Röportajlar

Tekli çalışmalarıyla dinleyicilerden tam not alan müzisyen Ceren Gündoğdu ile bir röportaj…

Sanatın pek çok alanında başarılı çalışmaları ile tanıdığımız sanatçı Ceren Gündoğdu ile Bi’Kuble için, tekli çalışmalarını, aldığı geri dönüşleri ve gelecek çalışmalarını konuştuk…

 

Öncelikle yıllardır müziğin içindesiniz ancak ilk resmi çalışmanız ‘Kardan Adam’ oldu. Bir tekli yayınlamaya nasıl karar verdiniz? Bu bağlamda kendi isminiz ile eklediğiniz single çalışmanızla ilgili müzik firmalarıyla da görüştünüz mü, yoksa kendiniz mi kendi isminiz-firmanız ile eklemeyi istediniz?

 -Çok uzun yıllardır yazdığım şarkıları paylaşmak istiyordum aslında. Ama demek ki doğru zaman şimdiymiş. Bu zamana dek yer aldığım projeler dolayısıyla şarkılarımı kaydetmek maalesef hep ikinci planda kaldı. Ama bir yandan da bu tecrübelerin hepsi, kendimi ve müziği tanımamı sağladı. O yüzden “İyi ki de böyle oldu” diyebiliyorum. Şimdiyse bütün enerjimi şarkılarımı hazırlamaya kanalize ettim. Zira önümüzdeki aylarda da sürpriz şarkılar gelecek. Epey sabırsız ve heyecanlıyım. 

Artık bir aracıya ihtiyaç duymadan da dinleyiciyle buluşma şansımız var. Ben de ‘Kardan Adam’ ve ‘Tepetaklak’ı bir firma ile anlaşmayı beklemeden yayınlamak istedim. İlerleyen zamanlarda ne olur bilinmez tabii. 

’Kardan Adam’ ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?

-Çok içten, çok sıcak, çok güzel tepkiler alıyorum, o kadar müteşekkirim ki! Sanırım şarkıyla ilgili beni en çok mutlu eden şey, şarkıyı dinleyen pek çok kişinin spesifik olarak “Sanki benim hayatımı anlatmışsın” diyor olması.

’Tepetaklak’ en son yayınlanan eseriniz oldu. Eser ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız? Bu bağlamda Tepetaklak’ın Erkenci Kuş’ta kullanılma durumu nasıl gelişti ve sizce dizide duyulmasının da eserin ilgi görmesinde bir etkisi oldu mu?

Tepetaklak’ı dinleyen ve seven tatlı insanlardan aldığım yorumların da ortak bir noktası var: “Birebir beni/hayatımı anlatıyorsun sanki” diyen öyle çok mesaj alıyorum ki! Kocaman parıltılı bir hediye paketi almaktan bile daha değerli bu mesajlar! Elbette şarkı yazmanın bir matematiği var ama benim için şarkı yazmak kendi yaşanmışlıklarımı ve iç dünyamı paylaşmanın en direkt yolu. Bu yüzden dinleyenlerin iç dünyasıyla ortak bir bağ kurabildiğimi görmek her şeyden daha değerli.

Televizyon dizileri hepimizin hayatında çok büyük yer kaplıyor artık; kitlelere ulaşma kapasiteleri çok yüksek. Şarkımın ‘Erkenci Kuş’ gibi çok sevilen bir dizide yer alması benim için çok büyük bir şans oldu. Çünkü bu sayede daha çok insana ulaşma şansı yakaladım. İnanın benim de dizinin yayınlanmasından bir gün evvel haberim oldu bu şahane gelişmeden 🙂 Spontane bir şekilde ilerledi dizi süreci aslında: Bir arkadaşımın arkadaşı şarkıyı dinletiyor, ne mutlu ki çok seviyorlar şarkıyı…

 

Her iki eserin de prodüktörlüğünü üstlenen Arel Koray Nalbant ile yollarınız nasıl kesişti?

Koray benim üniversite yıllarımdan, Boğaziçi Müzik Kulübü’nden arkadaşım. 10 yılı aşkın bir dostluğumuz var. Doğru zaman diye bir şey var diyoruz ya hep, işte cidden öyle. Koray’la çok uzun yıllardır istediğimiz bir şeydi beraber çalışmak ama kısmet bugüneymiş 🙂 Beraber daha çok şarkı yapacağız, güzel hayallerimiz/planlarımız var. Prodüktörlüğün yanı sıra kendisi çok iyi bir şarkı yazarı ve çok iyi bir şarkıcı. Dolayısıyla bana ve müziğime yaklaşımı çok derinlikli. Kendimi bu açıdan çok şanslı hissediyorum. Müzik, sevdiğin insanlarla birlikte yapınca güzel zaten, bizim dostluğumuzun uzantısı olan bu iki şarkı da bunun göstergesi oldu sanırım. 

Kendi çalışmalarınızı bir firma ile değil de kendi isminizle yayınlamayı kendi açınızdan nasıl tanımlarsınız? Bu bağlamda bu durumun artıları nelerdir, dezavantajları da var mıdır?

-Bu durumun kesinlikle dezavantajları var. Hep aynı isimleri göz önünde tutan, hep aynı isimleri duyulur ve görülür kılan bir sistem hakim ne yazık ki. Halbuki şarkı söylemeye ve şarkı yazmaya kendini adamış o kadar çok insan var ki; sesini duyurmaya çalışan… Bu insanların illa ki güç sahibi şirketlerle mi çalışması gerek? Ya da iyi PR’cılarla mı anlaşması gerek? Bence hayır; ne mutlu ki artık dinleyici çok seçici ve çok meraklı. Güzel olan şeyleri araştırmaya, dinlemeye, bulmaya aç bir nesiliz biz. Belki benim gibi kendi yolunu çizen, kendi imkanlarıyla yol almaya çalışan birinin yolu daha uzun ve daha meşakkatli olur ama bundan şikayetçi değilim. Çünkü gerçek bir bağ kurmak, hedeflere çabucak ulaşmaktan daha kıymetli benim için…

Her iki tekliniz de dijital olarak yayınlandı. İleride CD olarak da çıkartmayı düşünüyor musunuz? Bu bağlamda ilerleyen zamanlarda bir albüm düşünceniz de var mı?

-Tabii çok isterim. Hatta keşke plak olsa. Bende hep eskiye dair bir özlem var. Çok isterdim bir plağım olsun. Önümüzdeki sene boyunca pek çok şarkı paylaşıyor olacağım. İlk etapta single’larla ilerleyecek süreç yani… Daha sonra bir albüm olmasını çok isterim elbette. Albüm denen şeyde başka bir hikaye bütünlüğü var çünkü, büyülü bir şey o…

Tepetaklak’dan sonra yapmayı düşündüğünüz çalışmalar var mı?

-2018 bitmeden yeni şarkılar gelecek evet. Uzun zamandır üzerinde çalıştığımız iki şarkı ve kayıtlarına ekim ayında başlayacağımız yeni bir şarkım var.

Ceren Gündoğdu‘ya bu güzel röportaj için teşekkür ediyorum. ‘Kardan Adam‘ ve ‘Tepetaklak‘ı tüm dijital platformlarda bulabilirsiniz…