Müzik

Hayat dolu bir müziksel karnaval : Hakan A. Toker – Şehir Hayatı…

Hakan Ali Toker ismini hem solo olarak hem de yer aldığı topluluklarda başarılı performanslarıyla duyduk. Müzisyenlikte icracılığının yanında besteciliğiyle de bilinen Toker, önümüzdeki günlerde ’Toker Messing Around’ albümünü dinleyicilerle buluşturmaya hazırlanıyor. 

Toker, bu albümden birkaç ay önce ise, Yenikapı Müzik etiketiyle dinleyicilerle kendi bestelerinden oluşan bir etnik caz albümünü dinleyicilerle buluşturmuştu : Şehir Hayatı…

İlk eser, albüme adını veren ‘Şehir Hayatı’ hareketli bir başlangıç oluyor; Hikmet Altunbaşlıer’in trompetinin ön planda başladığı eserde Toker’in piyanosu ve Hakan Çetinkaya’nın baterisi, İsmail Darıcı’nın perküsyonları ile dengelenirken, Aykut Sütoğlu klarnetiyle, Tamer Temel saksafonuyla dahil oluyor ve saksafon orta kısımda öne çıkıyor. Toker de piyano solosuyla caz tınıları katıyor. Son kısma doğru Darıcı’nın perküsyonu ve Sideris’in bası uyumlu bir birlikteliğe imza atıyor. Son kısımda Sütoğlu’nun klarneti öne çıkıyor ve eserin caz altyapısına Doğu tınıları katıyor, başarılı bir sentez oluyor. 

Ardından ‘Uyanış’ Sideris’in basıyla başlayan esere Cengiz Baysal’ın baterisi ve Toker’in piyanosu da dahil oluyor ve Altunbaşlıer’in trompeti de eklenerek enstrümanlarla dengeleniyor ve trompet yer yer öne çıkıyor ve orta kısımda piyano ile bir atışma halinde ilerliyor. Son kısma doğru Toker’in piyano solosu öne çıkıyor ve Sideris’in bası da altyapıyı güçlendiriyor, eser son kısımda Sütoğlu’nun klarneti ve Darıcı’nın perküsyonlarının eklenmesiyle birlikte bir önceki eserdeki gibi iki farklı türün bir sentezine daha imza atıyor. Bu bağlamda eserin değişken yapısı dinleyicinin de dikkatini canlı tutuyor. Son kısımda Baysal’ın bateri solosu başarılı ve Sütoğlu’nun klarnet solosu da Toker’in piyanosuyla eklenerek uyumlu bir birlikteliğe imza atıyorlar. 

Sıradaki eser ‘Karnaval Alayı’ Darıcı’nın perküsyonlarıyla başlayan eserde Temel’in saksafonu öne çıkıyor ve Toker’in piyanosuyla uyumlu olarak ilerleyen eserde Darıcı’nın perküsyonları esere Latin tınıları katıyor. Altunbaşlıer’in trompeti ve Çetinkaya’nın baterisi de ekleniyor ve Sideris’in bası da altyapıyı tamamlıyor. Orta kısımda Sütoğlu’nun klarneti de diğer üflemelilerle birleşerek dengeleniyor. Son kısımda Toker’in piyano solosundaki makamsal geçişler esere güzel bir anlayış katıyor.

Ardından ‘Saatli Bomba’ geliyor, Çetinkaya’nın baterisi sanki eserin ismi gibi bir bomba tınısında ilerliyor, Altunbaşlıer’in trompeti ve Temel’in saksafonu da Toker’in piyanosuyla birlikte yer yer öne çıkıyorlar. Orta kısma doğru Sideris’in bası ve Sütoğlu’nun klarneti de eklenerek bateriyle dengeleniyorlar. Klarnet solosu çoğu dinleyicinin aklında kalacaktır. Son kısımdaki üflemelilerin bateri ile birlikteliğinin yarattığı kaos, başarılı bir finale imza atıyor.

