Mini-Röportajlar

Mini-Röportajlar #11 : Burcu Güney, Yaren Arduçluoğlu, Ecem, Mert, Nuri Savruk…

Mini-Röportajlar serisi, bir önceki çalışmalarında (tekli / EP / albüm) röportaj yaptığım isimlerle yeni çalışmalarını konuştuğum bir röportaj serisi olarak haftanın belli günlerinde devam edecek.

Mini-Röportajlar serimizin onbirinci konukları, ikinci çalışmalarını dinleyicilerle buluşturan dört isim; Burcu Güney, Yaren Arduçluoğlu, Ecem, Mert ve sekizinci teklisini dinleyicilerle buluşturan Nuri Savruk oldu.

Burcu Güney, kendi eseri “Âlâ”yı 2 versiyon olarak yine kendi firması Jojo Music etiketi ve Bünyas Herek düzenlemesiyle dinleyicilerle buluşturdu.

Âlâ’nın oluşum süreci nasıl gelişti? Bu bağlamda iki farklı versiyon yapmaya nasıl karar verdiniz?

-Âlâ’yı 2016 yılında yazdım. Toplum ve otoritenin üzerimizde kurduğu baskılar ve bizi yapmaya zorladığı seçimlerden bahsediyor. Kabul görmek uğruna hayallerimizden, hatta belki olduğumuz kişiden vazgeçmek zorunda bırakılışımızı anlatıyor ama umutsuz değil. “Gözünü aç ve kendi yolunu kendin çiz!” diyor. Birinci versiyonun Synthwave tarzı bir düzenlemesi var. Âlâ bana sorarsanız Rock tabanlı ve hissiyatlı bir parça fakat Synthwave’in hafif karanlık, dans ettiren ama içe dönük yapısını âlâ’ya çok yakıştırdım. İkinci versiyon ise aranjörümüz Bünyas’ın ilk yaptığı düzenleme. Half time bir ritimde olduğu için ben her ne kadar bu düzenlemeye de bayılsam da âlâ için kesinlikle hareketli bir şeyler istiyordum. Bünyas iki versiyon çıkarmayı teklif etti. Daha ne isterim? (gülüyor)

Âlâ ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız? Bu bakımdan versiyonlar hakkında nasıl geri dönüşler aldınız?

-Âlâ şarkı olarak çok beğenildi. İki versiyon arasından hangisini daha çok beğendiğine karar veremeyen çok oldu ama görünüşe göre -tabii klibin de etkisiyle- birinci versiyon daha çok dinleniyor. Ben ikisinden de çok keyif alıyorum. İkinci versiyon benim için sonsuza kadar dinleyeceğim bir albümün B yüzü parçası gibi. Tolga Şanlı o kadar güzel gitarlar çaldı ki, dinledikçe hem gurur hem sonsuz minnet duyuyorum. İlki ise daha dinamik bir uyanışı temsil ediyor benim için. Gerçekten karar vermek imkansız!

Âlâ’nın klibini yöneten Hakan Kasırga ile yollarınız nasıl kesişti? Klibin oluşum süreci nasıl gelişti ve klip ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?

-Kasırga ile ortak arkadaşımız Bilge Elif Özköse sayesinde tanıştık. Bizim eşim Şener ile aklımızda bir fikir vardı zaten, Hakan ile tanıştığımız gün bu fikir onun da aklına yattı ve bir sonraki haftaya çekmeye karar verdik. Dostlarımızın yardım ve destekleri sayesinde yine hayallerimizin de ötesinde bir klip oldu. Bodrum’un tanınan simalarının yanında çok değerli oyuncular Aslı ve Kerem Kobanbay’ın da katılımıyla şahane bir kadro oluştu ve fazlasıyla iyi geri dönüş aldık kliple ilgili.

Âlâ’dan sonra yapmayı düşündüğünüz çalışmalar var mı?

-Elbette. Bir parçamız daha hazır, ondan ayrı olarak konsept bir video serisi hazırlamayı plânlıyoruz. Her an, her saniye hayata geçirmenin yollarını aradığımız projelerimizi düşünerek geçiyor. Bizim hayatımız bu. Tekrar görüşeceğiz! (gülüyor)

Yaren Arduçluoğlu, ilk teklisinde olduğu gibi sözlerini yazdığı ve Berkay Eren’in bestelediği-düzenlendiği “Adaların Karşısı”nı yine PYST by Gazel Müzik etiketiyle dinleyicilerle buluşturdu.

Adaların Karşısı’nın oluşum süreci nasıl gelişti?

