Röportajlar

Yeni teklisi “KARA”yı dinleyicilerle buluşturan Elieve ile bir röportaj…

Elieve… Asıl adı Elif Özyurt olan, müziğin eğitiminden gelen ve Türk dinleyicisinin Oğuz Berkay Fidan ile düeti “Sadece Ol Düşlerimde” ile tanıdığı Elieve, ilerleyen zamanlarda yaşadığı Hollanda’da ve Türkiye’de art arda alternatif tınıları takip eden tekliler yayınlayıp dinleyicilerin beğenisini kazandı. Şimdi ise kendi eseri yeni teklisi “KARA”yı Avrupa Müzik etiketiyle dinleyicilerle buluşturan Elieve ile Bi’Kuble için, müzik yolculuğunu, yeni teklisini, aldığı geri dönüşleri ve gelecek çalışmalarını konuştuk.

Öncelikle Sadece Ol Düşlerimde’ye kadar olan müzik yolculuğunuzda neler yaptınız? Bu bağlamda müziğe başlamanızı ve konservatuvar eğitiminizi nasıl özetlersiniz?

-Çocukluğumda, 10-11 yaşlarımda babamın bana klavye almasıyla müzik hayatıma başlamış oldum. O zamana kadar kendi şiir ve şarkılarımı yazıyor, aileme, arkadaşlarıma, komşularımıza evde ya da apartman boşluğunda konserler veriyordum. Zaten babamın bana klavye alma sebebi de bu oldu. Müzikle o kadar doluydum ki liseyi bitirdikten sonra konservatuvara yazıldım, 4 senelik eğitim sonrası diplomamı aldım.

Sadece Ol Düşlerimde’de birlikte düet yaptığınız Oğuz Berkay Fidan ve Avrupa Müzik ile yollarınız nasıl kesişti? Bu şarkıdaki yorumunuzla ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?

-Oğuz Berkay ve ben Avrupa Müzik stüdyosunda tanıştık, öylece beraber çalışmaya karar verdik. Birlikte “Sadece Ol Düşlerimde” adlı şarkıyı düet yaptık, şarkının klibini Ferhat Göçer çekti. Çok keyifli ve zevkli bir çalışmaydı. Hollanda’da doğup büyüdüğüm için Türkiye’de bir adım atmak, yaşamaya çalışmak, bir şeylere alışabilmek ya da anlayabilmek konusunda zorluklar yaşadım elbette  fakat taksiyle eve giderken şarkımızı radyoda duymak, bazı şeyleri kolaylaştırdı ve alışmama yardımcı oldu. Kendimi iki ülke arasında köprü gibi hisseder oldum. Türkiye’ye de hitap edebilmek bana ayrıca bir keyif verdi.

Bir tekli yayınlamaya nasıl karar verdiniz? Bu bağlamda  Links Naar Rechts’in oluşum süreci nasıl gelişti? Links Naar Rechts ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?

-Oğuz Berkay Fidan ile beraber O Ses Türkiye’ye misafir sanatçı olarak çıktık. Ferhat Göçer bu performansımızı gördü ve beni kendi tur programına katılmam için davet etti. Kendisiyle birkaç konserde beraber çalıştıktan sonra Hollanda’ya geri dönmeye karar verdim. Başka alanlarda olduğu gibi müzik dünyasında da bazen size zarar verebilecek insanlarla karşılaşabiliyorsunuz, bundan dolayı çalıştığım birkaç kişiden ayrıldım. Menajerimi bıraktım ve benim için iyi olacağını düşündüğüm yeni insanlarla yeni bir ekip kurdum. Bir Türk kızı olarak Hollanda’da bu sektörde zorluklarla karşılaşacağımı biliyordum, fakat çok çabuk pes eden biri değilim. Yaptığım çalışmalarla ve Links naar Rechts adlı şarkım duyulduktan sonra birkaç radyo istasyonundan destek almayı başardım.

İkinci tekliniz “Tinder” oldu. Teklinin oluşum süreci nasıl gelişti? Prodüksiyonu üstlenen Tierce Alec ve John Person yollarınız nasıl kesişti? Tinder ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?

-Yeni bir çalışmaya başlayınca yeni aranjörler de bulmam gerektiğini düşündüm. Bu dönem çok önemli bir dönemdi çünkü geleceğim ve başarılarım bu tercihlerime bağlıydı. Tierce Hollanda’dan gelen Amerika’da yaşayan bir aranjör. Neyo ve büyük Amerikan artistlerle çalışan bir aranjör. Ben Amerika’ya gittim, o Hollanda’ya geldi ve öylece Tender’ı yaptık.

