Edebiyat Kitap

İlk romanı “Firâk İle Berî”yi okuyucularla buluşturan genç yazar Enes Akkoyun ile bir röportaj…

Enes Akkoyun henüz 20 yaşında ve lisede yazdığı ilk romanı Firâk ile Berî geçtiğimiz aylarda Gece Kitaplığı tarafından yayınlandı. Edebiyat adına başarılı bir ilk adım atan ve halen eğitimine Galatasaray Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünde devam eden Akkoyun ile Bi’Kuble için edebiyat ile ilgisini, romanını ve gelecek çalışmalarını konuştuk.

Öncelikle edebiyat ile ilgilenmeye nasıl başladınız?

-Edebiyat ile ilişkim aslında 5-6 yaşlarıma dayanır diyebilirim. Babamın bir kitaplığı vardı. Okuma-yazma bilmediğim halde alıp o kitapları okuyormuş gibi karıştırırdım. Sonra ilkokulda sınıf öğretmenim olan Meliha öğretmenim sayesinde kitaplara sevgimin yanı sıra, şiir yazma yetimin de farkına vardım. Ortaokula geçtiğimde ise Türkçe sınavlarında en çok sevdiğim bölüm en sondaki 30 puanlık kompozisyon bölümü olurdu. Liseyi Kocaeli Fen Lisesi’nde okudum ama TM’ci olarak başladım ve TMci olarak ayrıldım. Lisedeki edebiyat hocalarımın edebiyat üzerine sohbetlerini dinlemeyi ve bu sohbetlere katılmayı çok severdim. Lise sona geçtiğim yaz 40’lar Kulübü Yayınları, Cemil Meriç hakkında yazılacak bir kitapta yer alacak bir makale yazmamı istediler. Aslında yazın hayatım burada başladı diyebilirim. 

Firâk ile Berî kitabının oluşum süreci nasıl gelişti?

-Firâk ile Berî aslında “dolmuşluğun bir eseri” olarak ifade edilebilir benim için. Hep kısa kısa öyküler, kısa kısa denemeler yazmıştım ama tam anlamıyla içimi döktüğüm bir esere girişememiştim. “Burama kadar geldi.” tabiri benim için bu anlamda kullanılabilir. Ve kendi doğduğum büyüdüğüm topraklar olan Kütahya Domaniç Küçükköy’den başlayan ve benliğimi oluşturmama etkisi çok yüksek olan Kocaeli’de devam eden bir kitap yazmaya başladım. İnandığım bir şey vardı: Her hikayede aşkın zerresi olsa dahi bulunur. Bu inancımı hikayemde de ağırlıklı olarak hissettirmeye çalıştım. Ama tabi ki tek başına aşk bir şey ifade etmezdi. Ve aşkı mahalle kültürüyle bir imbikte damıtıp okuyucuya sunmaya çalıştım.

Romanınızı yayınlayan Gece Kitaplığı ile yollarınız nasıl kesişti?

-Gece Kitaplığı benim için bir çıkış kapısı oldu aslında. Kendilerine tekrar teşekkürlerimi iletmek isterim. Birçok yayınevine başvurdum bu süreçte. Ama birçok yayınevi daha okumadan ilk eserim olduğu için ve tecrübem olmadığı için kitabımı basmayı istemiyorlardı. Şöyle düşünebiliriz ki mezun olursunuz ama iş başvurularında sizden deneyimli olmanızı beklerler. Ve karşınıza yetiştirilmeye ve gelişime açık gençleri işe almak isteyen bir şirket çıkar. Benim için de Gece Kitaplığı böyle bir yayınevi oldu. Ama tabi ki ya bulunduğumuz yeri daha da geliştireceğiz ya da geldiğimiz yeri unutmadan daha gelişmiş yerlere geçmeye çalışacağız.

Kitap ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?

-Şunu söylemek isterim ki bu eser benim 2 sene önce kaleme aldığım bir eser ve 4-5 aydır satışta. Basılmadan önceki edebi yetkinliğim ile yazdığım dönemdeki edebi yetkinliğim arasında elbette fark vardı. Ama kitabı revize etmektense kendimi sonraki eserlerde ne kadar geliştirdiğimi görmek için Firâk ile Berî’yi kalemden ilk çıktığı haliyle bıraktım. Birçok geri dönüş aldım tabi ki. Olumlu ve olumsuz her eleştiriye muhtacım en nihayetinde. Ama duymaktan en çok mutlu olduğum sözler şunlardı ki “Yazarlık yolunda devam etmeni isterim. Çevreme içtenlikle önerdim.” Kendime eleştiri sunacak olursam aldığım geri dönüşler ışığında hikayenin daha geniş zamana yayılması olabilir.           

Kendi edebi üslubunuzu nasıl tanımlarsınız?

-Hayatın içinden ama olabildiğince insanın içinden seslenmeye çalışıyorum. Beyin kıvrımlarından, kalpten gelen komutlara kadar insanın öz benliğine inip okuyucuyu da buna ikna etmeye odaklıyım. Kelimelerle oynamayı ve yeni kelimeler oluşturmayı severim. Bunu mantık çerçevesinde yaptığım sürece de okuyucudan olumsuz geri dönüş geleceğini zannetmiyorum. Özetle herkesin genel yüzünü anlayabileceği ama derinlerde anlam aramak isteyenlerin de birçok şeyle karşılaşacağı bir kaleme sahip olduğumu söyleyebilirim. 

Genç bir yazar olarak eserlerinizi okuyucuyla buluşturmaya çalışırken karşılaştığınız zorluklar oldu mu?

-Elbette. Şu an için yakın çevremdeki okuyucu kitlesine ancak ulaşabildim. Bunun sebebi olarak popüler kültürün edebiyatımızı da etkisi altına aldığını söyleyebilirim. O kadar ki en ufak bir şöhret kokusu alan kitap kokusunu kirletiyor. Biraz sert bir söylem olabilir ama gerçekler ortada. Ben de onların yöntemiyle ilerlemeye çalışıyorum. Kendi Youtube kanalımda OKUMANARA isimli bir program ile edebiyat severlere ulaşmaya çalışıyorum. Tabi adım adım olacak şeyler bunlar. Planlamam çerçevesinde ilerlemeye çalışıyorum. 

Firâk ile Berî’den sonra yazmayı düşündüğünüz yeni eserler var mı?

-Daha yeni başladık. Bunun devamı gelir diye düşünüyorum. Aklımda, defterimde birkaç yeni proje mevcut. Okuyucularla sene sonuna doğru tekrar buluşmak istiyorum. Uzun soluklu bir çalışma oldu. Son rötuşları verdikten sonra yayınevleriyle ve ilgililerle görüşmeye başladıktan sonra kesin duyurumu yapacağım. Tabi edebiyat insanı bağlıyor kendine. Ancak kalbe, akla, hayata dokunmayan eserler çıkarmamak için biraz emin adımlar atmak gerekiyor. Umarım popülist söylemler içinde çürümeyen fikir inşaları gerçekleştirir ve “Genç Türk Edebiyatı”na katkı sunarız.

Enes Akkoyun’a bu güzel röportaj için teşekkür ederim. Firâk ile Berî romanını tüm kitapçılarda bulabilirsiniz.