Röportajlar

İlk EP çalışması ‘Canan’ı dinleyicilerle buluşturan Can Leman ile bir röportaj…

Yaptığı başarılı müziksel çalışmalar ile önce Almanya‘da, sonra da tekli çalışmaları ile Türkiye‘de tanınmaya ve ilgi görmeye başlayan, geçtiğimiz aylarda ilk EP çalışması ‘Canan‘ı DMC etiketiyle dinleyicilerle buluşturan Can Leman ile BiKuble için, müzik yolculuğunu, albümünü ve gelecek çalışmalarını konuştuk.

Öncelikle Yarimsin Yarenimsin ile tanıdık sizi. Yarımsın Yarenimsin’e kadar olan müzik yolculuğunuzda neler yaptınız? Bu bağlamda o dönem Çimen’s Yapım / Mazlum Çimen ile yollarınız nasıl kesişti?

-Müziğe olan ilgim ve yeteneğim henüz 2 yaşındayken tencere ve tavalarla ritim tutmam ile ortaya çıkmış. Oyuncaklarla oynamak yerine ritm tutmayı, dans etmeyi, şarkı söylemeyi ve idollerimin taklidini yapmayı tercih eden bir çocuktum. Ailem yeteneğimi fark ederek, müzik eğitimine küçük yaşlarda başlamamı sağladı.

Almanya’daki müzik eğitimim vurmalı çalgılarla başladı; piyano, bağlama ve gitar ile birlikte evrensel bir müzik anlayışına doğru gelişti. Enstrüman çalmanın yanında, kendimi dans, beste ve kompozisyon dallarında da geliştirdim. Dolu dolu geçen güzel yıllardı, gerçi bu hala pek değişmedi. Hala kendi hayalimin kahramanıyım: müziğin içinde kendini bulmaya çalışan bir çocuk.

Almanya‘nın önemli mekanlarından Köln Arena ve Westfalenhalle gibi görkemli salonlarda şarkılarımı söyleme imkanı buldum. İlk bestemi, 1997 yılında, Yaşar Kemal’in İnce Memed romanından esinlenerek yaptım. Sonrasında İngilizce, Almanca ve Türkçe olmak üzere birçok eser besteledim ve dinleyiciyle buluşturdum.

2013 yılında şu anki orkestra şefim ve bateristim Vincent Golly ile tanıştım. Evrensel bir müzik anlayışına sahiptik ve ikimiz de daha önce denenmemiş projeleri hayata geçirmek istiyorduk. Böylece bir Can Leman Orkestrası kurduk. Bu orkestra ile Almanya’yı Türkiye’nin kültürel zenginliğiyle buluşturmayı hedefliyorduk. Ortak duyguların dil ve kültür farklılıklarını aşmasını amaçlayan bu buluşma, zengin bir sound yarattı. Türkçe yazılmış şarkılarım bambaşka melodik yapılarla hayat buldu. R&B, Funk, Ethno, House, Arabesk, Türk Halk ve Türk Sanat Müziği melodilerini harmanlayıp farklı kompozisyonlarla kaydettik. Bunu, konserler ve stüdyo süreçleri takip etti. Orkestra çalışmalarımız sürerken, üzerinde çalıştığım iki parçayı müzikseverlerle buluşturmak istedim: 2015 yılında Sezen Aksu’nun ‘Sorma’ parçasını yorumladım ve bir klip çekerek yayınlandım. 2016 yılında ise Aşık Veysel’in ölümsüz eseri ‘Beni Hor Görme’ türküsünü yorumladım. Mazlum Çimen ile ortak bir müzisyen dostumuz aracılığıyla tanıştık. O dönem yorumladığım ‘Beni Hor Görme‘ için yapımcı arıyordum. Mazlum Çimen ile görüştük, müzikal çalışmalarıma yapımcı olarak ilgi gösterdi ve o günden beri her konuda yanımda oldu; böylece Çimen’s Yapım, müzikal yolculuğuma katıldı. Çimen’s Yapım çatısı altında yayınladığım ilk parça ‘Beni Hor Görme’ oldu. Bunu, ‘Canan’ın kayıt ve müzikseverlerle buluşma süreci takip etti.