Üçüncü tekliniz “Slip Up” oldu. Teklinin oluşum süreci nasıl gelişti? Hunkemoller ile yollarınız nasıl kesişti? Slip Up ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?

-Hunkemöller Avrupa’da çok büyük ve tanınmış bir isim. Bir gün bir mail aldım; inanmadım, önce reklam sandım. Sosyal medya aracılığı ile beni görüp kontağa geçtiler. Onlar için Slip Up’ı yazdım. Tüm Avrupa’da şarkı ve TV kampanyası yayınlandı. O da çok keyifli ve güzel iz bırakan bir çalışma oldu benim için.

Dördüncü tekliniz “Donker” oldu. Teklinin oluşum süreci nasıl gelişti? Şarkıyı birlikte yazdığınız Joost Jellema ve prodüksiyonu üstlenen Sky Adams ile yollarınız nasıl kesişti? Donker ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?

-Yeni aranjörler ararken, Sky Adams’ı buldum. Kendisi benimle çalışabileceğini söyleyince İngiltere’ye uçtum ve orada birkaç tane şarkı beraber yaptık. Links naar rechts ve Donker’ı onunla beraber yaptık. Sky Adams Doja Çat ve Kylie Minogue ile çalışan bir aranjör.

Beşinci tekliniz “Dit Is Wat Je Wil” oldu. Teklinin oluşum süreci nasıl gelişti? Dit Is Wat Je Wil ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?

-Bu şarkıyla aslında başka bir yola girmeye karar verdim, Hollanda’da buna Urban diyoruz. Bunu kendime daha çok yakıştırdım çünkü daha olgun bir tarz olduğu düşüncesindeyim. Bu arada Hollandalılar “Bubblin’”i yarattılar ve bu tarzı çok iyi anlıyorlar.

 Altıncı tekliniz “OFFLINE” oldu. Teklinin oluşum süreci nasıl gelişti? Shepherd ile yollarınız nasıl kesişti? Ayrıca akustik versiyon yapma fikri nasıl gelişti? OFFLINE’ın tekli hem de akustik hali ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?

-Corona sürecinden önce stüdyolarda daha çok vakit geçiriyorduk ya da sanatçıların ve bu sektörde olan insanların zaman zaman bir araya geldikleri programlar yada partiler olurdu. Bir partide Stepherd İle tanıştım ve öylece stüdyoya girmeye karar verdik. Offline zaten çalışması bitmiş bir şarkıydı, bu şarkım hayatı daha dolu ve daha dürüst yaşamayı anlatıyor. O zamanlar bilmiyordum dünyanın tam da Coronadan dolayı duracağını…

Yedinci tekliniz “COFFEESHOP” oldu. Teklinin oluşum süreci nasıl gelişti? COFFEESHOP ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?

-Hollanda’da esrar satışı serbest ve bunun satışını yapan iş yerlerine de coffeeshop deniyor. Hollanda’nın bu tarafını da bu şarkıma konu olarak aldım, klip böyle bir iş yerinde çekildi ve görüntülerin çoğu tamamen doğal kamera görüntüleri, gerçekten unutulmaz bir çalışma oldu benim için. 

Dokuzuncu tekliniz “Pussy” oldu. Teklinin oluşum süreci nasıl gelişti? Prodüksiyonu üstlenen Yung Felix ile yollarınız nasıl kesişti? Pussy ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?

-Bir gün Instagram üzerinden Felix’e bir mesaj attım öylece kontağa geçtik. Çok hızlı çalışan bir aranjör. Kısa zamanda birkaç tane şarkı yaptık. Belki gelecekte yine beraber çalışabiliriz. Hollanda’da Yung Felix ile çalışmak büyük bir adımdı. Kendisi burada olduğu kadar Türkiye’de de duyulan bir isim. Pussy gerçek anlamında kedi demek ama dünyada ve Hollanda’da bazen korkak ve cesaretsiz erkekler için de kullanılıyor bu kelime. Bazı radyo istasyonları bunu küfür olarak algıladılar ve onun için yayınlamak istemediler. Bu beni gerçekten şaşırttı çünkü Hollanda tüm düşünce ve tarzlara açık olduğunu iddia eden bir ülke olduğunu iddia ettiğinden dolayı, bu tepkiyi almak gerçekten ilginçti.

Onuncu tekliniz Jellema düzenlemesi ile “TEK TEK” oldu. Teklinin oluşum süreci nasıl gelişti? İlk çalışmanızda çalıştığınız Avrupa Müzik ile yeniden bir araya gelişiniz nasıl gelişti? TEK TEK ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?

