Müzik

Unutulmaz klasikler, güncel orkestrasyonlar ve sahibine özgü bir yorum ile bütünleşiyor : Gülçin Ergül – Arabesk…

Gülçin Ergül’ü en son What Da Funk’ın albümünde ‘Mecbursun’ yorumu ile dinlemiştik. Genellikle EP çalışmaları ile dinlediğimiz Ergül, bu sefer bir albüm ile Arpej Yapım etiketiyle dinleyicilerle buluşuyor : Arabesk

Umut Kuzey’in projenin yapımını ve müzik direktörlüğünü üstlendiği eserlerin aranjeleri What Da Funk ekibine ait, bununla birlikte ‘Aramam‘ ve ‘İtirazım Var’ın keman kompozisyonları Orhan Şallıel’e ait iken, diğer eserlerin keman kompozisyonu Mert Kemancı imzası taşıyor.

İlk eser, sözü ve müziği İbrahim Tatlıses’e ait olan ve 2005 yapımı albümüne ismini veren şarkısı ‘Aramam’, Anıl Şallıel’in saksafonunun ön planda başladığı, İstanbul Strings’in kemanlarının Koray Üsgülen’in klavyesiyle dengelendiği, Cengiz Tural’ın davulu ve Deniz Beydili’nin basının Tolga Şanlı’ın gitarıyla birlikte altyapıyı tamamladığı ve Ergül’ün kendine özgü vokalini de gösterebildiği, orkestrasyonda caz tınıları da taşıyan başarılı bir başlangıç yorumu oluyor. ardından sözleri İlham Behlül Pektaş’a, müziği Rıfat Şanlıel’e (albümde orijinal soyadı olan Şallıel geçiyor) ait olan bir klasik eser ‘İtirazım VarŞallıel’in saksafonunun Tural’ın davulu ve İstanbul Strings’in kemanlarıyla uyumlu bir birliktelik gerçekleştirdiği, vokal ile birlikte Şanlı’nın gitarı ve Üsgülen’in klavyesinin de dahil olduğu ve Beydili’nin basının da tamamladığı eserde bir güzel durum ise, Orhan Şallıel’in babası Rıfat Şallıel’in eserinin keman kompozisyonunu üstlenip bir müziksel baba-oğul birlikteliğine imza atması oluyor. Ergül’ün yorumu da eseri güçlendiriyor.

Sırada, Mert Ekren’in Alişan tarafından yorumlanıp beğenilen eseri ‘İkimize Birden’ var, İstanbul Strings kemanlarının ön planda başlayıp Tural’ın davulu ile uyum sağladığı ve özellikle Şanlı’nın gitarının vokal kısmında kendisini gösterdiği eserde Ergül’ün çift ses vokali de esere güzel bir renk katıyor. Ayrıca Beydilli’nin bası da esere katkı sağlıyor. Orta kısımda ise Şanlı gitarıyla başarılı bir şekilde ön plana çıkıyor. Ergül’ün yorumu, What Da Funk’ın aranjesiyle birlikte gelecek yıllarda eseri ilk defa bu versiyonuyla dinleyecek dinleyiciyi ilk versiyonunu dinleyince şaşırtacak kadar yenilikler katarak farklı ve başarılı bir forma getiriyor, final kısmında ise Ergül’ün vokali ve İstanbul Strings‘in keman finali eseri devleştiriyor. Ardından Yıldız Tilbe’nin İbrahim Tatlıses yorumu ile kitlelere ulaşan eseri ‘Beni Benden Alırsanİstanbul Strings’in kemanları ve Şanlı’nın gitarına Şallıel’in saksafonunun ve Tural’ın davulunun eklenmesiyle başlıyor ve Beydili de basıyla eserin altyapısını tamamlıyor ve eserde doğu-batı dengesi gayet başarılı bir şekilde kuruluyor. Arka vokal de yorumu güçlendiriyor.

Albüm İbrahim Tatlıses’in Ayağında Kundura’dan sonra en çok kitlelere ulaştığı yorumu, Fethi Demir dizelerine Burhan Bayar bestesi ‘Bir Kulunu Çok Sevdim’ ile devam ediyor. Şallıel’in saksafonunun Şanlı’nın gitarı ve Tural’ın davulunun eklenmesiyle sürdüğü başlangıç kısmına İstanbul Strings’in kemanları da arabesk tınılar ile katılıyor, Beydili de bas gitarıyla eseri tamamlıyor. Ergül de özellikle tizlerdeki vokal başarısını bu eserde de gösteriyor. 

Sıradaki eser, ilk olarak Müslüm Gürses tarafından seslendirilip 1987 içinde çıkan ilk albümüne isim olan; o yılın en iyi şarkısı seçilen Ali Tekintüre dizelerine Yavuz Taner Durmuş bestesi ‘Gitme’ döneminde 20’ye yakın sanatçı seslendirmesine rağmen günümüzde pek yorumlanmayan bu nedenle albümde yer alması çok güzel düşünülmüş bir eser, İstanbul Strings’in başarılı arabesk tınılar katan kemanlarına Şanlı’nın gitarı ve Tural’ın davulu eklenirken, Şallıel’in saksafonu da Üsgülen’in klavyesi ile birlikte eserin batı kanadını oluşturuyor. Ergül’ün yer yer arabeske özgü koyulaşan başarılı vokali eseri devleştiriyor. Albümün öne çıkan çalışmalarından. ardından Tahir Mehmet Paker dizelerine Burhan Bayar bestesi olan ve İbrahim Tatlıses’in ‘Gülüm Benim’ albümünün tek duygusal eseri olarak kitlelere ulaşan ‘Yıkılmışım Ben İstanbul Strings’in kemanları, Şallıel’in saksafonuyla birlikte ön plana çıkarken Şanlı’nın gitarı ve Beydili’ın bası da eseri tamamlıyor ve İsmail Peşluk perküsyonuyla dahil olarak Tural’ın davuluyla uyum sağlıyor. Bununla birlikte Üsgülen de klavyesiyle yer yer ön plana çıkıyor. Eserin son kısmındaki ton değişimi ve vokaller eseri bambaşka bir hale getiriyor.

