Müzik

Jazz müziğine kendi müzikselliğinden bir yaşam katıyor : Eda And – Augmented Life…

Müzisyen bir aileden gelen Eda And -ki 2013 yılında aramızdan ayrılan babası Kürşat And da önemli bir kontrbasist ve jazz müzisyeniydi- İzmir Devlet Konservatuvarı Piyano bölümü sonrası Hamburg’da klasik kompozisyon bölümünü bitirdi ve yine aynı üniversitede Master Caz Kompozisyonu üzerine yüksek lisans yaptı. 10 yıldır Hamburg’da yaşamakta olan And, 6 jazz bestesi ve 1 jazz düzenlemesinin yer aldığı ilk solo albümünü 2018’in son günlerinde Kalan / Z Müzik etiketiyle dinleyicilerle buluşturdu : Augmented Life…

Augmented Life, Arttırılmış, yani genişletilmiş yaşam anlamına geliyor. 

Albümün kayıtlarının bir kısmı 11-12 Mart 2018 tarihinde İstanbul Hayyam Stüdyoları’nda (Sinan Sakızlı, Can Aykal kayıt mühendisliği ve Ceylan Akçar yardımcı kayıt mühendisliği ile) diğer kısmı ise 8 Mayıs 2018 tarihinde İzmir Yaşar Üniversitesi Stüdyoları’nda (Mehmet Can Özer kayıt mühendisliğinde) yapılmış ve mix-mastering çalışması Mehmet Uğur Memiş imzası taşıyor.

Albümün görsellik bakımından başarılı fotoğrafları Karsten Kiss (Licht & Linie) ve Aykut Uslutekin imzası taşıyor.

Albümde, F. Chopin’in bestesi ‘Jazz Fantasie’ haricindeki tüm eserler ve düzenlemeler Eda And’a ait.

İlk eser, ‘Hamburg Medley’ And’ın piyanosu ve Volkan Öktem’in davuluyla başlayan eserde Serdar Barçın’ın flütü öne çıkıyor ve Volkan Hürsever’in kontrbasıyla dengeleniyor ve Barçın’ın alto saksafonu da yer yer eseri güçlendiriyor. Türker Çolak’ın perküsyonu da Öktem’in davuluyla dengeleniyor. Orta kısımda Engin Recepoğulları’nın tenor saksafon solosu başarılı ve piyano ile bir atışma halinde ilerliyor. Son kısımda eserin hızlanması, dinleyicinin dikkatini canlı tutuyor ve piyano-saksafon-davul uyumu başarılı; bu bağlamda 1980’lerin hareketli jazz eserlerinin tınısını taşıyor. Ardından ‘Nine Eight Blues’ Öktem’in davulu ve And’ın piyanosuyla birlikte bas bir tını ile başlayan eserde Çolak’ın perküsyonları eseri 9/8’lik bir havaya getiriyor, Öktem’in davuluyla uyumlu bir şekilde ilerliyor, ve Barçın’ın flütüyle Recepoğulları’nın tenor saksafonu dengeleniyor; Yahya Dai’nin alto saksafonu da yer yer öne çıkıyor. Orta kısımda Barçın’ın alto flüt solosu başarılı ve Dai’nin alto saksafonuyla bir atışma halinde ilerliyor. Hürsever’in bası da altyapıyı tamamlıyor. Son kısımda ise eser farklı bir havaya bürünüyor; Öktem’in davulu da burada Barçın’ın flütü ve saksafon sololarla birlikte öne çıkıyor. Recepoğulları’nın tenor saksafonuyla yakaladığı tiz tınılar da esere güzel bir renk katıyor. Eserin finalinde ise eser, başladığı 9/8 ritme geri dönüyor ve yine son kısımdaki gibi bir şekilde sonlanıyor. Eser, özellikle doğu ile batıyı birleştiren müzikselliği ve ritmselliğinin yanı sıra üflemelilerin de bu havaya uyum sağlamasıyla albümde öne çıkan eserlerden biri oluyor.

