Müzik

Bir zamanın değil, her zamanın üstadından, çoğu ilk defa CD’ye aktarılmış radyo kayıtları ağırlıklı bir seçki : Zeki Müren – Bir Zamanlar…

Zeki Müren, ardında pek çok taş plak ve 45’lik bırakmasına rağmen radyo programlarında kalmış yüzlerce kaydı da arşivlerde kaldı. Kalan Müzik, bu konuda çalışmalar yaparak Selahattin Pınar Şarkıları, Sadettin Kaynak Şarkıları, 1955-1963 Kayıtları albümleriyle bu kayıtların bir kısmını dinleyicilerle buluşturmuştu. Şimdi ise Kalan Müzik, (bu sefer Kalan / Z Müzik etiketiyle) Doğan Hızlan’ın yayına hazırlayıp Cafer Ozan Türkyılmaz’ın mastering çalışmasını üstlendiği 2 CD’lik (aynı zamanda plak olarak da yayınlandı) yeni bir seçkiyi dinleyicilerle buluşturdu : Bir Zamanlar…

Albüm, (1955-1963 Kayıtları albümünün ikinci CD’sinin de açılışını yapan) Dede Efendi’nin Rast Kâr-ı Nev eseri ‘Gözümde dâim hayâl-i cânâ’ ile açılıyor. Kanunun önde olduğu eserde keman da öne çıkarak Müren’in vokalini dengeliyor. Ardından ilk defa CD’de yayınlanan iki kayıt var; ilk önce Küçük Mehmet Ağa’nın Zâvil Ağır Semaî’si ‘Bulunmaz nev-civansın hem-dem-i ağyârsın hayfa’ geliyor. Kemanın önde olduğu kayıtta ud da tanbur ile ilerliyor. Ardından Muâllim İsmail Hakkı Bey’in Rast Yürük Semâî’si ‘Gülşende yine âh ü enin eyledi bülbül’ var. Kanun ve kemanın önde olduğu bir kayıt. 

Sırada, art arda iki Rast eser var, ilk önce Müren’in taş plak olarak da yayınladığı ve Nazar Boncuğu albümünde de yorumladığı kendi bestesi olan  ‘Yoksun bu gece âh yine zehroldu şarâbım’ın farklı bir yorumu geliyor. Kemanın ağırlıkta olduğu bir kayıt.

Ardından, Bayar Müzik’ten çıkan ‘Saklı Kayıtlar’ albümünde de yeni altyapıyla yer alan Hacı Fâik Bey’in ‘Bir dâme düşürdü ki beni baht-ı siyâhım’ kemençe ve udun ağırlıkta olduğu bir kayıt.

Albüm, art arda dört Kürdîli Hicazkâr Şarkı ile devam ediyor. İlk önce CD’de ilk defa yayınlanan bir başka eser olan Selânikli Ahmet Efendi’nin ‘Kalb-i sevdâ-zedeler âh ile dâim inler’i geliyor. Kemençe-kanun ağırlıklı ilerleyen bir kayıt oluyor. Sırada, Lemî Atlı’nın ‘Bir kendi gibi zâlimi sevmiş yanıyormuş’ var. Ardından yine farklı bir versiyonuyla TRT’nin Zeki Müren’den Seçmeler albümünde yer alan Mahmut Celâleddin Paşa’nın ‘Sen beni bir bûseye ettin fedâ’sı geliyor. Ardından, Müren’in Manolyam ismiyle bilinen ‘Uzun yıllar bekledim hakikat oldu rüyam’ eserinin farklı bir versiyonu geliyor. Kemençe-ud-kanun ağırlıklı versiyonda Müren’in koklamaya ‘doyamam’ deyip de sadece son tekrarda koklamaya ‘kıyamam’ demesi farklı bir ayrıntı olarak dikkat çekiyor.

Sırada, art arda farklı yorumlarıyla Artvizyon’un Zeki Müren ile Başbaşa serisi kapsamında yayınlanan iki Hüzzâm Şarkı geliyor. İlk önce Mûsa Süreyyâ Bey’in‘Sen sanki baharın gülüsün şen çiçeğimsin’ geliyor. Sırada, anonim ‘Yanıyor mu yeşil köşkün lâmbası’ var. Kemençenin önde olduğu bir kayıt.

Sıradaki eser, Lütfi Fikret German’ın güftesine Fehmi Tokay’ın Karcığar Şarkı eseri ‘O âhû bakışlara bir anda kandın gönül’ geliyor.

İlk kısmın son iki eseri, türkülerden seçilmiş; ilki Hüseynî Türkü ‘Havada bulut yok bu ne dumandır’ kemençe-kanun ağırlıklı olan eserin ardından gelen son eser ise Hicaz Türkü ‘Pencereden kuş uçtu yandı yürek tutuştu’ oluyor.

