Röportajlar

Başarılı oyuncu Petek Arıbal ile bir röportaj…

Petek Arıbal… Tiyatro eğitiminden gelen, bu bağlamda Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü Oyunculuk Ana Sanat Dalı’nı bitiren ve yüksek lisans eğitimini de Yaratıcı Drama üzerine yapan Arıbal, ikiz kardeşi Dilek Arıbal gibi çalışmalarına devam ediyor. Arıbal ile Bi’Kuble için sanat yolculuğunu, yaptığı ve yapacağı çalışmaları konuştuk. 

Oyunculuğa kadar olan hayat yolculuğunuzda neler yaptınız? Bu bağlamda tiyatroya yönelmeniz nasıl gelişti?

-İskenderun doğumluyum ama tam bir Karadeniz aşığıyım. Sıradan bir çocukluk dönemi yaşadım. Hemen hemen her çocuk gibi benim de hukuk okumak, mimar olmak ya da doktor olmak gibi heveslerim dönem dönem oldu. Ama açıkçası tiyatro okumayı, ikiz kardeşim Dilek Arıbal, Ankara Sanat Tiyatrosu’nun kursiyerlik sınavını kazanıncaya kadar hiç düşünmemiştim. Farkındaysanız, diğer mesleklerde arz-talep vardır ve birileri birilerine yardımcı olur, fakat tiyatroda işler böyle değil. Siz birçok kimliğe bürünüyorsunuz ve seyirci denen insan topluluklarına bir şeyler düşündürüyorsunuz. İşin eğitim boyutu da söz konusu, ki eğitim denince bende akan sular duruyor!

Bununla birlikte bahsettiğiniz gibi ikiz kardeşiniz Dilek Arıbal da oyunculuk yapıyor. İkinizin de oyuncu olması yaptığınız çalışmalarda fikir alışverişi anlamında güzel bir alan sağlıyor mu?

-İkimizin de oyunculuk okumuş olmamız gerçekten büyük bir şans.. Hem kendi adımıza hem de ikiz olduğumuz için bu sektör adına bulunmaz bir nimet.. Ben kendi adıma büyük artılarını gördüm açıkçası.. Yaptığım işleri gören ve çalışmalarıma dışardan bakabilen bir göz olması ve bu kişinin ikizim olması bana büyük mükafat oldu her zaman… Birbirimize daima sonsuz destek olmuşuzdur, olmaya da devam ediyoruz zaten...

 Ayrıca Yaratıcı Drama üzerine yüksek lisans eğitimini tamamladınız. Yaratıcı Drama alanında yüksek lisans eğitimi yapmaya nasıl karar verdiniz? Bu bağlamda yaratıcı drama alanını kendi gözünüzden nasıl tanımlarsınız?

-Bilkent Üniversitesi’nde ikinci fakülte olarak Reji Bölümü’nde okumak gibi bir planım vardı ama önce yüksek lisans tamamlamayı tercih ettim ve o esnada da bölüm kapatıldı. Fakülteden mezun olduktan sonra bir arkadaşım bana Yaratıcı Drama kurslarına katılıp, drama lideri olmak istediğinden bahsetti. Yaratıcı Drama yönetimini eğitiminin her alanında kullanabileceğini de araştırmalarım sonucu öğrendim ve açıkçası büyülendim. Ankara’da açılan Çağdaş Drama Derneği’nin Drama Liderliği Programı’na katıldım. 5 kuru tamamladıktan sonra, yine Ankara’da Oluşum Drama Enstitüsü’ne devam ettim. Orayı da tamamladıktan sonra ODTÜ’de 1 yıl hazırlık okudum ve Ankara Üniversitesi D.T.C.F’de açılan Yaratıcı Drama Yüksek Lisans programını kazandım. Orada da 2 yıl yüksek lisans eğitimi aldım ve mezun oldum. Neden yaratıcı drama sorusuna gelirsek; eğitim benim kırmızı çizgim sanırım, güzel nesiller yetiştirmek, insanlara doğru davranış biçimleri kazandırmak, bir şeyler öğretmek bence dünyanın en keyifli işi… İşin mucizevi kısmı, bunu tiyatroda da kullanabiliyor olmam. Çünkü donanımımız tahmin edemeyeceğiniz kadar fazla. Yaratıcı Drama’nın en kısa açıklaması “bir eğitim metodudur” oluşu… Ama Teknik olarak “en az iki veya daha fazla kişiyle, belirli bir mekanda, tiyatro teknikleri kullanılarak yapılan, belirlenmiş bazı hedef davranışlara, amaçlara uygun yapılan çalışmalardır.” Doğaçlamalarla yapılan çalışmalardır da diyebiliriz. Daha da açıklayıcı olursak: Bir çalışma grubuna, yaşlarına uygun, belirlenmiş hedef davranışlar doğrultusunda yaptırılan teknikler ve doğaçlamalar.

Mezuniyetinizden sonra neler yaptınız?

-Benim mezuniyet tezim, “Umut Üşür Sokaklarda” adlı bir çalışma idi. Sokak çocuklarıyla ilgili bir projeydi. Özel Yüce Koleji’nde, her türlü imkana sahip çocuklara, sokak çocuklarıyla ilgili empati ve farkındalık kazandırmayı hedefliyordu. Sene sonunda Çankaya İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün düzenlediği tiyatro festivalinde de birincilik ödülü aldığımız bir çalışma oldu. Sonrasında Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda öğretim görevlisi olarak görev aldım. Tiyatro Bölümü’nde Oyunculuk, Doğaçlama ve Yaratıcı Drama derslerine girdim. Aynı zamanda Hacetttepe Üniversitesi Hastanesi Ergoterapi Bölümü’nde de diksiyon ve yaratıcı drama dersleri verdim. Eğitim Bilimleri Enstitüsü’nden değerli hocam Naci Aslan ile çeşitli illerde seminerler verdim.

 Ayrıca televizyonda da çeşitli projelerde sizi izledik. Bu projeleri nasıl özetlersiniz?

-En son TRT 1’de yayınlanan “Acemi Anneler” adlı dizide rol aldım. Sabahat abla rolündeydim. Yakın zamanda BloombergHT kanalında Aslı Şafak’ın konuğu olarak ikiz kardeşimle birlikte prime time bir sohbet programına katıldım. Kamera arkasına daha fazla tutku besliyor olmama rağmen, mesleğim gereği kamera önünde daha çok bulunuyorum. Son katıldığımız programda kamera önünde yaratıcı dramayı tanıtmak adına kısa bir spontane çalışma yaptık. Öğretmen ve öğrencinin arasındaki iletişim için gerekli davranış biçimini anlatmak adına bir kısa drama bölümü oldu programda…

Bizlere son olarak söylemek istedikleriniz nelerdir?

-Oyunculuk hocam Nurşim Demir’in bir cümlesi vardı. “Kağıtlı kalemli oyuncular olun, okuyun. Her şeyi okuyun ve söylemeyin, eyleyin! Sanırım bu cümleler benim yaşamıma pusula olmuştur. Her zaman okuyan, sorgulayan, kafama bir şeyi koyduğumda onu mutlaka hayata geçiren, gerçekleştiren, azimli bir birey oldum. Yolculuğum devam ediyor. Keyifle…

Petek Arıbal’a bu güzel röportaj için teşekkür ediyor, çalışmalarınını takip etmenizi öneriyorum.