Ardından, önce Müslüm Gürses sonra İpek Pınar yorumuyla bilinen bir Orhan Akdeniz klasiği ‘Gökyüzü’ günümüzde biraz daha az söylenen eserlerden olduğu için albümde yer alması çok güzel düşünülmüş; İstanbul Strings arabesk tınılı kemanlarının Şanlı’nın batılı gitar solosuyla güzel bir birlikteliğe imza attığı, Tural’ın davulunun da Üsgülen’in klavyesi ile birlikte altyapıyı güçlendirdiği, Beydili’nin de yine basıyla tamamladığı eser, albümün öne çıkan bir başka çalışması olarak, ilk defa keşfedecek günümüz genç dinleyicisine de güzel bir şarkı kazandırıyor. Ardından, Ali Tekintüre dizelerine Tarık Agansoy bestesi ve Müslüm Gürses’in 1994 yapımı albümüne ismini veren şarkı ‘Senden VazgeçmemŞallıel’in saksafonu ve İstanbul Strings’in uyumlu birlikteliği ile başlayan, Şanlı’nın gitarı ve Tural’ın davulunun da tamamladığı eserde Ergül’ün yorumuyla eserin duygulu yapısını güçlendiriyor. Beydili’nin bası da Üsgülen’in klavyesi ile birlikte altyapıyı tamamlıyor. Son kısımda Şallıel’in saksafon solosu yer yer arabesk tınılar da katıyor.

Sırada, İbrahim Tatlıses yorumu ile bilinen iki eser art arda yer alıyor : ilk önce 1993 yapımı ‘Mega Aşk’da yer alan Yusuf Hayaloğlu eseri ‘Nankör Kedi’, İstanbul Strings’in kemanları ve Şallıel’in saksafonuyla başlayan, Ergül’ün vokaliyle renklenen, Şanlı’nın gitarının Beydili’nin bası ile birlikte başarılı bir şekilde öne çıktığı eserde Tural’ın davulu da ritmsel yapısıyla eseri hareketli bir şekilde; başka bir forma büründürüyor, Peşluk’un perküsyonu da esere güzel bir renk katıyor; ardından Yıldız Tilbe’nin ilk önce Deniz Seki tarafından yorumlanan eseri ‘Kim Bu Gözlerindeki YabancıŞanlı’nın gitarı ve Peşluk’un perküsyonunun Tural’ın davulunun uyumuyla başlayan ve İstanbul Strings’in kemanları ile Üsgülen’in klavyesinin güçlendirdiği eser, sanki 1970’lerde kaydedilmiş gibi bir ritmsel tınıya sahip, öyle bir naiflik hakim. Bununla birlikte Beydili de bası ile eseri güçlendiriyor. Son kısımda Peşluk’un tef eşliği de başarılı ve final kısmında, What Da Funk‘un albümündeki aranje anlayışını da görebiliyoruz. Bu bağlamda düzenlemelerinde artık kendilerine özgü başarılı ‘imza‘lar atmaya başladıkları da gözlemlenebiliyor.

Albüm, ‘Gitme’nin farklı versiyonuyla sona eriyor. Bu versiyon, Şanlı’nın gitarı, Üsgülen’in 70’ler tınıları katan klavyesinin Tural’ın davulu ve Beydili’nin basıyla uyumu ile başlıyor ve albümün en arabesk tınıların olduğu diğer versiyonuna göre daha sade ve rock tınılara sahip. Ergül’ün yorumu da bu atmosfere uyan bir sadelikte. Eser özellikle bu yorumuyla pek çok yeni dinleyicinin ilgisini çekecektir. Orta kısımda enstrümanların birlikteliği dinleyiciye eserin armonik yapısını yeniden keşfettiriyor. Albüme de güzel ve sade bir final oluyor. 

Albüm 80’lerden başlayarak 90’lardan, hatta 2000’lerde dinleyicinin zihnine yerleşen; hem sevilen klasikleri barındırırken, hem de günümüzde biraz daha geride kalmış eserleri de yeni nesil dinleyici ile buluşturuyor. Albümde ‘Gitme’ ve ‘Gökyüzü’ gibi iki -günümüzde daha az söylenen- esere yer verilmesi bile albüm repertuvarının ne kadar önemsendiğinin önemli bir göstergesi. What Da Funk ekibi de konuk müzisyenler ile birlikte başarılı bir orkestrasyona imza atarken, Ergül’ün yorumu da her müzik türünde ne kadar başarılı olabileceğini gösteriyor ve kendi alanında yılın en başarılı albümlerinden imza atıyor.