Canan albümünün oluşum süreci nasıl gelişti? Bu bağlamda DMC ile yollarınız nasıl kesişti?

-Canan şarkısını 2016’da yaptık. Yine aynı süreçte ‘Beni Hor Görme‘ ve ‘Yarimsin Yarenimsin‘ şarkılarını düzenledik. ‘Canan’ EP’si ile bir süreci tamamladık diyebilirim. Kendine has, Almanyalı orkestram ile birlikte Türkçe dilinde şarkılar arayışında oluşan işlerdi bunlar. Biribirimizi yıllar süren sahne sürecimizden sonra, yeniden stüdyoda tanıştığımız bir süreç. Bu süreci 2017 yılında ‘Ne Yar Ne Yaren‘ ile noktaladık ve Canan EP’si ile sonuçlandırdık. Bu albüm için DMC‘den ilgi gördük ve Mazlum Çimen aracılığıyla ortak bir iş yaptık. Güzel bir süreç oldu ve gösterdikleri ilgi ve alakadan ötürü Samsun Bey (Samsun Demir) ve Özden Hanım’a (Özden Bora) teşekkür ederim.

Düzenlemeyi ortak yaptığınız Vincent Golly ile yollarınız nasıl kesişti?

-Uzun yıllardır birlikte müzik yapıyorduk. Farklı projelerde onlarca sahne yaptık. İngilizce, Almanca, Türkçe şarkılar yaptık, stüdyoda bir çok kayıt yaptık ve son olarak Can Leman Orkestrası‘nı kurduk. Sınırları aşarak Türkiye‘nin zengin kültürünü Almanya tadında birleştirip yeni bir renk üretme yolculuğuna talip olduk. İlk olarak 2013’de bir Alman doğa festivalinde ortak bir orkestrada tanıştık, sonrasında da yolumuz hiç ayrı düşmedi. Çok yetenekli bir müzisyendir kendisi. Bununla birlikte Vincent dünya çapında bir baterist! Los Angeles ve New York’da sahne aldığı onlarca büyük isimler var.

EP ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?

-Genel olarak güzel tepkiler aldık. Tabi eleştirisel tepkiler de oldu ki bize inanan, daha farklı bir enerji oluşturabileceğimizi öngören güzel tepkiler aldık diyebilirim. Yazdığım şarkıların büyük bölümünü bilen dostlar ‘Canan‘ yerine daha hennüz yayınlanmamış şarkılarım arasında çıkış şarkısı beklediklerini söylediler. Sesimin ve duygularımın daha ön planda olduğu, aranjesi daha çok Can Leman canlı performansı tadında bir şarkı beklentileri olduğunu söylediler.

EP sadece dijital olarak yayınlandı. CD olarak çıkarılması düşünülüyor mu?

-Şu an için böyle bir düşüncemiz yok, ama gelecek için buna ilişkin bir talep olursa neden olmasın? Genel olarak genç bir dinleyici kitlemiz olduğu için şarkılar dijital ortamda daha büyük bir ilgi görüyor. Tabi birde dünya müziğinde ki gelişmeleri ve hızı dikkate alarak dijitalde karar kıldık. Ama içimde kesinlikle bir gün fiziki bir CD çıkarmak ve hatta bir LP çıkarmak var. Gelecek için bir hayalim diyebilirim.

Bu arada EP kapak tasarımı gerçekten başarılı, tasarım kime ait?

-Tasarımı uzun yıllardır düşlerimde görüyordum. İlk kez 2015’de bu tasarım ile ilgili not düşmüştüm. Sesli, renkli, enerjik, hem evrensel hem bütünsel bir düşüm vardı. Onlarca denemeye rağmen hayata geçiremedik. Sonra 2017’de Jacob Roschinski ile tanıştım. Uzun bir muhabbetimiz oldu. O beni anladı, ruhumda olanları sezebildi ve doğru hisetti. Benim düşlerim onun ellerinde canlandı. Tasarım karşılıklı anlayışların hoşgörü çerçevesinde ortaklaşan emeği ile hayat buldu. Jacob‘un yetenekli ellerine sağlık.