İkinci kısım, (1955-1963 Kayıtları albümünde farklı bir versiyonuyla dinlediğimiz ve Grafson döneminde de yorumladığı) Dede Efendi’nin Hicaz Yürük Semâî’si ‘Yine neş’e-i muhabbet dil ü cânımı etti şeydâ’ ile açılıyor. Kanun ağırlıklı ve koronun da desteklediği kaydın ardından (Yayınlanmamış Şarkılar-1976 Münih Konseri albümünde konser versiyonuyla yer alan) Kemânî Nevres Paşa’nın Şehnaz Divân’ı ‘Vardım ki yurdundan ayağ göçülmüş’ geliyor. Keman ve kanun ile açılan ve iki enstrümanın ağırlığıyla devam eden eserin ardından, Müren’in yıllar sonra Güneşin Oğlu albümünde de seslendirdiği Nikoğos Ağa’nın Muhayyer Kürdî eseri ‘Var mı hâcet söyleyim ey gül-şenim’ geliyor. Ud-keman ağırlıklı ilerleyen ve Müren’in özellikle tizlerdeki başarısıyla devleştirdiği eserin ardından (1955-1963 Kayıtları albümünde de biraz daha düşük kaliteli bir kayıtla yer alan) Muâllim İsmail Hakkı Bey’ın Nihâvend Yürük Semâî’si ‘Feryâd ile yâd eylerken ben seni her bâr’ geliyor; kanun ve kemençe-keman ağırlıklı ilerliyor.

Sırada, art arda iki Nihavend eser var. İlk önce Mûsa Süreyyâ Bey’in ‘Bir gün o güzel şâd edecek rûhumu sandım’ı var. Kemençe-tanbur ağırlıklı ilerleyen eserin ardından (1955-1963 Kayıtları albümünde farklı bir versiyonuyla yer alan) Şekip Memduh Bey’in ‘Gönlümle oturdum da hüzünlendim o yerde’ geliyor.

Albüm, Udî Afet Mısırlıyan’ın Neveser ‘Nâle-i can-gâhı cânan duymuyor’u ile devam ediyor. Kanun ve kemençenin öne çıktığı bir kayıt.

Sırada, art arda üç Nihâvend eser var; ilk önce Sadi Hoşses eseri ‘Ağlamakla inlemekle ömrüm gelip geçiyor’ geliyor. Enstrümanların uyumu ve geçişleri başarılı. Ardından Müren’in kendi bestesi olan ve farklı versiyonları da bulunan ‘Bir demet yâsemen aşkının tek hâtırası’ geliyor. Kemençe soloyla başlayıp kanunla ilerleyen eserin ardından (1955-1963 Kayıtları albümünde yer alan kayda nazaran daha kaliteli bir kayıtla) Artaki Candan’ın ‘Koklasam saçlarını bu gece tâ fecre kadar’ı geliyor; kemençe-ud-tanbur ağırlıklı bir kayıt.

Sırada Müren’in plak olarak da yayınladığı iki eser, farklı versiyonlarıyla geliyor; ilk önce Müren’in Sabâ bestesi ‘Bu aşkın ızdırabı bilmem ne zaman biter’ geliyor. Müren’in besteci olarak da başarısını bir kez daha gösteren ve kemençenin tiz tınılarının tamburla dengelendiği eserin ardından Udi Mısır’lı İbrâhim Efendi’nin Uşşâk eseri ‘Yalnız bırakıp gitme bu akşam yine erken’ geliyor.

Sırada, art arda iki Uşşâk eser daha var; ilk önce Şevki Bey’in ‘Dağlar dayanmaz enînine dil-i mahzûnumun’u var. Enstrümanların uyumuyla dikkat çekiyor. Ardından Tatyos Efendi’nin ‘Gam-zedeyim devâ bulmam’ı geliyor. Kemençe soloyla açılan ve ud-kanun-tanbur ile dengelenen bir kayıt. 

Sıradaki eser anonim Hüseynî Türkü ‘Keklik dağlarda şağılar’ kayıt kalitesinden de anlaşılacağı üzere biraz daha eski bir kayıt. Ardından Fâiz Kapancı’nın Uşşak şarkısı ‘Bu sabah bağda erken gül açtı sen gülerken’ geliyor. Kanun-kemençe ağırlıklı bir kayıt.

Son iki eserden ilki Müren’in sesinden farklı versiyonları da bulunan bir diğer eser Uşşâk Türkü ‘Telgrafın tellerine kuşlar mı konar’ kemençe soloyla başlayan eserin ardından son eser ise (Zeki Müren’den Seçmeler albümünde de yer alan) Hüseynî Türkü ‘Ay doğar sini sini sevmişim birisini’ oluyor. Kemençe-ud-tanbur ağırlıklı bir kayıt olarak albümü sonlandırıyor.

Albümde Birol Yayla ve Mehmet Güntekin de katkılarından dolayı teşekkür edilen isimler oluyor. Bununla birlikte Doğan Hızlan da albüm için Zeki Müren’i anlattığı -kartonette yayınlanan- kapsamlı bir yazı kaleme almış ve sırf bu yazı bile albümü fiziksel formatta edinmek için bir neden sayılabilir. Ayrıca albüm yazılarında şapka işaretlerine gösterilen özel hassasiyet de dikkat çekiyor. Bununla birlikte eserlerin kayıt kalitesi, kayıtlar farklı dönemlerden alındığı için değişiklik gösteriyor.

Albüm, bir zamanın değil, her zamanın üstadından, çoğu ilk defa CD’ye aktarılmış radyo kayıtları ağırlıklı bir seçki olarak arşivlerde yer almayı bekliyor.