Sırada, ‘Haus Ballade’ And’ın piyanosu ve İzmir Jazz Strings’in yaylılarıyla başlayan eserde Öktem’in davulu And’ın piyanosunun sakinliğinde ilerliyor. Kemanlarda Can Güçkan ve Çağlar Haznedaroğlu yer alırken, viyolada Ziya Güçkan, viyolonselde ise Serdar Mamaç yer alıyor. Jazz ile senfonik yapıyı birleştiren eserde Hürsever’in kontrbası da yer yer öne çıkarak eseri güçlendiriyor ve orta kısımda eseri farklı bir tempoya büründürüyor. Ardından albüme ismini veren ‘Augmented Life’ geliyor. Hürsever’in kontrbasıyla başlayan ve Öktem’in davulunun da And’ın piyanosuyla dahil olduğu eserde Dai’nin alto saksafonu öne çıkıyor ve Recepoğulları’nın tenor saksafonuyla dengeleniyor. Öktem’in davulu da yer yer öne çıkarak eserin değişken temposunu destekliyor. Dai’nin kendine özgü icra üslubu da, dinleyicilere özellikle Asiaminor dönemindeki icralarını anımsatacaktır. Orta kısımda Dai’nin alto saksafon solosu başarılı. Son kısımda Hürsever’in kontrbası öne çıkıyor. Bir önceki eserin sakin yapısını devam ettiriyor.

Albüm, And’ın bir düzenlemesi ile devam ediyor : Frederic Chopin’in ‘Fantasie Impromptu Op. 66’ eserinden düzenlediği ‘Jazz Fantasie’… İzmir Jazz Strings’in yaylılarının ön planda başladığı eserde eserin değişken ritmik yapısı, dinleyicinin dikkatini canlı tutacaktır. Öktem’in davulu And’ın piyanosuyla aynı uyumu sürdürüyor. Hürsever’in bası da yer yer öne çıkıyor. Doğaçlamaların da güzel bir renk kattığı eser, pek çok dinleyicinin bildiği bir eserin nasıl başarılı bir şekilde Jazz standartına uyarlanabileceğinin güzel bir örneği olarak albümde öne çıkan çalışmalardan biri oluyor.

Son iki eserden biri, sözlü bir eser; ‘İzmir Ballade’ İngilizce olan eserin sözleri de And’a ait ve eseri başarılı jazz vokallerden Sibel Köse seslendiriyor. And’ın piyano solosuyla başlayan eserde Öktem’in davulu ve Hürsever’in bası, Köse’nin vokaliyle dahil oluyor ve Dai’nin ewi eşliği öne çıkıyor ve Köse’nin güçlü vokaliyle dengeleniyor. Orta kısımda Dai’nin ewi solosu başarılı ve esere farklı bir renk katıyor ve Recepoğulları’nın tenor saksafonu solosu da eserin dinamik yapısını sürdürüyor; And da piyano solosuyla aynı uyumu devam ettiriyor. Son kısımda geri vokaller de başarılı. Albümden öne çıkan bir eser olmasının yanı sıra, zamanla sözlü jazz çalışmaları arasında ayrı bir yere sahip olacaktır. Son eser ise ‘Oyun’ And’ın piyanosuyla başlayan hareketli eserde Recepoğulları’nın soprano saksafonu öne çıkıyor ve bas-davul uyumunu devam ettiriyor. Eserin değişken yapısında ise Öktem yer yer öne çıkarak enstrümanlarla dengeleniyor. Final kısmı ise bir konserin sonu gibi, enstrümanların uyumuyla biterek, albüme güzel bir kapanış oluyor.

Kendine özgü bir müziksel üslubu ilk albümde başarıyla oluşturduğu görülen And, doğduğu İzmir’e, yaşamaya devam ettiği Hamburg’a ithaf ettiği -kendi yaşamından ilham aldığı- eserler ve yer yer senfonik ve doğu-batı sentezi denemeler ile, Jazz müziğine kendi müzikselliğinden bir yaşam katıyor.