Bununla birlikte sizi Türkiye’de, yapımcıların da desteklediği ve yeni seslerin kendilerini duyurabilmesini sağlamayı hedefleyen Unkapanı Digital’in kazandırdığı ilk ses olarak tanıdık. Unkapanı Dijital’i nasıl keşfettiniz ve müziğinizi duyurmak açısından önemini nasıl açıklarsınız?

-Öncelikle ilginç bir döneme denk geldi. Başta da bahsettiğim gibi 2016 yazında büyük ozan Aşık Veysel‘in ölümsüz eseri ‘Beni Hor Görme‘ üzerinde çalışıyorduk. Ben o sıra yapımcı arıyordum. Tabi o zamanlar ortak bir müzisyen dostumuz aracılığıyla Mazlum Çimen ile görüşüp anlaşacağımı bilmiyordum. Ben de internet üzerinden yapımcıları araştırırken 2016 yılında kurulmuş yepyeni bir platformda buldum kendimi. Tüm müzik türlerine açık, yapımcıların genç yetenekler ile tanışabilmesi için tasarlanmış dijital bir platform. Üstelik Türkiye‘nin önde gelen büyük yapımcılarından bazıları da orada ve gençler ile iletişim kuruluyordu. Şansımı denemek istedim ve 2015 yılına ait ‘Sorma Ne Haldeyim‘ şarkısını yükledim. Sezen Aksu benim için eşsiz bir değer ve Can Leman olarak yorumlayacağım ilk eserim mutlaka bir Sezen şarkısı olması gerekiyordu. Bu şarkıyı yorumladığım bir klip yükledim ve Unkapanı Digital ile böylece tanışmış oldum. Mazlum Çimen ile görüştüğümüzde o beni oradan tanıyordu bile. Yani ben farkında olmadan benim farkında olan yapımcılar olmuş. Bunu sonradan öğrenmek güzel bir duygu. Kendim gibi genç müzisiyenlere tavsiye ederim, şansınızı zorlayın. Unkapanı farklı bir ortam, kendine has bir kapı gibi. Ne zaman ve nerede açılacağı belli olmaz, ama siz mutlaka ısrarla o kapıyı çalın.

Canan’dan sonra yapmayı düşündüğünüz çalışmalar var mı?

-Öncelikle Canan EP’sindeki şarkılarının hepsini kliplendirmek istiyorum. Sonrası için farklı çalışmalar da düşünüyorum. 2019 yazı için hem Türkçe hem İngilizce olan bir şarkı çıkaracağım. Sürpriz bir düet geliyor açıkçası.
Onun dışında Edis ve Merve Özbey için ‘Yıldız Tilbe’nin Yıldızlı Şarkıları‘ albümünde aranjeler hazırlayan değerli Batu Çaldıran ile birlikte slow bir şarkımı hazırlayacağız. Duygu dolu bir ayrılık şarkısı geliyor. Son olarak da şu kadarını söyleyebilirim, Türkiye’nin önde gelen pop müzisyenlerinden oluşacak bir proje albümünde yer alacağım. 2019 için bir de Türkiye konserleri düşünüyoruz.

Müziğin dışında yapmak istediğim projeler arasında yeni bir cover tasarımı ve sahne dekor çalışmalarım var. Birde yazıp bestelediğim bazı şarkıları müzisyen dostlarım seslendirecek. Bunun heyecanı içindeyim.

Can Leman‘a bu güzel röportaj için teşekkür ederim. ‘Canan‘ı tüm dijital platformlarda bulabilir, yaptığı çalışmaları sosyal medya hesaplarından takip edebilirsiniz.

Facebook

Instagram

Twitter