha büyük bir havuza ulaşmak olduğunun farkındayım ancak çok dinlenmek veya ünlenmek gibi bir dert gütmüyorum. Bu sebeple bir yere bağlı olmak gibi bir hedefim yok. Hayatın ne getireceği meçhul, ancak ben ufak ev stüdyomda kafayı yiyerek bir şeyler çalmaya bayılıyorum. En azından şimdilik benim icin yeterli bir uğraş.

Ayrıca resim ile de ilgilendiniz. Bu bağlamda güzel sanatlar üzerine eğitim ve tecrübeniz, müziğinizdeki yaratınıza da katkı sağlıyor mu?

-Evet, örneğin sunglasses indoors’un kapağını ben çizdim. İlk orijinal işimi kendi görselleştirebilme ihtimalim beni çok heyecanlandırdı. Yaparken sadece şarkıyı dinlemeye çalıştım.  Grafik tasarım mezunuyum ve hobi olarak, biraz da iş olarak resim yapıyorum. Resim ve müzik dengesini hayatımda dinlendirici bir öge olarak görüyorum.Yaptığım bir şeyleri dinlemeye ara verdiğimde resimle dert anlatmak iyi geliyor. Sanırım paket olarak estetik bir algı sağlıyor, sanatın birçok tarafında bulunmak gerek karakter gelişimi gerek hayat kalitemi arttırıyor diyebilirim.

Kendi müziğinizi nasıl tanımlarsınız?

-En zor soru bu galiba, müzikal olarak beni açan şeyler her gün değişiyor. O yüzden şu an çıkan şarkılar aslında minimum 1-2 ay öncemi yansıtıyor. Her müzisyen aslında kendi sesini arıyor ve bu bağlamda ben de bu yolun çok başındayım, bu sebeple tanımlayabilmek oldukça zor, ancak kendi yolumu keşfediyor olmak güzel bir duygu. Bu konuda söyleyebileceğim tek şey, daha önce de bahsettiğim gibi insanlarla yaptığım derin sohbetler esnasında veya en yalnız anlarımda kafamı kurcalayan çıkarımları, toplumsal veya öz eleştirileri yazmak ve buna uygun seslerle desteklemek olabilir. Hepimizin fikirlerimizi paylaşma imkanı var, gün içinde her insan farklı şekillerde atıyor bu güdüyü içinden. Benim için en iyi meditasyonlardan biri de bu aslında. 

plaster’dan sonra yapmayı düşündüğünüz çalışmalar var mı?

-Kafamda veya notlarımda biriktirdiğim çok şey var ve geçen hafta itibari ile bir EP üstünde çalışmaya başladım. 4 şarkı düşünüyorum. Müzikte doğu-batı esintilerinin harmanlanmasına bayılıyorum ve biraz daha bunları kullanmak gibi planlarım var. Sözler ise yine aynı tutumlarda gidecektir. Tek fark, bu sefer Türkçe!

gulchx’e bu güzel röportaj için teşekkür ediyorum. “plaster”ı tüm dijital platformlarda bulabilirsiniz.