Mini-Röportajlar

Mini-Röportajlar #17 : Deniz Aysev, Alper Kayıhan, Benz, Jaxuzistan, Dilara Torlak…

Mini-Röportajlar serisi, bir önceki çalışmalarında (tekli / EP / albüm) röportaj yaptığım isimlerle yeni çalışmalarını konuştuğum bir röportaj serisi olarak haftanın belli günlerinde devam edecek.

Mini-Röportajlar serimizin on yedinci konukları; Deniz Aysev, Alper Kayıhan, Benz, Jaxuzistan ve Dilara Torlak oldu.

Deniz Aysev, ilk sözlü çalışması olan kendi eseri yeni teklisi “Saymadım”ı OnAir Media Sahne etiketiyle dinleyicilerle buluşturdu.

”Saymadım”ın oluşum süreci nasıl gelişti? Bu bağlamda OnAir Media Sahne ile yollarınız nasıl kesişti?

-Daha önce hep enstrümantal teklilerim oldu. Söz yazma konusu beni bir tık korkutuyordu! (gülüyor) Telefonumun sesli notlarına kaydettiğim anlık gelen ufak tefek sözler, melodiler oluyordu hep ama yarım kalıyordu genelde. Saymadım, bir gün evde otururken bir anda sözleriyle ve müziğiyle geldi! Klavyemin başına geçip kaydettim. Aynı gün vokal kaydı aldık. Bir-iki gün içinde arkadaşım Uğur Yelkenci sağ olsun mix-mastering’ini yaptı ve yayınlamaya karar verdim. Nereden yayınlasak kiminle çalışsak diye düşünürken OnAir Media Sahne ile görüştüm. Beyza Hanım (Cumbul) sağ olsun her aşamada yardımcı oldu. 

”Saymadım” ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?

-Geri dönüşler güzeldi, OnAir sayesinde Saymadım’ı kalabalık bir kitleye duyurmuş olduk. Mini bir klibi de var YouTube’da, onun geri dönüşleri de hayli güzel oldu.

”Saymadım”dan sonra yapmayı düşündüğünüz çalışmalar var mı?

-Şu an Saymadım’ın akustik versiyonunun kayıt aşamasındayız. Farklı bir kliple umarım en yakın zamanda onu yayınlayacağım. Yeni şarkı denemelerimiz de var. Çalışmaya devam!

Alper Kayıhan, kendi eseri ikinci teklisi “Günaydın Sevgilim”i ilk teklisinde teknik işlemlerde yer alan Onur Gülanber’in prodüksiyonuyla ve yine BBI Music Co. etiketiyle dinleyicilerle buluşturdu.

Günaydın Sevgilim’in oluşum süreci nasıl gelişti?

-İçeriğinde pişmanlığın ve ödenen duygusal bedellerin yazı diliyle dışa vurumuyla ortaya çıktı. Mitolojik bir hikaye ile de bir bağlantısı var. (Orpheus ve Eurydice) Akustik olarak kayda aldığım eski bir beste bu ve neredeyse ölmekteydi. Yeniden ele aldım, üzerine melodiler mırıldandım ve sevgili Onur Gülanber’in prodüksiyonu ile bu tozlu demoya can verdik.

Günaydın Sevgilim ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?

-Genel anlamda iyi diyebilirim. Özellikle duygu ve partisyon zenginliği bakımından ilk teklim Yıldızlara’yla çok kıyaslama aldım. Daha dolu ve türe yatkınlık açısından vokalin ve enstrümanın daha iyi olduğu yönünde. Mutlu oldum tabii ki.

Günaydın Sevgilim’in klibinin oluşumu nasıl gelişti ve klip ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?

-Normalde klip düşüncem yoktu bu şarkıyla ilgili ama stok görüntülerden oluşan çok güzel bir dizi görüntü keşfettim. Yaroslav Shuraev’e ait müthiş görüntülerinde model Katya Artam’ın lirik danslarını şarkıya çok yakıştırdım ve bunları birleştirip düzenledim. Oldukça güzel sonuçlandığını düşünüyorum her şeyiyle klibin. Çok da iyi dönüşler aldım. Mutluyum!

