Röportajlar

İlk teklisi “Geri Dönemem”i dinleyicilerle buluşturan Ezgi Köroğlu ile bir röportaj…

Ezgi Köroğlu… Milano’da moda eğitimi alan, altı yıldır yaşamakta olduğu Amsterdam’da müzik yapmaya devam eden ve özellikle “Tribute To Sezen Aksu” projesiyle verdiği konserler ile dikkat çeken Köroğlu, geçtiğimiz günlerde kendi eseri olan ilk teklisi “Geri Dönemem”i, kendi oluşumu LUCE etiketiyle dinleyicilerle buluşturdu. Köroğlu ile Bi’Kuble için, müzik yolculuğunu, teklisini, aldığı geri dönüşleri ve gelecek çalışmalarını konuştuk.

Öncelikle Geri Dönemem’e kadar olan müzik yolculuğunuzda neler yaptınız? Bu bağlamda Amsterdam’da başladığınız Tribute to Sezen Aksu projesinin oluşum süreci nasıl gelişti ve nasıl geri dönüşler aldınız? 

-İtalya’da Milano ve Floransa’da yaşadıktan sonra Amsterdam’a taşındım. O zamandan bu yana profesyonel olarak performans yapıyorum. Kendi şarkılarımı yaptığım ilk zamanlar yolum Amsterdam’da yaşayan besteci Selim Doğru ile kesişti. Projelerinde birlikte çalıştık ve sonrasında müzik direktörlüğümü üstlendi. Orkestrası reART Ensemble ile solo konserler vererek müzik hayatım devam etti. Çok kısa bir sürede Hollanda’nın ileri gelen konser salonlarında düzenli olarak konserler vermeye başladım; Pop müziğin mabedi Paradiso gibi, kraliyet salonu Concertgebouw gibi, Stadsschouwburg, Podium Mozaiek gibi… Amsterdam dışında Hollanda’nın Utrecht, Rotterdam, Deventer gibi şehirlerinde konserler veriyorum. Concertgebouw bana bir konser teklifiyle geldi. Yaptığımız toplantılardan sonra Tribute to Sezen Aksu projesi doğdu. İlk konseri Concertgebow sahnesinde 1 Aralık 2019’da reART Ensemble ile verdik. Projenin gördüğü büyük ilgi üstüne başka konser salonlarından teklifler gelmeye başladı. İkinci konseri bu zor pandemi döneminde Paradiso Amsterdam’da 3 Ekim 2020’de verdik. Tüm zorluklara rağmen müthiş bir konser oldu. Bu konserden sonra da Avrupa turu için teklifler geldi. Pandemi olmasaydı turnemize başlamış olacaktık fakat en kısa zamanda gerçekleştireceğiz. İlk olarak Belçika’ya gideceğiz. 2021’de iki Tribute to Sezen Aksu konserlerinin tarihleri belli.  Proje müthiş sevildi. Avrupa’da Tribute to Sezen Aksu yapan hiç olmamıştı şu ana kadar. Sezen Aksu şarkılarıyla dolu bir repertuvar kolay değil. Okul oldu bana öncelikle. Her konserde yirmi iki şarkı okudum ve repertuvar hep aynı kalmadı. Selim Doğru’nun direktörlüğünde ve reART Ensemble ile hasreti çekilen Sezen Aksu şarkılarını en güzel şekilde sunduk. Duygu karşı tarafa güzel geçmiş ki ardı geldi konserlerin. 

Profesyonel bir tekli yayınlamaya nasıl karar verdiniz ve bu bağlamda Geri Dönemem’in oluşum süreci nasıl gelişti? Düzenlemenizi üstlenen Genco Arı ile yollarınız nasıl kesişti? 

-Kendi şarkılarımı kendim yazıyorum. Dolayısıyla albüm fikri hep vardı. Yoğun bir performans hayatım var Hollanda’da. Bu süreçte şarkılarım için her zaman çalışıyordum. Doğru sound yaratmak zaman aldı. Doğru zaman geldiğinde de Genco ile yollarımız kesişti. Ben Genco’nun işlerini beğenerek takip ediyordum, o da beni takip ediyordu. İç sesimi dinledim. Bir gün Genco’ya açıldım, şarkılarımı dinlettim. Çok beğendi. Meğer birbirimizle çalışmak istiyormuşuz. Kanımızın tutması zaten bir dakika aldı. Genco kafamda duyduğum sesleri yakaladı. İnanılmaz bir sihri var Genco’nun. Bir karakter yarattık. İkisi remix yedi şarkı yaptık. 

Geri Dönemem ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız? 

-Müthiş! (gülüyor) 22 Ocak’ta Geri Dönemem Spotify’da Taze listesine bir numaradan girdi ve New Music Friday listesine de alındı. Çok mutluyum. Sürekli sarıp sarıp dinlenilesi bir şarkı olduğunu, nakaratının hemen dile dolandığını, fırtınalar hissettiklerini yazanlar çok. 

Geri Dönemem’i, aynı zamanda kendi oluşumunuz LUCE olarak yayınlıyorsunuz. Bu bağlamda kendi prodüksiyonunuzu yapıyor olmak size yapmak istedikleriniz açısından özgür bir alan sağlıyor mu? 

-Kesinlikle büyük bir özgürlük! Prodüksiyon kısmı gerçekten zor konulardan biri. İlk önceleri hem Hollanda’da hem de Türkiye’de birçok müzik şirketiyle görüşmeler yaptım ama hiçbirinden mutlu ayrılmadım. Daha çok alan, az veren, çok kısıtlayıcı bir çalışma şekli sunuyorlardı. Büyük bir dijital yükselişin olduğu bu dönemde bağımsız olmanın, dönemin ruhuna daha uygun ve çok daha ilerletici olduğunu anladım. Adaletli bir süreç içinde kendi alanınızı yaratmış ve haliyle özgürce üretiyor oluyorsunuz. Yani gereken ortamı siz kendinize sağlamış oluyorsunuz. Bu arada Luce italyanca ışık demek. Şarkılarımla insanların kendi ışığını bulabilmesini istediğimden dolayı prodüksiyonuma bu ismi koydum. 

Kendi müziğinizi nasıl tanımlarsınız? 

-Tanımlamak istemem. Müziğim her şeyden bağımsız. Bunu sadece ilginç olmak için söylemiyorum. Ne demek istediğimi şarkılarımı teker teker yayınladığımda dinleyici çok daha iyi anlayacak ve tahmin ediyorum ki bana hak verecekler.

Geri Dönemem’den sonra yapmayı düşündüğünüz çalışmalar var mı? 

-Her ay bir tekli yayınlayacağım. Mesela ikinci teklimin adını şimdiden vereyim: Sümela. Çıkış tarihi 19 Şubat. Pandeminin gidişatından bağımsız, Hollanda’da tarihi belirlenmiş konserlerim, Avrupa turnem, çeşitli disiplinleri barındıran bir projede yapacağım performans, tamamlanmayı bekleyen ve bunun yanında yazdığım yeni şarkılar var. 

Ezgi Köroğlu’ya bu güzel röportaj için teşekkür ediyorum. “Geri Dönemem”i tüm dijital platformlarda bulabilirsiniz.

Emre Siyahoğlu

Her şey müzikle başladıysa da bir yandan sinema meraklısıydı, bir ara edebiyata yöneldi, sonra yine müziğe döndü ve şimdi her üç alanda da yazılarını Bi'Kuble'de paylaşıyor.

Yorum Ekle

Yorum Yap