-Adaların Karşısı’nı Son Durak’tan önce yazmıştım ancak tam değildi, sadece nakarat kısmı ve ilk kısımdan birkaç cümle vardı. Berkay ile birlikte sözlere beste aşamasındayken, oluşum aşamasındaki melodi bana Son Durak’ın nakaratını yazdırdı ve çok kısa zamanda Son Durak’ın oluşumu gerçekleşti. Biz de öncesinde Son Durak’ı yayınlamaya karar verdik. Daha sonraki süreçte Adaların Karşısı tüm hissiyatı ve özeniyle tamamlandı, zaman içinde daha içe dokunan bir parça oluşturmuş olduk. İyi ki de öyle oldu. 

Adaların Karşısı ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız? 

-Çok çok güzel tepkiler aldım ki oluşum aşamasında iken biz dahi bayıldık. Çok içe dokunan, naif, çok daha hisli bir şarkı çıktı ortaya. Dinleyen herkes kendi içinde bir duyguya dokunduğumuzu söyledi ve bu durum beni daha da mutlu etti. Bu tempoda, bu duyguda daha çok şarkı üretmemiz yönünde tavsiyelerde ve isteklerde bulundular. Devamı da gelecek diye umuyorum...

Adaların Karşısı’nın klibini Son Durak’taki gibi Mehmet Yoluk yönetti. Klibin oluşum süreci nasıl gelişti ve klip ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?

-Mehmet ile Son Durak sürecinde çok keyifli vakit geçirdim. Hem eğlendim, hem de pek çok şey öğrendim ve çok güzel bir kimya yakaladığımızı düşünüyorum. Adaların Karşısı’nda da Mehmet ile çalışmak istedim ve kendisi ile görüştük, çalışmaktan memnun ve mutlu olacağını söyledi. Çok kısa bir süre içerisinde tüm detaylar konuşularak bir plan oluşturduk ve klibimizin çekimini gerçekleştirdik. Yine çok keyifli bir gün geçirdik, iyi ki tanışmışım dediğim, her türlü destek ve yardımlarını üzerimde hissettiğim biri, iyi ki var! Klibimiz ile ilgili aldığım yorumlar genellikle “Sıcak bir ev ortamı hissiyatı, çok doğal ve samimi bir duygu veriyorsunuz!” şeklinde oldu hatta “Sonraki klipleri de bu şekilde yapabilirsin!” gibi fikirler de aldım. Bir işi yaparken o işe katılan duygunun dinleyici tarafından da aynı his ile buluşması çok mutlu edici bir durum oldu benim için. Güzel dönüşler için herkese çok teşekkür ederim.

Ayrıca şarkınızla ibrahim Selim ve Bu Gece’nin Açık Kapı sahnesinde yer aldınız. Programda yer almanız nasıl gelişti ve nasıl geri dönüşler aldınız? 

-Evet, İbrahim Selim ile Bu Gece programını uzun zamandır takip ediyorum ve Açık Kapı adı altında keşfedilmeye yüz tutan veya keşfedilmek isteyen pek çok müzisyen ve gruplara programda yer vermeleri çok ince bir davranış. Şarkılardan sonra programdaki o bölüm aklıma geldi ve program ekibinden Umay Hanım ile görüşerek programa konuk olma düşüncemi söyledim, kendisi de tüm içtenliği ile bizi programda ağrılamaktan mutluluk duyacaklarını söyleyerek 2 hafta sonrası için bize bir tarih verdiler. Program benim ilk sahne tecrübemdi, ilk büyük heyecanımdı. Bu durum tabi sahne performansıma da yansıdı ancak izleyen herkesten o heyecanın çok samimi, çok doğal göründüğünü ve kendi hayallerimin peşinden kendi imkanlarım ile usanmadan gittiğim için benimle gurur duyduklarını duymak “İyi ki bu yola girmişim!” dedirtti. Umarım daha pek çok sahnelerim olur!

Adaların Karşısı’ndan sonra yapmayı düşündüğünüz çalışmalar var mı? 

-Tabii ki var. Ekip arkadaşlarımla bu konu üzerinden sıkça söz ediyoruz. Kendi fikirlerimi, isteklerimi dile getiriyorum ve hep birlikte bazı planlar üzerinde duruyoruz. Sözlerini tamamladığım pek çok şarkım var ancak bazı şeyleri tam olarak gerçekleştirebilmemiz ve istediğimiz sonucu elde edebilmemiz için biraz zamana ihtiyacımız var. En kısa sürede yeni tekli ve tekliler için üretim aşamasına geçeceğiz.