Albüm, ‘Nikriz Disco’ ile devam ediyor, Toker’in piyanosuyla başlayan hareketli esere Altunbaşlıer’in trompeti de Çetinkaya’nın baterisiyle eklenirken bir anda Sütoğlu’nun klarnetiyle birlikte Darıcı’nın perküsyonu ekleniyor ve perküsyon-davul başarılı bir atışma içine giriyor. Orta kısımda Temel’in saksafon solosu dahil oluyor ve Sideris’in bası da altyapıyı tamamlıyor. Eserdeki ton değişimi eseri canlı kılıyor ve Sütoğlu’nun klarnet solosu Darıcı’nın perküsyonu ile öne çıkıyor ve esere güzel bir renk katıyor ve bu sefer Temel saksafonuyla dahil oluyor; Sütoğlu’nun yakaladığı tınıda ilerleyen bir soloya imza atıyor. Son kısımda eserin havası bir anda değişiyor ve Toker’in piyano solosu öne çıkıyor ve başlangıçtaki müzikselliğe geri dönüyor; art arda saksafon ve klarnetin öne çıktığı kısımlar yeniden geliyor. Albümün öne çıkan başarılı eserlerinden biri.

Ardından ‘Seviyorum Seni, Anla!’ Toker’in piyanosu ile icra ettiği eser albümün hareketli yapısını biraz daha yavaşlatarak daha duygusal bir hale getiriyor. Eser, Toker’in bestecilik yanında icracılığının da başarısını ortaya koyuyor.

Sırada, ‘Koşturmaca’ var, Altunbaşlıer’in trompeti ve Toker’in piyanosu, eser isminin hakkını verircesine hızlı bir tempoyla ilerleyerek başlıyorlar. Baysal’ın davulu ve Darıcı’nın perküsyonu uyumlu bir şekilde dengelenirken Sideris’in bası altyapıyı tamamlıyor. Orta kısımda Sütoğlu’nun klarnet solosu başarılı. Son kısımda Toker’in piyano solosu öne çıkıyor ve Darıcı’ın perküsyonları da eseri güçlendiriyor.

Ardından ‘Cengaver’ trompet-davul-piyano birlikteliği ile başlıyor, Temel’in saksafonu da Sütoğlu’nun klarneti ile birlikte eserin hareketli yapısına ekleniyorlar. Orta kısımda Temel’in saksafon solosu başarılı ve Darıcı’nın perküsyon solosu da esere Doğu tınıları katıyor. Son kısımda Toker’in piyano solosu öne çıkıyor. Sideris’in bası altyapıyı tamamlıyor.

Son eser ‘Hindamerikano’ Baysal’ın baterisi ve Gürkan Özkan’ın tablasına, Toker’in piyanosu ve Altunbaşlıer’in trompetinin eklenmesiyle başlıyor ve ara ara Temel’in saksafonu da renk katıyor. Orta kısımda Sütoğlu’nun klarnet solosu başarılı ve Sideris’in basıyla dengeleniyor. Son kısımda Baysal’ın baterisi ve Darıcı’nın perküsyonları bir atışma halinde ilerliyor. Bu kısım da esere ayrı bir renk katıyor ve Temel de saksafon solosuyla dahil olurken, bu sefer Altunbaşlıer’in trompeti ara ara öne çıkıyor. Sona doğru müzisyenlerin -Bitirdik mi? -E yani? -Çalıyorduk abi ne güzel? -E çalalım o zaman!  konuşması, esere sanki biten bir filmin son jenerik yazıları misali bir ruh katıyor. 

Albüm, hem Toker’in farklı müzik türlerini başarılı bir şekilde bir araya getirdiği besteleriyle, hem kendi dahil olmak üzere müzisyen kadrosunun da büyük katkısıyla yer yer bir karnavaldaymışçasına bir hayat katarak bu besteleri icra etmesiyle, ıskalanmaması gereken ve yılın kendi alanında en başarılı çalışmalarından biri olan ‘hayat dolu bir müziksel karnaval’.