Günaydın Sevgilim’den sonra yapmayı düşündüğünüz çalışmalar var mı?

-Normalde country tarzında bir teklinin kayıt çalışmalarındaydım maalesef bazı engellerle karşılaştım. Ertelemek durumunda kaldım. Üzerinde çalışmaya devam ediyorum ve yeni yılda yayınlayacağım. 

Benz, kendi eseri yeni teklisi “El Mayo”yu yine Avrupa Müzik etiketi ve Ozan Yücelsoy düzenlemesiyle dinleyicilerle buluşturdu.

El Mayo’nun oluşum süreci nasıl gelişti?

-Bir gün Netflix’te bir belgeselde rastladığım bir isim El Mayo. Kendisinin anlatıldığı belgesel izlerken etkilendim, esrarengizliği dikkatimi çekti ve o gece şarkının sözlerini yazdım. 

El Mayo ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?

-Geri dönüşler güzel oldu. Birkaç kişi hikayelerinde paylaşınca onlara şarkıyı “soranların” ve beğenenlerin ekran fotoğraflarını benimle paylaştı, tepkiler komik ve eğlenceli. Hepsine teşekkür ederim.

Yönetmenliği üstlenen Ümit Yavuz ile yollarınız nasıl kesişti? Klibin oluşumu nasıl gelişti ve klip ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?

-Ümit Yavuz ile Seçkin Türk’ün çektiği kliplerde tanıştık ve çalıştık. Kendisini ağabey olarak görürüm ve çok severim. Seçkin Türk’ün son şarkısı “Bunalım Devri” nin klip çekiminde El Mayo’yu dinledi ve klibi konusunda kendisine çok güvendiğini söyledi. Benim de güvendiğim bir yönetmen olduğu için güzel denk geldi. Klibin oluşumunda ekipmanlar, yolculuklar, yağmurlar ve kadro konularında o anlık can sıkıcı fakat sonradan düşününce komik olan anlar yaşadık, zaten güvenmekte haklı olduğumu klibin son haliyle bana kanıtladı. Çok teşekkür ederim. 

El Mayo’dan sonra yapmayı düşündüğünüz çalışmalar var mı?

-Çok yakında güzel bir projeyle daha geliyoruz. Umarım dinleyicilerimizin de hoşuna gider. Kış aylarında biraz depresif bir yapıya bürünebiliyorum, bu proje de o anlardan birinde yazılan duygusal bir şarkı. Umarım harcadığımız eforu, sevilerek dinlenmelere ve izlenmelere çevirebiliriz.

Jaxuzistan, kendi eseri ve düzenlemesi yeni teklisi “Garip Kaçar”ı yine Avrupa Müzik etiketiyle dinleyicilerle buluşturdu.

Garip Kaçar’ın oluşum süreci nasıl gelişti?

-İki insanın arasına giren kilometrelere sığan köylerin kasabalara, şehirlere, devletlere ve kıtalara dönüşümünü kabul etmek için gayret gösterirken “Garip Kaçar”, kendi derdimi anlatabileceğimden pek emin olmadığım -bundan yaklaşık 5-6 yıl önceki- bir dönemde yazdığım bana ait ilk şarkım olmuştu. Hatırlıyorum da ilk halini telefonda sesli notlara hücum kayıt yapmıştım, şu anda var olan beste ve tüm melodilerin birkaç dakika içinde ortaya çıkmış olmasına hala şaşırırım.

Garip Kaçar ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?