Ecem, aynı isimli roman-diziden esinlenerek yazdığı kendi eseri “Camdaki Kız”ı yine Ozan Gülek düzenlemesi ve Alptekin Yapım etiketiyle dinleyicilerle buluşturdu.

Camdaki Kız’ın oluşum süreci nasıl gelişti?

-Camdaki Kız dizisini ilgiyle izliyordum ve bir gün Toygar Işıklı’nin yaptığı dizi müziklerini dinlerken o sırada piyano ile bakıştık! (Gülüyor) Böylece oturdum piyanonun başına, minör akorlar basmaya başladım ve aslında Camdaki Kız dizisi için şarkı yaptım! Tabii ki hemen bitirmedim. Birkaç gün uğraştım sözler üstüne ve son halini Ozan Gülek ile paylaştım. Akustik bir kayıt aldık ve böyle güzel bir şey çıktı ortaya…

Camdaki Kız ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?

-Şarkı çıktıktan sonra etrafımdaki müzisyen arkadaşlarım beni çok mutlu eden mesajlar gönderdiler. Tabii Akışa Bırak ile kıyaslayanlar oldu insanlar taraf tutar gibi, beni yine mutlu eden yorumlar yaptılar. Genel olarak güzel tepkiler aldım.

Bununla birlikte şarkınıza Majör Stüdyo yapımı bir klip çektiniz. Klibin oluşum süreci nasıl gelişti ve klip ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?

-Şarkının oluşum süreci hızlı olduğu gibi klibin de oluşum süreci hızlı oldu. Sokağa çıkma kısıtlamalarının olduğu günlerde izin alarak çektik. Şarkının genel havası piyano ağırlıklı olduğu için bu havayı klibe de yansıttık. Klip de Akışa Bırak ile kıyaslandı! (gülüyor) Eleştiriler de aldım, “Kuyruklu piyano olmalıydı!” diyenler de oldu, “Birkaç mekanda çekilmeliydi!” diyenler de ama dediğim gibi kısıtlama döneminde çektik ve çok da geciktirmek istemedik.

Camdaki Kız’dan sonra yapmayı düşündüğünüz çalışmalar var mı?

-Evet, bu sefer bir Ozan Gülek şarkısı söyledim ve şarkı açıkçası bomba etkisi yaratacak. Henüz aranje aşamasında ama ben spoiler vereyim şimdi size, dans derslerine başladım bile! Bu şarkı vesilesiyle dans edebildiğimi fark ettim, çok keyifli bir iş gerçekten… Çok hareketli, çok neşeli bir şarkı olacak… Benden söylemesi! (gülüyor)

Mert, ilk EP’si sonrası yeni teklisi olarak elektroda kendisinin, davul ve klavye altyapılarda Ozan Ayaz’ın, akustik gitarda Dinçer Özdemir’in ve basta Mert Yürüten’in yer aldığı bir doğaçlama Jam eseri “Jam Track”i bağımsız olarak dinleyicilerle buluşturdu.

Jam Track’in oluşum süreci nasıl gelişti?

-Aslında bu şarkı tamamen bir doğaçlama Jam ürünü. karşılıklı emprovizeler yapılırken ortaya çıkan tamamen her yönüyle doğaçlama bir şarkı. O yüzden adı “Jam Track olsun!” dedik. 

Jam Track ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız? 

-Geri dönüş olarak daha önceki 5 şarkılık EP’de olduğu gibi bu çalışmamla da iyi ve olumlu tepkiler aldım. Ülkemizde tamamen enstrümantal müzik türünün de dinlenebiliyor olması beni oldukça mutlu ediyor.

Jam Track’ten sonra yapmayı düşündüğünüz çalışmalar var mı?

-Bu şarkıya “Jam Track Studio Live 1” dedik, belki başka bir Jam sırasında ikincisi çıkarsa diye. Bunun haricinde yeni bir tekliden sonra uzun zamandır aklımda olan yeni bi projeye başlayacağım. Anadolu kültürünün ürünü olan müzik eserlerini, Türk müziğini; daha doğrusu Doğu sentezli eserleri, caz ve neoklasik formlarla tamamen enstrümantal bir şekilde yeniden kaydetmek istiyorum. Bu çalışma uzun zamandır aklımdaydı ama yeni başlamış bulunduk.  Yine 5 şarkılık bir EP de olabilir, bir albüm sürecine de gidebilir. Proje içerisinde göreceğiz.

Nuri Savruk, uzun süredir devam ettirdiği müziksel ortaklıkların (sözlerde Savruk, müzikte Erşan Oral, düzenlemede Selim Öztürk) oluşturduğu yeni teklisi “Bırakma Bizi”yi bir önceki teklisinde olduğu gibi Avrupa Müzik etiketiyle dinleyicilerle buluşturdu.

