Müzik

“İnsan”ın halleri : Kara Düzen – İnsan…

Geçtiğimiz yıllarda sahneleriyle ve YouTube’daki videolarıyla duyduğumuz Rock müzik grubu Kara Düzen, ilk albümleri ‘İnsan’ı, Ada Müzik etiketiyle geçtiğimiz ay dinleyicilerle buluşturdu.

Zülfü Livaneli’nin unutulmaz ’Kan Çiçekleri’ coverı haricindeki tüm eserler Kara Düzen’e ait. Düzenlemeler, Kara Düzen & Volkan Başaran imzalı. Albümün prodüktörü olan Volkan Başaran aynı zamanda akustik gitarıyla eserlere konuk oluyor. Değişken ritmler eseri daha dinamik ve dinleyicilere sürprizlerle dolu müzikal şaşkınlıklar yaratan başarılı bir albüm sunuyor. Grubun vokalisti Batıkan Halis Yayla, kendine özgü başarılı yorumuyla eserlere canlılık katıyor. Albümdeki şarkıların bazılarının isimleri şarkılarda geçmese de, o ismi çağrıştıran dizelerle -ki şarkı yazarlığında büyük bir başarı- anlatılmakta ve bu bakımdan lirik bakımdan güçlü bir albüm.

İlk şarkı; ‘Drakula’ az önce belirttiğim gibi şarkı ismini şarkıda kullanmadan bir insanın nasıl bir vampir gibi bir duyguya kapılabileceğini başarılı bir şekilde anlatırken, Başaran’ın elektro gitarı ve Özmen Çelik’in davulunun yanı sıra Özgür Aydemir’in basının da altyapıyı tamamladığı hareketli enerjik bir başlangıç oluyor albüm için, Başaran’ın son kısımdaki elektro solosu öne çıkıyor. Ardından yine enerjik bir eser ‘Aynı’, ‘özgür olmayı’ tekdüze dünya üzerinden anlatan ve içindeki değişken ritmiyle ve Çelik’in davuluyla bu değişken ritmi güzel bir şekilde taşıdığı dinamik bir eser.

Üçüncü eser, daha önceden sahnede söyledikleri Zülfü Livaneli klasiği ‘Kan Çiçekleri’ bilinen başlangıç kısmıyla başlamayan (ki hemen hemen bu eserin başka cover versiyonlarında aynı başlangıç mevcutken) ve diğer cover çalışmalardan daha yavaş olan ve bu bağlamda eseri daha da duygulu bir hale getiren ve esere yeni bir bakış açısı getirerek cover kelimesinin hakkını veren başarılı bir düzenleme. Başaran bu eserde hem elektro hem de akustik gitarıyla yer alıyor. Orta kısımda Başaran’ın elektro solosu başarılı. Ardından; dördüncü eser ‘Özgürlük Hapishanesi’ insanın içinde yaşadığı ikilemleri özgürlük hapishanesi olarak gören başarılı bir eser, Başaran’ın elektrosu ve Aydemir’in bası altyapıyı tamamlıyor.

Beşinci eser ‘GalizÇelik’in davul solosu ile öne çıkıyor, Aydemir’in başarılı bas yürüyüşü ile devam eden çalışmada, insanların çıkarları için söylediği yalanları Galiz ya da anlamı olan Çirkin kelimesini kullanmadan başarılı şekilde hissettiriyor. Değişken ritim bu eserde de eseri dinamik kılıyor. Davul-gitar solo esere başka bir canlılık katıyor. Finaldeki gitar ise eserin sözlerindeki karamsar havayı yansıtıyor.

Altıncı eser albüme adını veren ‘İnsan’ sirenlerle başlayan bir karmaşayla başlıyor; karmaşa sesleriyle bir ambiyans yakalıyor. ‘insan’ı eleştiren ve isabetli göndermeler yapan başarılı bir çalışma; brutal vokaller, gündemden haberlerden seçilen ses kesitleriyle ve değişken ritmleriyle hayatın insanın içine attığı öldüresiye zehri anlatıyor ve eserde Başaran‘ın ska gitarı esere başarılı bir boyut katıyor. Albümün öne çıkan eserlerinden. Ardından ‘Ay Işığı’nda Başaran’ın akustik gitarı ön planda; lirik bir aşk şarkısı; bir nevi insanın ‘aşık’ hali Kara Düzen’ce anlatılıyor.

Ardından; biraz daha sert bir çalışma geliyor ‘Gölgeler’. gitar sololarının başarılı olduğu, değişen ritmin yine yerinde kullanıldığı ve arkadaki diyalog yapısı başarılı olan bir eser : İnsanın anlaşılamaması ve düştüğü çaresizlik durumuyla birlikte ‘gölgeler’in yarattığı korku hakim.

Dokuzuncu eser davul ve bas gitarın hakim olduğu bir bir eser, ‘Doğunun Ezgisi’ söz yapısı çok başarılı türkülere ve türkülerdeki aşka selam gönderiyor. Ardından gelen ‘Hatıra’ göz imgesiyle aşkın hatırasını anlatan ve Başaran’ın gitarının ön planda olduğu ve öne çıkan bir eser.

Son eser biraz daha slow bir çalışma ‘Uçurum’ insanın içindeki gitmek isteme durumunu lirik sözlerle anlatıyor ve albüm için güzel bir final oluyor.

Ayrıca Tanju Eren‘in mastering çalışması, eserlerin orkestrasyon yanının daha da başarılı duyulmasını sağlıyor.

İnsanın hallerini, yer yer hayatı sorgulamasını ve daha pek çok şeyi, özgün sözler ve sözlerle uyumlu olan müzikal yapıyla, bu bakımdan kendilerine özgü bir üslup yaratarak diğer gruplardan ayrılan hem Rock müzik severlerin hem de tür ayrımı yapmayan genel müzik severlerin de beğeni ile dinleyeceği bir albüm.

Emre Siyahoğlu

Her şey müzikle başladıysa da bir yandan sinema meraklısıydı, bir ara edebiyata yöneldi, sonra yine müziğe döndü ve şimdi her üç alanda da yazılarını Bi'Kuble'de paylaşıyor.

Yorum Ekle

Yorum Yap