-Yayınlandığından beri hemen herkesten, diğer işlerimden daha farklı hissettirdiğine dair yorumlar duyuyorum ki Garip Kaçar özünde oldukça hassas, naif bir şarkı ama bana kalırsa derinlerinde korkunç bir pasif agresyondan doğmanın getirdiği o kabullenememişliği ve derin trajediyi de taşıyor. Kendi beğenim adına konuşmam gerekirse dışarıdan isyan eder gibi görünmeyen; hatta belki neşeli bile diyebileceğiniz ancak içinde sakin bir sitemi var etmiş eserlerden çok hoşlanıyorum. Bunu “başkalarının şarkılarında insanın kendi acısını, tavrını araması” olarak da yorumlayabilirsiniz. Garip Kaçar da sanırım onu beğenen dostlarımla ortak travmalarımızdan bahsetti, ağrıyan bir noktaya dokundu. Ya da belki sadece sesimi duymak iyi gelmiştir!

Garip Kaçar’dan sonra yapmayı düşündüğünüz çalışmalar var mı?

-Garip Kaçar’ın dingin havasından çıkıp yakın zaman içinde soundumda dinleyenlerin aşina olduğu synthlere veya perküsyonlara -belki saykodelik bir atmosferde- farklı bir gözle baktığım ve onlara yeni bir karakter katmaya gayret ettiğim daha upbeat bir iş yayınlayacağım. Yine Avrupa Müzik etiketiyle yayınlanacak bu yeni şarkıda öyle hoş ve trippy bir parti var ki yaratım sürecinde beni muazzam etkilemişti ama daha fazla bilgi vermeyip bu keyfi sonraya saklayacağım! (gülüyor)

Dilara Torlak, yine bir Ozan Gülek eseri olan ikinci teklisi “Yara”yı Seyhan Müzik etiketiyle dinleyicilerle buluşturdu.

“Yara”nın oluşum süreci nasıl gelişti? Seyhan Müzik ile yollarınız nasıl kesişti?

-Yara, Yok Sayıyorum’dan sonra beni heyecanlandıran, içime sinen tek şarkıydı. Sevgili Ozan Gülek kendisi için düşünüyordu ama bana emanet etti. Bu yüzden çok mutlu ve gururluyum! Seve seve yorumladım. Seyhan Müzik ile yollarımızın kesişmesi ise prodüktörüm Cenk Alptekin sayesinde oldu. Yoluma eşlik etmeleri ayrı mutlu etti beni. 

Yara ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?

-Tanıdığım, tanımadığım birçok insandan olumlu ve güzel geri dönüşler alıyorum. Özellikle tanımadığım insanlardan aldığım mesajlar daha samimi geliyor. Umarım böyle devam eder!

Yara’nın Majör Stüdyo yönetimindeki klibinin oluşum süreci nasıl gelişti?

-Klibin oluşumu aslında şöyle oldu, şarkıyı dinlediğim ilk gün Ozan Gülek bana projeyi her detayıyla, düşündüğü klip ile birlikte anlattı. Çok hoşuma gitti, zaten klibin her şeyiyle bizzat ilgilendi, şarkıya gelen yorumlardan da gördüğüm kadarıyla insanları etkilemiş, özellikle son sahne! Umarım şarkı kadar klip de herkesin hoşuna gitmiştir…

Yara’dan sonra yapmayı düşündüğünüz çalışmalar var mı?

-Tabii ki var, zamanla kendimi bularak ilerlemek istiyorum ve dinleyicilerimi her yeni projede şaşırtmak için elimden geleni yapıyorum.

Deniz Aysev, Alper Kayıhan, Benz, Jaxuzistan ve Dilara Torlak’a bu mini-röportajlar için teşekkür ediyorum. Beş sanatçıyla bir önceki çalışmalarında yaptığım röportajları aşağıdaki linklerden okuyabilirsiniz.

Emre Siyahoğlu

Her şey müzikle başladıysa da bir yandan sinema meraklısıydı, bir ara edebiyata yöneldi, sonra yine müziğe döndü ve şimdi her üç alanda da yazılarını Bi'Kuble'de paylaşıyor.

Yorum Ekle

Yorum Yap