Bırakma Bizi’nin oluşum süreci nasıl gelişti?

-“Bırakma Bizi” aslında her bir eser gibi nev-i şahsına münhasır bir eser. İş çıkış saatlerinde yazdığım sözleri Sevgili kardeşim Erşan Oral’a ulaştırmamla birlikte akrep ve yelkovan harekete geçti. Aynı akşamda şarkının müziği yapılmış, WhatsApp üstünden tarafıma ulaştırılmıştı. Aklımızda ilkbahar gibi işin başına geçmek vardı aslında Pandemi sebebiyle. Ancak Prodüktörümüz Sevgili Selim Öztürk ile şarkıyı paylaştığımız o günlerde bizimle birlikte yükselip “Şarkıyı daha ilk dinlediğinde ben kafamda bitirdim, haydi başlıyoruz!” dedi. Kapanmalar ardından Nisan ayının 2. gününde Lucky Ones Studio’da mikrofonun başında yerimi almıştım. Bir gün sonra Avrupa Müzik ile de gerekli görüşmemizi yapıp sözleşmemizi yaptık ve 10 Haziran için bize çıkış tarihi verdiler. Döndüğümde klibimizi tamamladık ve dinleyicilerimizin beğenisine sunmuş, ve müzikal arşivimize sekizinci eserimizi eklemiş olduk.

Bırakma Bizi ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?

-Şu ana kadar aldığımız dönüşler gayet olumlu. Özellikle vokal anlamında kendimi daha ileri taşıdığımı düşünüyorum. Şarkı içinde bulunduğumuz yaz sezonuna uygun, her yaş grubunun zevkine hitap edebilecek, her bir mekanda çalınabilecek bir şarkı diye düşünüyoruz.

Bırakma Bizi’nin klibini Hiç klibinden beri çalıştığınız Serhat Karaosmanoğlu yönetti. Klibin oluşum süreci nasıl gelişti ve klip ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?

-Klip için bu kez tercihimiz bir bölgeyi, bir yöreyi, bir tarihi eseri öne koyma kaygısından uzak, daha basit, daha ben odaklı olmasını düşündük. Düşündüğümüzü de gerçekleştirdik bence. 2 ayrı mekanda 2 günde çekimleri tamamladık. Tabii bazı dinleyicilerimiz de özellikle Talas gibi, Tarihi Kayseri Kalesi gibi daha önceki kliplerimize benzer biçimde Kayseri temalı bir çalışmanın beklentisi içerisindeydi. Bu kez öyle yapmadık. Ortaya çıkan çalışmadan memnunuz. Tabi Sevgili Serhat Karaosmanoğlu, Sevgili Mustafa Kara ile çalışmak bizim için artık gayet rahat ve keyifli bir hal aldı. Aile gibi olduk, ne istediğimizi biliyorlar, biz de ne onların işini kolaylaştırabilmek için ne yapmamız gerektiğini biliyoruz. Onlarla artık kilometremiz çok fazla.

Bırakma Bizi’den sonra yapmayı düşündüğünüz çalışmalar var mı?

-“Bırakma Bizi”den sonra tabi devam edeceğiz. Süreç işlemeye devam ediyor. Belki bir albüm artık ya da yine belki bugüne kadar olduğu gibi tekli ile devam edeceğiz. Sanırım Eylül ayı gibi başına geçeceğiz, daha dün Sevgili Selim Öztürk ile bu yönde bir istişaremiz oldu. Fakat zaman, “Bırakma Bizi” zamanı. Tüm enerjimiz, gündemimiz “Bırakma Bizi” bu dönemde. Konserlere dönmemiz lazım ki, buradan bir müjde verebilirim. Temmuz ayının ikinci yarısında sahnelere dönüyoruz. Bunu dinleyicilerimize bir müjde olarak duyurmak isterim.

Burcu Güney, Yaren Arduçluoğlu, Ecem, Mert ve Nuri Savruk’a bu mini-röportajlar için teşekkür ediyorum. Dört sanatçıyla bir önceki çalışmalarında yaptığım röportajları aşağıdaki linklerden okuyabilirsiniz.

Emre Siyahoğlu

Her şey müzikle başladıysa da bir yandan sinema meraklısıydı, bir ara edebiyata yöneldi, sonra yine müziğe döndü ve şimdi her üç alanda da yazılarını Bi'Kuble'de paylaşıyor.

Yorum Ekle

Yorum Yap