-Joost ile birkaç senedir birlikte çalışıyoruz. Umut Timur’un en büyük hiti “Vermedin”i Joost ile beraber yaptılar. Türkiye’de kadın hakları için insanlar sokağa çıktığında Hollanda’da ben de bir şey yapmak istedim. Benim için kadın hakları hayatımın her döneminde  beni etkileyen büyük bir başlık. Çaresiz kadınlar için bir damla kadar da olsa sesimle ve müziğimle onlara destek verdiğimi, yanlarında olduğumu duyurmak istedim. Hollanda’da Türkçe’yi bilmediklerinden dolayı bunu  bir Türk şirketi ile beraber yapmak istedim. Avrupa Müzik ile geçmişteki iş birliğimiz ve bu konudaki destekleri şarkımı onlarla çıkarmama olanak sağladı. Gerçekten kendilerine minnettarım. Buradaki ekibimle gücümüzü, Avrupa Müzik’in gücüyle birleştirince daha büyük çalışmalar yapabileceğimize inanıyorum.

On birinci tekliniz Sarita Lorena ile “Boytranen” oldu. Lorena ile yollarınız nasıl kesişti? Teklinin oluşum süreci nasıl gelişti? Boytranen ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?

-Bir röportaj vesilesiyle tanıştık. Benim gibi kadın haklarına çok önem veren bir sanatçı, Boytranen’i beraber yazdık.

En son Jellema düzenlemesi ile “KARA”yı yayınladınız. KARA’nın oluşum süreci nasıl gelişti?

-Kara aslında Tek Tek’in devamı. Joost ile beraber bir tarz yakaladık ve bu tarzı sizlere daha çok duyurmak istedim. Bunu yaparken kendimi de daha iyi tanımaya başladığımı itiraf etmeliyim. Türkçe dilinde yaşadığım zorlukları kağıda dökmek benim için kolay değil çünkü Türk’üm fakat anadilim Hollandaca ama çabalıyorum ve umarım sizler beni anlıyorsunuzdur ya da kendimi sizlere ifade edebiliyorumdur.

KARA ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?

-Hollanda’da Türkçe bir şarkının piyasaya girmesi çok zor. Şarkı Türkçe olduğu için Hollandalılar anlam veremiyorlar şarkıya, bunu da anlıyorum. Yine de Hollanda’nın en büyük haber kanalı NOS şarkıyı online yayınladı. Bu büyük bir adım. Sadece benim için değil, burda yaşayan tüm Türk vatandaşlarımız için de. Bu bana ayrı bir gurur veriyor.

Klibi yöneten Cijrille Kurvers ile yollarınız nasıl kesişti? Klibin oluşumu nasıl gelişti ve klip ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?

-Arkadaşlarım hep yaratıcı ve yoktan en güzel şeyleri yapabiliyoruz. Bazıları müzikle uğraşıyor, bazıları modayla uğraşıyor ve bazıları fotoğraf ve videolarla uğraşıyorlar. Şarkıcı ve söz yazarı olsam bile moda ve fotoğrafçılık bana çok enteresan geliyor. Bu klibi biz “Visual” olarak çektik. Hollanda’da artık müzik ve klip yayın kanalları kalmadığı için daha az klip yapılıyor.

KARA’dan sonra yapmayı düşündüğünüz çalışmalar var mı?

-Şu an birçok çalışma planı ve iş birliği beni bekliyor, çünkü Türkiye’nin piyasası çok büyük. Hollanda’da çok yetenekli sanatçı ve aranjörler var ama Hollanda küçük olduğundan dolayı Türkiye’nin piyasası onlara daha cazip geliyor. Ayrıca Türk sanatçılarla beraber Türkiye’de de çalışmak şarkılar üretmek istiyorum ve bunu Avrupa Müzik ile araştırıyoruz şu an. Hollanda’da yaşıyor olsam bile Türkiye’de de güzel müziklerle, şarkılarla ordaki insanların yüreklerine dokunmak istiyorum. Burada hem Türk hem Hollandalı olarak her iki topluma da ses vermek, bir şekilde pozitif anlamda ortak duygulara elçi olmak güzel bir uğraş benim için. Murda, Türk Hollandalılar için, kapıların açılmasına öncülük yaptı. Onunla uzun bir söyleşimiz oldu ve onun gibi Hollanda’da başlayıp Türkiye’ye uzanan ve her iki toplumda da duygulara tercümanlık edebilen biri  olmak istiyorum. Çünkü müziğin evrensel bir dil olduğuna inancım var. Tabii ki burda da aynı şekilde çalışmalara devam, Hollandalı bir Türk olarak tanınmak, buradaki Türk gençlerini temsil etmek bana gurur veriyor, harika bir his bu…

Elieve’e bu güzel röportaj için teşekkür ediyorum. “KARA”yı tüm dijital platformlarda bulabilirsiniz.